1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Radyo ve Televizyon Mevzuatında Ses ve Müzik
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Radyo ve Televizyon Mevzuatında Ses ve Müzik

A+A-

Geçtiğimiz hafta yaptığımız girişin ardından bu hafta, Türk radyo ve televizyon mevzuatında, ses ve müzik kullanımına dair son dönemde yapılan hukukî düzenlemeler üzerinde durmaya çalışacağız. 

2011 yılında yürürlüğe giren, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunda ses ve müzik kullanıma ilişkin yapılan düzenlemeleri üç başlık altında ele alabiliriz.

Bunlardan ilki, Kanunun “Yayın Hizmeti İlkeleri” başlıklı 8. maddesinde, haber bültenleri ile ilgili yapılan düzenleme. Buna göre, haberlerin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemiyor. Aynı düzenlemenin, Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte, “Haber bültenlerinde veya haber programlarında şiddet unsuru taşıyan ses ve görüntüler, süresi gereğinden uzun tutularak, tekrara başvurularak ya da gerçekliğiyle oynanarak haber niteliği dışında yayınlanamaz” şeklinde bir hükümle daha da detaylandırıldığını görüyoruz.

Her iki düzenlemeyle haberlerin bir şekilde kurmacaya dönüştürülmesinin engellenmesi, haberlerin tarafsızlık ilkesi çerçevesinde yansıtılması, izleyici ve dinleyicilerin yönlendirilmesinin önüne geçilmesi amaçlandığını söyleyebiliriz. Nitekim, abartılı ses ve görüntüler eşliğinde verilen haberlerde, kimi zaman izler kitlenin haber aracılığıyla alımlaması gereken asıl konu arka planda kalabiliyor. Bu bağlamda, haberlerin tekdüze, sıkıcı ve monoton hale dönüşebileceğine dair eleştiriler yapılıyor olsa da, ses ve müziğin abartılı biçimde kullanılarak ajitasyon yapılması suretiyle izleyici ve dinleyicilerde duygusal değişikliğe yol açılması, hatta haberlerin manipüle edilmesi dahi mümkün. Söz konusu hukukî tedbir aracılığıyla bir nebze de olsa duygu sömürüsünün önüne geçilebilir.

İkinci önemli düzenleme ise, ticarî iletişim yayınlarının genel esasları ile reklam ve tele-alışveriş yayınlarına dair uyulması gereken hususların sıralandığı Kanunun 9. ve 10. maddelerinde yer alan şu hükümlerdir:

“Haber bülteni ve haber programlarını düzenli olarak sunan kişilerin görüntü veya seslerine ticarî iletişimlerde yer verilemez.”

“Ticarî iletişim yayınlarının ses seviyesi, diğer yayın bölümleri ile aynı seviyede olmak zorundadır.”

“Televizyon ve radyo yayın hizmetlerinde reklamlar ile tele-alışveriş, sesli ve/veya görüntülü bir uyarıyla açıkça fark edilebilecek ve program hizmetinin diğer unsurlarından kolaylıkla ayırt edilebilecek biçimde düzenlenir.”

Yukarıda da belirtildiği üzere, haber bülteni ve/veya haber programlarını sunan kişilerin belirli bir ürün ya da markayla anılmaları, onların reklam filmlerinde yer almaları sakıncalıdır. Zira, bu durum, o kişinin tarafsızlığına dair olan inancın yitirilmesine yol açabileceği gibi, ürün ya da markanın ticarî iletişim faaliyetini sürekli ekranda görünen bir kişiyle yapması nedeniyle muadil ürünlerle arasında haksız bir rekabetin doğmasına yol açabilir. 

Diğer yandan, medya hizmet sağlayıcıların yegâne gelirinin reklamlar olduğu düşünüldüğünde, spikerlerin ürün ya da markalara dair ekran, mikrofon ya da sanal ortamdan yapacakları olumsuz bir yorum da ciddi sıkıntılar doğurabilir.
Yine reklamlar, izleyici ve dinleyicileri savunma modundan çıkararak etkilemeye çalıştıkları için uzun yıllar reklam ve tele-alışveriş yayınları başlamadan önce ses seviyesinde bilinçli bir şekilde yükseltmeler yapılmıştır. Reklamverenler, o esnada televizyon seyreden ya da radyo dinleyenlerin bütün dikkatlerini reklamlara verdiğini sansalar da, izler kitle çoğunlukla ses seviyesini kısmakla kalmayıp, en azından reklamlar bitene kadar başka bir kanal veya frekansı tercih edebiliyor. Ticarî iletişim yayınlarının ses seviyesinin, diğer yayın bölümleri ile aynı seviyede olması zorunluluğu ile kısmen de olsa izleyici ve dinleyicilerin reklamlardan uzaklaşmasının önüne geçilebilir. Ki, Kanunda da hükmolunduğu üzere, reklamlar, hazırlanacak sesli ve/veya görüntülü uyarılarla yani “reklam jenerik ve jingle”ları aracılığıyla izler kitleye kolaylıkla fark ettirilebilir.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından 2014 yılında yayınlanan Radyo ve Televizyon Yayınlarında Uygulanacak Ses Seviyesine İlişkin Yönergenin 7. maddesinde ise, ses seviyelerinin Kanun, Yönetmelik ve Yönerge’ye uygunluğunun Üst Kurul İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı tarafından takip edilmesi, değerlendirildikten sonra ihlal tespit edildiği takdirde kanunî müeyyide uygulanmasının Üst Kurul’a teklif edilmesi hükme bağlanmıştır. 6112 Sayılı Kanun kapsamında yapılan izleme ve değerlendirme sonucunda reklamların ses seviyesi, diğer yayın bölümleriyle aynı seviyede olmayan radyo ve televizyonlar hakkında idarî yaptırım uygulanmaktadır. 
Kanunda vurgulanan üçüncü önemli husus ise, 14. maddenin 4. fıkrasında yer alan düzenleme kapsamında radyo ve televizyon kuruluşlarının, yayınlarında belirli oran ve saatlerde Türk halk ve Türk sanat müziği programlarına yer vermesinin zorunlu hale getirilmesidir. Aslında bu zorunluluğu, medya hizmet sağlayıcıların güttükleri ticarî kaygının esiri olmaksızın, gecenin geç saatleri yerine gündüz kuşaklarında veya izler kitlenin yayınları takip etme ihtimalinin daha çok olduğu saatlerde yerine getirmeleri gerekir. Bu sayede, Türk kültürünün önemli unsurlarından biri olan müzik eserlerinin yaşatılarak, daha geniş kitlelerle paylaşılması ve nesilden nesile aktarılması da sağlanmış olacaktır. 
Söz konusu programların toplam yayın süresinin, haftalık yayın süresi içinde bir saatten az olmaması gerekmektedir. Medya hizmet sağlayıcıların bu programlara yedi günlük bir periyotta asgari bir saat süreyle yer verecek olmaları, olumlu bir adım gibi görünse de kesinlikle yeterli değildir. Hakeza, meseleye ülkenin kültür-sanat politikası bağlamında yaklaşılması, hangi bilimsel veya sosyolojik veri çerçevesinde belirlendiği bilinmeyen 1 saatlik oranın mutlaka arttırılması ve söz konusu programların daha öncede belirtildiği gibi izler kitlenin yayınları takip etme ihtimalinin daha çok olduğu yayın kuşaklarında yayınlanmaları gerekmektedir. 
 

Bu yazı toplam 626 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.