1. HABERLER

  2. AFYON HABER

  3. Putları Yıkmadan Allah’a Teslim Olamayız
Putları Yıkmadan Allah’a Teslim Olamayız

Putları Yıkmadan Allah’a Teslim Olamayız

Toplumda azalan sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışının toplumumuzun özü olduğunu ifade eden Uluslararası Mevlevi Kültürünü Yaşatma...

A+A-

Toplumda azalan sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışının toplumumuzun özü olduğunu ifade eden Uluslararası Mevlevi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Hacer Aran; “Günümüzde var olan nefis putlarını kırıp özümüze döndüğümüzde hayat çok daha güzel olacak İnşallah” dedi.

Allah’ın yarattığı varlıklara sevgi, saygı ve hoşgörüyle yaklaşmanın Allah’a olan sevgiden geldiğini belirten Uluslararası Mevlevi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Hacer Aran, günümüzde nefis ve benlik duygusunun oluşturduğu putların kırılmasıyla birlikte sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışının toplumda yeniden tesis edilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

“ALLAH’A OLAN SEVGİNİZİ ANLATMAK İÇİN BİR TARİKATA GİRMENİZ GEREKMİYOR”

Dernek Başkanı Hacer Aran; “Tekke ve Zaviyeler Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte tarikatlar kapatıldı ama özellikle Mevlevilik dünya hayatı içerisinde yaşarken halinizle Allah’ın yarattıklarına karşı sevgi, saygı, muhabbet ve hoşgörüyle yaklaşmayı söyler. Bunun için bir tekkeye veya tarikata girmeniz gerekmez. Tekke ve Zaviyeler Kanunu yürürlüğe girmeden önce Mevlevi tekkelerinde 1001 gün çile dönemi varmış. 1001 gün çile döneminde 18 farklı görevde çile çekilirmiş. Çile çekilen bu dönemde dünyada yapmanız gereken yalan söylememek, Allah’ın yarattıklarına zarar vermemek, öldürmemek, gasp etmemek, temizlik alışkanlığı gibi temel görevlerde bir yasak olarak değil, kişinin bunlardan kendi iradesiyle uzaklaştığı döneme kadar süren bir eğitim şekliymiş” diye konuştu.

“1001 GÜN ÇİLE NEFİS TERBİYE DÖNEMİDİR”

“1001 gün çile dönemi aynı zamanda kişinin nefis terbiyesi dönemi olarak sonuçlanan bir dönem olurmuş” diyen Aran; “Bu süre zarfında da kişi şeriatı tamamen anlamış ve özüne geçirmiş olurmuş. Sonrasında ise Dedelik dönemi başlarmış ve tarikat ehli olarak Mevlevilik yolunda yürüyüşe devam edilirmiş. Günümüz şartlarında 18 görevin üzerine 20 yeni görev daha eklendi ve dünya şartlarında hepsini yaşamaya başladık ve yaşarken kanunlar, kurallar ve ahlaki davranışlarımız eğer Mevlevilik ile ilgileniyorsanız, özünü anlamışsanız, halinize dökerek yasak ve sıkıntılı olduğu için değil Allah yarattığı için ona olan sevginizden dolayı o yolda ilerlemeye başlıyorsunuz. Bu davranışınız sizin için bir yasak değil, Allah’ı üzmemek ve kırmamak için tavrınıza dikkat etmeniz anlamına geliyor ve onun yarattıklarına karşı daha saygılı, sevgili ve hoşgörülü yaklaşmaya başlıyorsunuz” dedi.

“HAYRI VE ŞERRİ ALLAH’TAN BİLİP TEVEKKÜL ETMEK GEREK”

Allah’ın yarattığı tüm varlıklara sevgi, saygı ve hoşgörülü yaklaşılması gerektiğine vurgu yapan Uluslararası Mevlevi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Hacer Aran; “Günümüz şartlarında nasıl işi düşenlere ya da aramızda sorun çıkmasını istemediğimiz kişilere karşı nezaketli davranıyoruz ama Mevlevilikte böyle değil. Bir ağaca da, bir tahtaya da, bir kuşa da, bir pencereye de, bir insana da aynı dikkati göstermek gerekiyor çünkü her birini Allah yarattı. Bunu da davranışımıza döktüğümüz zaman hiçbir sıkıntı olmaz, adaletsizlikler olmaz, zulümler olmaz, günümüzde sıklıkla yaşanan ahlaki tacizler olmaz, hırsızlıklar olmaz, gasplar olmaz, kimse haramla uğraşmaz bilir ki gelen de Allah’tan, giden de Allah’tandır. Geldiyse şükürler olsun, hamdolsun, gelmediyse de vakti saati vardır gelecektir diye sabrederek ama tevekkülle sabretmek gerekir. Azim ve çabayı gösterdikten sonra sabırla beklemek gerekir. Tevekkül ederek bekledikten sonra eminim hayat daha güzel, dünya daha rahat ve yaşanacak bir yer haline gelir” ifadelerini kullandı.

“ALLAH KULLARININ KENDİSİNE OLAN SEVGİSİNİ ÖLÇER”

Günümüz şartlarında sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışının büyük ölçüde kaybolduğunu ifade eden Başkan Aran; “Hz. Mevlana’nın Allah’ın yarattıklarına olan sevgi, saygı, muhabbet ve hoşgörünün Allah’a olan sevgi olduğunu anlatan haline bürünebilmek dünya hayatı için de çok güzel olabilirdi. Tamamen kayboldu demiyorum çünkü bunu yaşayanlar hala var çok şükür. Kendi özüne geçirmiş ve yaşayan gönül dostlarımız var ve onlar bir anlamda da umut kaynağımız. Günümüz şartlarında insanlar ekonomik anlamda gördükleri şeylere karşı hürmet ve saygı gösteriyorlar. Maddi şeyler de her geçen gün insan hayatında daha değerli olmaya başladı. Maddi değere sahip olmayan kişilerde de bir isyan baş göstermeye başladı. Allah yarattığı kullarının kendisine olan sevgisini ölçmek için ara ara bazı şeyleri eksiltiyor veya çoğaltıyor. Geleni Allah’tan bilmeye başlarsak eksilenler ve çoğalanlar biliyoruz ki ona olan sevgimizle şekillenecek” dedi.

“ALLAH’I SADECE İBADETTE DEĞİL, HER ZAMAN HATIRLAMAK GEREK”

Dünyada ve ahirette olan her şeyin Allah’a ait olduğunu bilerek isyan etmenin doğru olmadığını dile getiren Uluslararası Mevlevi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Hacer Aran; “İnsanlarda ego ve benlik duygusu arttıkça kendilerine ait olmayan şeyleri de kendilerine aitmiş gibi göstermeye başladılar. Böyle olduğunda da Allah’ı unutmaya başladılar. Allah’ı sadece seccadede, ezan-ı Şerif okunduğu zaman ya da sadece Ramazan ayında hatırlar olmaya başladılar. Davranışlarınızla siz secdeyi gözkapağınıza getirmediğiniz zaman, gözünüzü her kırptığınızda bir şeyi yaşadığınızı hatırlamadığınızda ve her şeyin Allah’tan olduğunu bilmedikten sonra sadece ara ara ona dua etmekle yetişmek ve onu tanımanın mümkün olmayacağını hatırlamak gerekiyor” diye konuştu.

“NEFİS PUTLARINDAN KURTULMAMIZ LAZIM”

“Peygamber Efendimizin İslamiyet’i yaydığı dönemde Kâbe’nin içerisindeki putların kırıldığı söyleniyor ya onlar nefis putlarıydı ve hala biz o putlarla beraber yaşıyoruz” diyen Başkan aran;  “Birlikte yaşadığımız o nefis putlarından artık kurtulmamız lazım. Mevki putları, para putları, eş putları, sevgili putları, sağlık putlarını yıkmadıktan sonra Allah’a teslim olamayız. İşte bu nefis putlarından kurtulmaya başlamak toplumdaki bütün zincirin kendiliğinden düzeleceğini, insanların birbirlerine karşı saygı, sevgi ve muhabbetinin artacağını, ötekileştirmeden uzaklaşacaktır. Allah isteseydi hepimizi esmer, sarışın veya kumral yapabilir her şeyimizi aynı yaratabilecek güce ve kudrete sahip bir İlah. Böyleyken hepimizi farklı yarattığına göre bu farklılıklarımızı Allah’tan dolayı önce bizlerin kabullenmesi gerekiyor. Bizi farklı yaratmasındaki sebep farklılığı fark ederek onun zenginliğini, onun gücünü, onun büyüklüğünü daha iyi anlayalım diye. Dünya sadece tek bir renkten oluşsaydı veya insan aynı olsaydı ne kadar kıymetli olduğunu anlayamazdık. Bu nedenle farklılıklarımıza saygı duyup, yaratandan bilip ötekileştirmeden, dostluk, muhabbet içerisinde, dünya kurallarına uyarak, adaletli yaklaşmak ve bu tecellilere dikkat etmek çok önemli biz böyle bir toplumuz, bizim özümüzde zaten var. Bizim sadece özümüzde olanları yeniden hatırlamamız gerekiyor ve hatırlayacağımıza inanıyorum” ifadelerine yer verdi.

Bu haber toplam 1520 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.