1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Piyasalar Türkiye’deki Referandumu Bekliyor
Piyasalar Türkiye’deki Referandumu Bekliyor

Piyasalar Türkiye’deki Referandumu Bekliyor

Maliye Bakanı Naci Ağbal, siyasi iktidarın ekonomide yükselişe götürmeye devam edeceğini belirterek,  “Bütün piyasalar şu an da Türkiye’deki bu halk oylamasının sonucunu bekliyor.

A+A-

Eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse, ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor.” dedi

Maliye Bakanı Naci Ağbal, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından Oruçoğlu Termal Otelde gerçekleştirilen il ve ilçe sektör temcileriyle bir araya geldi.

Toplantıya Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın yanı sıra Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Ali Özkaya, Hatice Özkal, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, İl Genel Meclisi Başkanı Salih Sel, ATSO Yönetim Başkanı Hüsnü Serteser, AK Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven, Afyonkarahisar Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Mühsürler, çok sayıda iş adamı ve davetli katıldı. 

Toplantının açılış konuşmasını yapan Bakan Ağbal, Şırnak ve Bingöl’de gerçekleştirilen terör saldırıları ile Suriye’de rejim güçlerinin kimyasal silah kullandığı saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Terörün hain yüzünü bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Bakan Ağbal, şöyle konuştu:

“Bugün terörün tekrar o kapkara yüzünü, o hain yüzünü bir defa daha gösterdi. Maalesef bugün Şırnak'ta yapılan terör saldırısında 3 güvenlik görevlimiz şehit oldu ayrıca 9 yaralımız var. Yine Bingöl'de yapılan bir terör saldırısı sonucunda 1 korucumuz şehit oldu. 3 korucumuz bir askerimiz yaralı. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.

“İdlip’te yaşanan kimyasal saldırıyı kınıyoruz”

Ağbal, Suriye’de rejim güçlerinin yaptığı klor gazlı kimyasal saldırıyla ilgili tüm dünyanın ayağa kalkması gerektiğini belirtti.

Suriye rejiminin İdlip’te masum insanların üstüne kimyasal silahlarla saldırıda 100’ün üzerinde insanın hayatını kaybettiğinin altını çizen Bakan Ağbal, “ 500 insan da yaralı. Türkiye olarak başından itibaren söylüyoruz. Mevcut rejim hiçbir insani ve dini gözetmeksizin kendi insanına karşı adeta bir insanlık savaşı açmış durumda ve burada da Türkiye olarak başından itibaren meseleye insani bir mesele olarak baktık. Bir insanlık onuru meselesi olarak baktık ve rejimin bütün bu çabalarını da her zaman şiddetle kınadık. Onun için bugün olan hadiseyi şiddetle kınıyoruz. Artık dünya Suriye'de olanlara karşı kayıtsız kalamaz. Suriye'de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Türkiye ilk baştan itibaren hiç bir çıkar gözetmeksizin tamamen insani değerlerle tamamen inancımızın değerleriyle hareket bu meseleye yaklaştı. Ve inşallah artık bu Suriye'deki insanlık dışı muameleler son bulur.” 

“Global ekonomide yaşananları dikkate almalıyız”

Türkiye’nin son 14 yılına bakıldığında ekonomi alanında büyük başarılara imza atıldığını ifade eden Bakan Ağbal,  ülkenin adeta yeni baştan kurulduğunu kaydetti.

‘Türkiye ekonomisinin başarı üstüne başarı hikayeleri yazan bir ekonomik görünüme sahip’ diyen Bakan Ağbal, “Bununla da her zaman iftihar ediyoruz. Bunu bizden daha fazla başka ülkeler uluslararası kuruluşlar ve bu konunun uzmanı olanlar söylüyor. Türkiye son 14 yılda adeta yeni baştan kuruldu. Ekonominin temelleri çok sağlam bir şekilde inşa edildi ve bütün karşılaştığımız şoklara karşı da ekonomi her zaman dayanıklı olduğunu gösterdi. Son 14 yılda dünyada ekonominin çok değişti. 2000 binli yılların başındaki paranın bol olduğu, o dönemler bitti. 2009'da dünya yepyeni bir döneme girdi. 2009 ekonomik krizi global ekonomik krizi bütün dünya ülkelerini derinden etkiledi. Türkiye ile ilgili ekonomi konusunda değerlendirmelerde bulunurken mutlaka bu 14 yıllık süreçte global ekonomide meydana gelen gelişmeleri de dikkate almak zorundayız. 2009'a kadar olan süreci bir bölüm olarak alırsak 2009 sonrası dönemi bir bölüm olarak alırsak şunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dünyada ülkelerin ister gelişmiş ülkeler olsun, ister gelişmekte olan ülkeler olsun artık 2000 yılların başlarındaki o yüksek büyüme oranlarının oluştuğu hızlı küresel ticaretin arttığı dönemlerin geride kaldı. 2009 sonrası dönem küresel ekonomi için yepyeni bir dönemin başlangıcı oldu. Son 7 yılda da gerek gelişmiş ülkeler gerek gelişmekte olan ülkelerde görüyoruz ki; büyüme oranlarının aşağı geldi. Küresel ticaret artık eskisi gibi artmıyor.” İfadelerini kullandı.

“Siyasi iktidar ekonomiyi yükselişe götürür”

Ağbal, 2003 ile 2016 yılları arasında Türkiye’nin ortalama büyüme hızının yıllık yüzde 5,7 olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin son 6 yılda istihdama kattığı kişi sayısının 7 milyon arttığını hatırlatan Bakan Ağbal, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki döneme ilişkin bir miktar iyimserlik var. Yani 2016 yılındaki küresel ekonomide kaydedilen bütün olumsuzluklardan sonra 2017, 2018, 2019 yıllarında ekonomide küresel ekonomide bir toparlanma ve ılımlı bir büyüme trendine girme beklentisi var. Ama işimiz o kadar da kolay değil. Yani bugün hem gelişmiş ülkeler hem gelişmekte olan ülkelere baktığımız zaman bir çok noktadan kırılganlıklar olduğunu da söylemem gerekiyor. 1990’lı yıllar boyunca o bütün siyasi istikrarsızlığın yaşandığı dönem boyunca yani 1990 ile 2000 yılları arasında 12 yıllık dönemde Türkiye yaklaşık yıllık yüzde 3,6 büyüdü. Ama 2002 dönemi sonrasına baktığımızda Türkiye büyüme oranlarını önemli ölçüde yukarı çekti. Yani 2003 ile 2016 arası Türkiye’nin ortalama büyüme hızı yıllık yüzde 5,7. Siyasi istikrar ile ekonomik büyüme arasında çok doğrusal bir ilişki var. Bir ülkede siyasi istikrar kalıcı ve sağlam bir şekilde oluşmuş ise o ülkelerde ekonomik büyümelerde yukarı gidiyor. Onun içindir ki 1990’lı yıllar boyunca ekonomi 3,6 büyürken siyasi istikrarın görece olarak olumlu olduğu AK Partili yıllar yani 2003, 2016 dönemi arasında yaklaşık 5-7 büyümüşüz. Türkiye bakımından çarpıcı gelişme aslında 2009 sonrası yakalanan büyüme performansı bu da son derece önemli. 2010 sonrası yani global krize rağmen Türkiye 6, 7 büyüdü. Türkiye olarak ekonomide izlediğimiz doğru politikalar neticesinde hem yüksek büyüme oranlarını yakaladık. Hem de bu dönemde son 6 yılda istihdama kattığımız kişi sayısını 7 milyon artırdık."

“2017 yılına ümitle girdik”

‘2016 yılı gerek küresel ekonomi bakımından zor bir dönem oldu’ diyen Naci Ağbal, Türkiye’nin açısından zor bir yıl olduğunu vurguladı.

 Ağbal, 15 Temmuz’da bu ülkede milli iradeye tahammül edemeyen ordunun içerisinde yuvalanmış bir takım güçlerin darbe girişiminde bulunduğunu belirterek, “Ama bu darbe ve diğer gelişmeler ekonominin üzerinden tabi ki bir takım olumsuzlukları da beraberinde getirdi. Türkiye ekonomisi takvim etkisinden arındırılmış oranlara bakıldığında 2016 yılında yüzde 3’ün üzerinde büyüdü. Bu sın derece önemli bir gelişme. 2016’nın üçüncü çeyreğinde ekonomide bir daralma meydana geldi. Ama değerli iş adamlarımızın gayretleri ile ekonomide çok hızlı bir toparlanmayı da yaşamış olduk. Bu da son derece sevindirici ve 2017 yılına çok daha fazla ümitle girdik. 2017 yılı inşallah 2016 yılından çok daha başarılı bir yıl olacak diye düşünüyorum. Önümüzdeki aylara ilişkin ekonomide gelişme sinyalleri olumlu. İnşallah hem talepte hem üretimde hem yatırımda hem de istihdam tarafında güçlü bir toparlanmayı 2017 yılında da bekliyoruz.” 

“Devlet yönetiminde reforma gidelim”

Türkiye’nin anayasa değişikliği ile geleceğini inşa edecek yepyeni bir sıçramanın eşiğinde olduğunu anımsatan Bakan Ağbal, “AK Parti Türkiye'yi son 14 yılda kişi başına düşen milli gelire göre orta- üst gelir gurubuna çıkarmıştır şu anda Türkiye bir üst basamağa sıçramanın arifesinde. 11 bin dolar civarında olan milli geliri, 12 bin 735 doların üzerine çıkarırsak, Türkiye ciddi manada ekonomide süper lige taşınmış olacak. Onun için geleceğimizi inşa edecek yepyeni bir sıçramanın eşiğindeyiz. Yani Türkiye 2002 yılından 2017 yılına kadar önemli bir aşama kaydetti. Ama diyoruz ki, bu elbise bu bedene dar geliyor gelin bu elbiseyi büyütelim. Ekonomiyi büyütelim. Refahı büyütelim. Kişi başına düşen milli gelirde Türkiye süper lige çıksın. Yani üst gelir grubu ülkelerden bir tanesi olsun diyoruz. Türkiye olarak milli gelir olarak 25 bin dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Eğer burada kalkınmada yeni bir safhaya geçeceksek eğer, devlet yönetim sisteminde reforma gidelim. Bu yapacağımız reform, demokrasi, adalet, eğitim ve burada gösterdiğim bütün reformların da önünü açacak” dedi.

“Yargıda mutlaka reform yapmak zorundayız”

‘Neden hükümet sisteminde bir reforma ihtiyaç duyuyoruz’ diyen Bakan Ağbal, sandıkta yeni bir sistem arayışı içerisinde olunduğunu kaydetti.

Mevut sistemin ciddi anlamda istikrarsızlık riski olduğunu belirten Bakan Ağbal, “1990’lı yıllarda milli gelir 2500-3000 bin dolar arasından kalmış ise bunun esas nedeni siyasi istikrarsızlıklardır. Mevcut sistem maalesef, güçsüz hükümetler, kırılgan siyaset ve kısa vadeli hükümet ömürlerini beraberinde getiriyor. Mevcut sistemde çok başlılık var. Bu gün hem Cumhurbaşkanlığı, hem de Başbakanlık karar mekanizmasında yer buluyor. Gelin diyoruz bu iki sistemi birleştirelim, mevcut sistemin sürdürülebilirliği yok. Kuvvetler arasında yetki ve sorumluluklar belirsiz. Yargıda da mutlaka reform yapmamız lazım. Yargı sisteminin bu mevcut yapısıyla Türkiye'yi ileriye taşıması asla mümkün değildir. Bu anaya değişikliği yargı reformuna çok önemli destek verecek, çok önemli değişiklikler olacak. 16 Nisanda yapılacak anayasa değişikliğinde sadece hükümet sisteminde köklü değişiklikler olmuyor. Yargı, yasama ve yürütmede de çok önemli değişiklikler yapılıyor. Bize göre bu yeni sistemde Türkiye'de demokrasi güçleniyor. Yönetim sisteminde temsili demokrasi güçleniyor. Çünkü yeni sistemde yönetimi doğrudan halk belirliyor.”dedi.

“Türkiye’de yabancı yatırımlar daha artacak”

Bakan Ağbal, 16 Nisan’daki halk oylamasında ‘evet’ sonucu çıkması halinde Türkiye ekonomisiyle ilgili olumlu algı daha da güçleneceğini ifade etti.

Bakan Ağbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni sistemde eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor. Önümüzde bir halk oylaması var bütün piyasalar şu an da Türkiye’deki bu halk oylamasının sonucunu bekliyor. Türkiye’de önümüzdeki aylara, günlere ve yıllara ilişkin bu halk oylaması önemli belirleyici bir faktör olacak. 16 Nisanda eğer halk oylamasında ‘evet’ sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek. Neden? Yani muhtevadan bağımsız olarak söylüyorum, eğer ‘evet’ çıkarsa önümüzdeki yıllara ilişkin yepyeni bir sistemi kurmuş oluyoruz yeni yönetim sistemi devreye girmiş oluyor, siyasi sistemle ilgili böyle bir belirsizlik ortadan kalkıyor. Dolayısı ile referandumun bizzati kendisi ‘evet’ ile sonuçlandığından muhtevadan bağımsız bir şekilde önümüzdeki aylardaki Türkiye’de işler daha da yoluna girecek. Yakın vadede yatırımlar artacak. Özel sektör yatırımları aratacak, Türkiye’ye gelen yabancı sermaye yatırımları da artacak ve bu sayede Türkiye’de büyüme oranları daha da yukarıya gidecek. Gelin bu tarihi fırsatı kaçırmayalım. Herkes içeride ve dışarıda bütün yatırımcılar ve piyasa anayasada yapılacak değişikliğin ‘evet’ ile sonuçlanması halinde Türkiye ile ilgili yatırım kararlarını çok süratli bir şekilde devreye sokacak. Bunun konuşması da, çalışmaları da yapılıyor. Böylelikle ekonomide çık hızlı bir şekilde toparlanma istihdamda çık hızlı bir şekilde tekrara yukarı yönlü bir gelişme olacak” diye konuştu. Konuşmanın ardından ATSO Başkanı Hüsnü Serteser, günün anısına Bakan Ağbal’a kendi resminin yer aldığı bir tablo hediye etti.
 

Bu haber toplam 825 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.