1. YAZARLAR

  2. Süleyman Şahin

  3. Peygamber Ahlakıyla Ahlaklanmak
Süleyman Şahin

Süleyman Şahin

Din Hizmetleri Uzmanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Peygamber Ahlakıyla Ahlaklanmak

A+A-

“Sen Ahmed-ü Mahmûd-u Muhammedsin Efendim,

Hakdan Bize Sultân-ı Mü’eyyedsin Efendim…”

Şeyh Galib

Cenab-ı Allah, insanoğlunu en güzel meziyetlerle ve en yüksek derecede, yani mükerrem bir varlık olarak, en önemlisi ve değerlisi de kendisinin halifesi olarak yaratmış ve O’na layık bir yaşam biçimine sahip olması için dünyaya göndermiştir. Dolayısıyla insanoğlunun geçici dünya hayatındaki asli vazifesi, Cenab-ı Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu bu mükemmel yaradılışın hakkını vermek, idrakinde olmak, yaradanına layık bir kul olma bilinciyle bir hayat yaşamak ve ebedi âleme nazaran kısacık olan ömrünü bu doğrultuda dolu dolu tamamlamaya gayret göstermektir. Bu bağlamda kendisine bahşedilmiş olan bu üstün dereceye layık olabilmesi içinse insanlığın bazı özelliklere sahip olması gerekmektedir.

Elbette sahip olunması icab eden bu özellikleri sayacak olursak birçok hal zikredebiliriz ancak bunların en başında muhakkak ki güzel bir ahlaka sahip olmanın geldiği unutulmamalıdır. Çünkü güzel ahlak, bütün hayırlı amelleri ikmal eden, hatta cem’ eden bir vasfa sahiptir ki bu da Kul bilincinde olması icab eden insanın Rıza-i İlahi’ye kavuşabilmesinin olmazsa olmazıdır. Hiç şüphesiz güzel ahlakın en önemli modeli, en aşikâr uygulayıcısı ise Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’dir. Nitekim Habib-i Kibriya (s.a.v) Efendimiz bunu, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”  hadis-i şerifi ile bizzat kendisi bizlere bildirmiş, Allah-u Teâlâ ise Rahmet Elçisinin güzel ahlakı tamamlayıcı vasfa sahip, her yönüyle mükemmel ve ümmetine Rol Model olan yaşantısını Kur’an-ı Kerim’inde şu İlahi Hitapla taçlandırmıştır. “Andolsun, Allah’ın Rasulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”   

Peygamberimiz (s.a.v.), âlemlere rahmet olarak gönderilmiş , tek derdi bütün insanlığın kurtuluşu olan ve ümmetinin sıkıntıya düşmesi kendisine ağır gelen  yegâne hakikat güneşidir. Bizlerin ise inananlar olarak yapmamız gereken, kararmış kalplerimizi bu hakikat güneşiyle aydınlatmak, geçici dünyanın sahte güzelliklerinden sıyrılıp, Peygamber ahlakını kuşanmak ve hanemizi bu nur ile doldurmaktır. “Rasulullah’a itaat eden Allah’a itaat etmiş olur…”  İlahi hitabından hareketle diyebiliriz ki; kim aciz bir kul olarak yaşayacağı hayatı Peygamber ahlakıyla tezyin ederse, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış ve harabe olan gönül evini Kibriya güneşi ile aydınlatmış olur. Bakınız Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri Kibriya güneşinden yoksun bir evi nasıl tabir ediyor: ”Kibriya güneşinin şuaından (ışığından) mahrum ve ışıksız olan gönül evi, Yahudilerin canı gibi dar ve karanlıktır; muhabbet ihsan eden Allah’ın zevkinden mahrumdur. Ne güneşin o gönüle ışığı parlar, ne o gönlün sahası genişler, ne kapısı açılır. Sana böyle bir gönülden mezar yeğdir. Gönül mezarından çık artık!”  İşte Mevlana’nın da dediği gibi, Cenab-ı Allah’ın hoşnutluğunu, rızasını kazanamamış olan, dolayısıyla da Peygamberi bir ahlaka sahip olamayan, önce kendi benliğini, ardından aile efradını bu ahlakla donatmayan, en nihayetinde de bütün çevresine ve hatta muhatap olma imkânı bulduğu tüm insanlara bu ulvi donanımı yansıtamayan, O’ndan uzak, O’na yabancı bir gönlün, bir hanenin durumu, bütün ömrü karanlık bir zindanda geçmeye mahkûm olan esirin durumundan farksızdır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) ahlakça en üstün olan  ve mahlûkatın da en şereflisi bir şahsiyettir. O, umulur ki bir gün iman ederler düşüncesiyle, düşmanına dahi beddua etmeyip onlara merhamet edecek kadar Şanı Yüce ve Şeyh Sadi-i Şirazi’nin dediği gibi; “O’nun gibi bir destek, bir arka olduktan sonra bir milletin duvarının yıkılmaktan korkusu olmayacağı, kemaliyle yüksek makamlara ulaşan, iç ve dış güzelliğinin nurlarıyla karanlıkları açan” , tek Hakikat Güneşi ve Tek Sığınılacak Limandır. O, İslam prensiplerinin teorik ifadesi olan son İlahi Kitab’ın, pratik hayattaki en canlı, en anlaşılır ve en güzel yansımasıdır. Çünkü Hz. Aişe’nin de dediği gibi, “O’nun ahlakı, Kur’an ahlakıdır.”

İşte biz böyle bir Peygamber’in ümmeti olarak, O’nun yaşam biçimini kendimize örnek almalı, O’nun, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”  buyurduğu ve mübarek yaşantısı ve sözleriyle ikmal ettiği ahlak ile ahlaklanmalıyız. Özellikle de İnsanlığın tamamiyle Allah’ı unuttuğu, O’ndan uzaklaştığı, yaradılışındaki o mükerremliği kaybettiği bir zamanda; toplumsal yozlaşmanın arttığı, ahlaki dejenerasyonun hat safhada olduğu, gerek insanlar gerekse devletlerarasında baskı, şiddet, savaş, terör ve benzeri elim hadiselerin fazlasıyla artarak dünyanın adeta yaşanmaz hale getirildiği bir asırda; ailevi çözülmelerin arttığı, hayat hakkının görmezden gelindiği, komşuluk, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi ahlaki erdemlerin adeta unutulmaya yüz tuttuğu, bunların yanı sıra gıybet, dedikodu, yalan ve iftira gibi felakete sürükleyici durumların arttığı, kontrollü ve hayırlı kullanılmadığı takdirde insanlığın helakine sebebiyet verebilecek olan teknoloji ve sanal dünyanın bütün toplumda özellikle de gençler arasında adeta bir örümcek ağı gibi yayıldığı, perde arkasındaki şeytanların da bu sanal dünya marifetiyle gençliğin ve toplumun ifsadına tüm mesaisini harcadığı bir zaman diliminde, özümüz/mayamız olan Kur’an’a rücu’ etmemiz, Peygamberi bir ahlakla ahlaklanmamız kaçınılmazdır.

Elbette ki böyle yüce bir şahsiyetin ahlakıyla donanmanın karşılığını, Allah (c.c.) hem bu dünyada hem de ahirette kat kat verecektir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır. “Ruhumu kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer.”

Sözlerimi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e muhtaç oluşumuzu ifade eden şu dizelerle bitirmek istiyorum:

Sen canıma can olup da doluyorsun Efendim,

Beni Sensiz ve de cansız eyleme.

Nur olup da yüreğime doluyorsun Efendim,

Beni karanlıkta nursuz eyleme.

Gül bahçemde Sensiz gülüm açmaz oldu Efendim,

Bahçemi de gonca gülsüz eyleme.

Hayat pınarımda çağlayan su oldun Efendim,

Ab-ı Hayatımı kurak eyleme.

Ne mutlu vahyin nurundan müstefid olmak için Risalet güneşini hayatına şiar edinenlere. Ne mutlu “Bir” olanın rızasına mazhar olabilmek için, en değerli ve en son Hakikat Güneşini, her bir hücresine nakış nakış işleyenlere. Ne mutlu Peygamber ahlakını önce benliğinde, sonra ailesinde, daha sonra da bütün toplumda yaşayan, yaşatan ve içselleştirenlere.                                   

Bu yazı toplam 2157 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum