1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Önce Adap Gerek Adap!
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Önce Adap Gerek Adap!

A+A-

Gelişmişlik, büyüklük, azamet fenni alanlarda ve sosyal bilimlerde ilerlemekle mi mümkündür? 
Sadece bu alanlarda kendimizi geliştirsek, rakibimiz olmayacak düzeye ulaşsak, bu kavramlara kavuşmuş mu olacağız?
Fen bilimlerinde allame-i cihanlar yetiştirsek, bu hedeflere ulaşabilir miyiz?
Sosyal bilimlerde ilmi bilgisi bahr-i bî-pâyân olan ulema yetiştirsek, büyük ve gelişmiş bir ülke olabilir miyiz sizce?
Soru cümlesi insanı muhasebeye ve düşünmeye iter, zihnini çalışmaya zorlar. Bu yüzden de bu yazımda bolca soru cümlesi kullandım.
 Gerçekten de bunları başarsak gelişmiş bir devlet mi olacağız? 
Elbette ki hayır…
Her işin başında âdâb olmaz ise yapılan işin hiçbir anlamı kalmaz hatta büyük zararlar doğurur. Temelinin âdâb olmadığı fiiller şer doğurur. 
Avrupa’nın tekniki ve fenni alanlarda ilerlemesi onları büyük ve gelişmiş ülkeler mi yaptı?
Tarihte ne kadar büyük savaş varsa hepsinin kaynağı bunlar değil mi? Fen ve teknikteki gelişmeleri ve icatları hep insanlığa şer getirmedi mi? İcat ettiklerini hep insanların hayatına kıymak için, katletmek için kullanmadılar mı?
Ya sosyal bilimlerde ilerlemeleri…
Avrupa’dan çıkan onca ideoloji onca akım hangisi insanlık âlemine bir fayda getirdi? Yaptıkları kanunlar veya hukuki düşüncelerinin hangisi bir topluma huzur ve güven ortamı sağlamış?
Peki âdâb ne demektir? Neden bu kadar önemlidir?
Âdâb, edep kelimesinin çoğuludur, dinin gerekli gördüğü ve aklın güzel bulduğu bütün fiilleri, uyulması gereken görgü kurallarını, göz önünde bulundurulması ve izlenilmesi gereken esasları ifade eder. 
Âdâb kelimesi, bir işe veya sanata, bir hal veya davranışa nispet edildiğinde o alana ait özel kuralları ve incelikleri ve o konuda uyulması gereken dinî, ahlâki ve mesleki hüküm ve esasları ifade eder.
İşte bu yüzdendir ki, tarihte yalnızca İslam’ın içtihadi kaidelerinin uygulandığı devletler hep huzur ve mutluluk içerisinde yaşamıştır. Bunun en büyük emsallerinden birisi Peygamber aleyhisselatu vesselamın devleti ve onun devamı olan Devleti Aliyyeyi Osmaniye’dir.
Pekiii!
Fen ve teknikte Avrupalıdan geri kalışımızla başlayan bu kendimizi küçümseme ve Avrupa’yı önemseme, büyük görme, ona özenme bize bir fayda getirdi mi bari? 
Tanzimat’tan bu yana hep avrupayi bir yaşantıya kayış oldu. Fenni alanlarda ilerleme olmadı mı? Oldu elbette lakin bundan çok yaşantıları örnek alındı. Giyinme, konuşma, aile içi ve toplum içi münasebetler, mimari yapılar ve en önemlisi de düşünme… 
Yaşantın kimin gibiyse düşüncelerinde onun gibi oluyor!
Öyle değil midir?
Bu işler ilk önce özenmeyle başlar, taklitle devam eder ve bir bakmışsınız başka birisi olmuşsunuz. Şuan ki nesle bakıyorum da ekseriyeti teknolojinin, haberleşmenin ve birçok alanda imkânın artması ile tam bir avrupayi tarzda düşünmekte ve onlar gibi yaşamakta.
Avrupayi bir yaşantı tarzına bürünen yeni nesilde…
Âhlak? Edep? 
Ne kadar var sizce?
Devlet her yere ulaşım imkânı sağlıyor, sağlık imkânı sağlıyor, eğitim imkânı sağlıyor…
En ücra köşeye bile okul götürüp, orada eğitim veriyor. Yüzlerce üniversite milyonlarca öğrenci… 
Her birine yatırım yapılıyor, milyarlarca lira harcanıyor. Ne için? Eğitip, ülke için kaliteli, çalışkan insan yetiştirebilmek için. Devletin geleceği olan gençleri eğitip, gelişmiş bir ülke olabilmek için.
Pekiii!
Yukarıda da bahsettiğim üzere, sadece fene, tekniğe, her türlü bilime yatırım yapmakla gelişme sağlana bilir mi? Sizlere soruyorum.
Devlet elbette bu alanlara yatırım yapacak, destek verecek amma işin temelini oluşturması gereken edep ve âhlak sahibi nesiller yetiştiremediği sürece yapılan bu yatırımlarla bırakın topuğumuza sıkmayı, kafamıza sıkmak olacaktır.
Biz Türk milleti olarak… İslam’a bin sene sancaktarlık yapmış bir millet olarak. Temel dünya görüşümüz elbette ki İslam olmalıdır. 
Yüz yıllarca mücadele ettiğimiz, medeniyet götürmeye çalıştığımız Frenkler gibi düşünüp, yaşamaya çalışmak abes değil midir?
İnandığın dava dururken, karşı tarafın davasını gütmek nedir?
Devlet dediğimiz şey nedir?
Sen, ben, o değil midir?
Devleti devlet yapan yani bizleriz. Biz ne olursak, devletimiz de o olur. O yüzden devletin en öncelikli yatırımı genç neslin terbiyesi ve âhlaki eğitimi olmalıdır.
Genlik ve Spor Bakanlığı’na milyarlarca lira ödenek verilmektedir. Bakanlık nesli eğitmek adına kamplar düzenlemekte. Dışarıdan bakıldığında çok güzel gibi duran bu kamplar birer rezalettir. Zira atasının İstanbul’u fethettiği yaşta ki gençlere bir anaokulu öğrencisi dengindeymiş gibi muamele edilmektedir. Yapılan etkinlikler çok boş ve gereksizdir. Daha birçok alanda devletin paraları boşa harcanmaktadır. 
Bunun yerine gençlere sağlam bir dünya görüşü aşılanacak eğitimler verilmelidir, bedeni olarak ise eskiden olduğu gibi dinç ve dinamik olacak faaliyetler yaptırılmalıdır. Aksi takdirde bu yapılanlar devletin parasını havaya saçmaktan başka bir şey değildir.
Bu alanda daha çok konuşulacak mevzular var ama daha önem arz eden Milli Eğitime gelelim.
Verilen eğitim ortada…
Eğitim verenlerde ortada…
Yani iki tane büyük problemimiz var. Bunlardan daha büyük önem arz eden verilen eğitimin içeriği. 
Devlet önce şunu düşünmelidir, biz nasıl bir nesil yetiştiriyoruz ve nasıl bir nesil yetiştirmek istiyoruz?
Vereceğimiz eğitimi buna göre şekillendirmeliyiz. Devletin bütçesinin büyük bir çoğunluğu eğitim için harcanmakta. 
Pekiii, istediğimiz nesil yetişiyor mu sizce? Okul açmakla, insanları üniversitelerden mezun etmekle problem halloluyor mu? 
Devlet, ilk önce milleti yozlaştıran bu eğitim içeriğini değiştirmelidir. Temelinde âdâb olan bir eğitim içeriği nesile tabi tutulmalıdır.
Diğer önemli husus ise eğitimcilerdir. Eğitimi tatbik edecek onlardır. Onun için üniversitelerde eğitim fakültelerine ayriyeten önem verilmelidir. Aynı umde burada da geçerlidir, bina yapmakla veya teçhizat sağlamakla bir şey elde edilmez.  Daha doğrusu sadece bunları sağlamakla elde edilmez.
Eğitimciyi yetiştirmek devlet için elzem umdelerden biridir, zira ülkenin geleceği onların elindedir. Onlar ne yetiştirirse devlet onun hasatını alacaktır.

Kıymetli okur!.. 
Devleti devlet yapan biziz, biz nasıl olursak devlette öyle olur!..

Bu yazı toplam 789 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.