1. YAZARLAR

  2. Mehmet Aksoy

  3. Nezaket ve Sabrın Eğitim Öğretimdeki Yeri
Mehmet Aksoy

Mehmet Aksoy

Sosyolog - Eğitimci
Yazarın Tüm Yazıları >

Nezaket ve Sabrın Eğitim Öğretimdeki Yeri

A+A-

(BİR ÖĞRETMENLİK ANISI)

Aralık ayının soğuklarını hissedildiği bir zamanda eğitim öğretimde de soğuk havaların yaşandığı bir davranışla karşı karşıyayım. Öğrencilerimden bir tanesinin hüzünlü, mahzun ve acılar içersinde karşıma gelip bir arkadaşı hakkında serzenişi (şikayeti) hiç aklımdan gitmiyor. Aynı sınıfta okuduğu, aynı havayı soluduğu, aynı sıraları paylaştığı arkadaşı tarafından darp edilmiş. Yüz hatları morarmış, gözleri ağlamaklı bir durumda kendisine yapılanları anlatarak şikayetçi olmakta. Öğrencimi bir taraftan dinlerken bir taraftan da onu bu duruma getiren arkadaşının önceki yapmış olduğu olumsuz davranışlar gözümün önünden şerit gibi geçmekteydi. Bu olumsuz davranışı sergileyen öğrencimiz başka bir lisemizden okulumuza nakil olarak gelmişti. Bu öğrencimizi kazanmak için defalarca sınıf rehber öğretmenlerimiz, okul rehber  öğretmenimiz, dersine giren öğretmenlerimiz ve okul müdürü  olarak şahsım her türlü uyarı, ikaz, nasihat, rehberlik yapmamıza rağmen sağlıklı bir sonuç alamıyorduk. Öğrencimizin yapmış olduğu bu darp olayından sonra babasını telefonla arayarak okula davet ettim. O da davetimin sebebini sorduğunda oğlunun okul dışında arkadaşına yapmış olduğu darp olayını anlattım. Okuldaki arkadaşlarının ve öğretmenlerinin huzuru için böyle bir olaya bir daha kalkışmaması ikazında bulundum. Öğrenci velisi ise telefonda bu uyarıları dikkate alacağını ve oğluna gerekli ikazlarda bulunacağını belirterek telefonu kapattı. 

Ertesi gün yeni güne başlamanın heyecanıyla görevimin başındaydım ve müdür odasında günlük işlemlerin takibini yaparken aniden kapıda hiddet ve celalli bir şekilde bir misafirimiz belirdi. Daha selam vermeden istek ve arzusunu dile getirmek için müsaade almadan kaba söz ve davranışlarla sert bir tonajla “Bak müdür sen benim oğlumu okuldan atmak için bahaneler uyduruyorsun. Benim oğlum hiçbir arkadaşıyla kavga etmemiş, hiçbir arkadaşını darp etmemiş.” diye hitaplarda bulunuyordu. Velinin böyle sert, kaba konuşmaları esnasında okulumuzun destek personeli( Hizmetli) elinde bir bardak çayla odama girdi. Bana getirmiş olduğu çayı ben bana sert hitaplarda bulunan öğrenci velisine vermesini söyledim. Ve öğrenci velisinin masamın karşısında bulunan koltuğa oturmasını istedim. O bana sert ifadeler kullanırken ben ise mesleğimin verdiği görev ve ciddiyet içersinde kızmadan ona sakinleşmesini söyledim. Bu arada okul nöbetçi öğrencisini çağırarak yazılı olarak verdiğim pusuladaki öğrencilerin sınıflarından çağırarak yanıma gelmesini istedim. Çağırdığım öğrenciler arkadaşını darp eden öğrenci, diğeri darp edilen öğrenci, bir diğeri de bu darp olayına tanık olan öğrencimdi. Öğrenciler karşıma geldiğinde bir suçluluk psikolojisi içersinde başları eğik karşımda duruyorlardı. Darp edilen öğrenciye “Bu seni dövdü mü?” dediğimde sesini çıkarmıyor. Darp eden öğrenciye “Niçin arkadaşına vurdun?” dediğimde o da dut yemiş bülbül gibi sesini çıkarmıyordu. Sorularım peş peşe gelmeye başlayınca darp eden öğrenci suçunu yani arkadaşına vurduğunu itiraf etti. Darp edilen öğrenci de bundan sonra da beni hep döver korkusuyla öğrenci velisine beni senin oğlun dövemedi diye geceki yapmış olduğu konuşmanın utancı içindeydi. Darp edilen öğrenciye “Neden akşamleyin seni döven öğrencinin babasıyla konuşurken beni senin oğlun dövmedi?” dedin  diye sorduğum zaman her tarafı morarmış olan öğrencim ağlamaklı bir sesle bana şöyle söylüyordu “ Eğer okul müdürü bana disiplin cezası verirse, seni daha beter yaparım.” diye “Beni tehdit etti. Bende arkadaşımın babasına, korkumdan senin oğlun beni dövdü diyemedim.” dedi. Bütün bunlara şahit olan öğrenci velisi ise bu sefer benden özür dileyerek oğluna ‘beni zor durumdan bıraktın diyerek’ üzerine yürümeye başladı. 

Ben ise öğrenci velisine şu ifadelerde bulunarak olayın, çözümünü sonlandırmaya çalıştım. “Bak beyefendi senin okula girişin, yanıma gelişin, hareketlerin, müsaade almadan konuşmaların gelenek, görenek,nezaket ve devlet kurallarına aykırılık göstermektedir. Senin kaba hitap tarzlarına karşılık ben de size karşılık verseydim sorunlar çözüm yerine daha karmaşık hale dönüşecekti. Bundan dolayı sizden istediğimiz problemleri tek taraflı dinleyerek hareket etmeniz değil her iki tarafı da dinledikten sonra ön yargılardan uzak davranışlar sergilemenizdir.” diyerek uyarılarda bulundum. Benim her uyarıma öğrenci velisi özür dileyerek “Bir daha böyle yapmayacağım hocam.” diyerek beyanlarında bulunundu. 

Evet meslek hayatımızda bu gibi onlarca veya yüzlerce sorunla karşılaşabiliriz. Öğretmenler olarak sorunları çözülmez hale değil sorunları çözülür hale getirmeliyiz. Sorun üreten değil, çözüm üretenin bir parçası olmalıyız. Şunu öğretmenler olarak hepimiz unutmamalıyız ki ‘her söze kulak verelim ama her kulak verdiğimiz söze kızarak cevap vermeyelim’. Sorun üretmek ve küsmek için bahaneler değil sevmek ne sevilmek için çareler arayalım. Kalplere sevgi tohumu ekenlerden olmak dileği ile, ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM.

Allah’a Emanet Olun, Esen Kalın.                                                                                                                                    

Bu yazı toplam 192 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.