1. YAZARLAR

  2. Ercan Şen

  3. Modernite Kıskacındaki Aile 
Ercan Şen

Ercan Şen

Yazarın Tüm Yazıları >

Modernite Kıskacındaki Aile 

A+A-

Medeniyetimizin ve toplumumuzun en sağlam kalesi olan aile kurumu, günden güne aşınmakta ve kendi içinde bazı sorunlarla boğuşmaktadır. Bu sorunların bir kısmı doğal karşılanabilecek türden olsa da, diğer bir kısmı modern yaşama tarzının olumsuz yansımaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira geçmişten bugüne kadar kişiyi ve toplumu eğiten, donatan, bunun yanında dinî ve millî değerlerin en temel taşıyıcı ve muhafaza edici kurumu olan aile, günümüzde modernliğin ve onun ekseninde oluşmuş değerlerin tehdidi altında bulunmaktadır. Çünkü modern yaşam tarzında bir taraftan kadın figürü özgürlük, cinsellik, ticari meta üçgeninde sürekli gündemde tutulurken, diğer taraftan dini değerler ikinci plana itilmekte, bu değerlerin en önemlilerinden olan rahmet, meveddet, ihsan, îsar, diğergâmlık, sabır, şefkat, fıtrat gibi aslî insanlık değerlerinin içi boşaltılmaktadır. Tesiri en düşük seviyeye indirilen bu kadîm değerlerin yerine ise, doku itibariyle insan ve toplum anlayışımıza uymayan ithal ve köksüz değerler ikame edilmeye çalışılmaktadır. Sonuç itibariyle bu durum hem Müslüman zihnini hem de bu zihniyetin oluştuğu en güzide yuva olan aile kurumunu derinden sarsmaktadır.   

Modern anlayış biçimlerinin günümüz Müslüman ailesi üzerindeki en görünür taraflarının, genel itibariyle eş seçiminde değişen telâkkiler, nikâh anlayışının uğradığı erozyon, mahremiyetin parçalanması, klasik rollerin değişmesi sonucu ortaya çıkan toplumsal cinsiyet projesi, modern tüketim zihniyetinin aileye verdiği zararlar, helal-haram sınırlarının aşınması, eşyaya yüklenen anlamın değişmesi, yuvaların sıcaklığının azalması ve benzeri noktalarda yoğunlaştığını söyleyebiliriz.    

Kanaatimize göre bu olumsuz gidişatı doğru tahlil edebilmek için, öncelikle Müslüman aile anlayışının yaralanmasına yol açan hususların neler olduğu ortaya konulmalıdır. İlaveten modern kültürün dayattığı kapitalizm, sekülerizm, hedonizm, feminizm, pozitivizm, hümanizm, egoizm gibi hem tarihî hem de felsefî arka planı itibariyle ithal olan, ayrıca kendi içinde de birtakım sorunlar barındıran bu kavramlar yeniden değerlendirilmeli ve tenkit süzgecinden geçirilmelidir. Yorucu ve bir o kadar da uzun soluklu olan bu çaba, aile kurumunun ayakta kalmasını devamlı kılan noktaları gün yüzüne çıkarmaya vesile olacağı gibi geleceğe daha sağlam yürüme imkânını da bize sunacaktır. 

Öte yandan modernitenin ağır hücumu altında bulunan ve sarsılan ideal Müslüman aile kurumunu ayakta tutacak iç dinamiklere de önem verilmeli ve bunlar harekete geçirilmelidir. Diğer bir deyişle bir nevi yitik değerlerimiz mesabesinde olan hayırhah olmak, samimiyet, sohbet etmek ve dertleşebilmek, hediyeleşmek, toptancılıktan kaçınmak, sabırlı olmak ve öfkeyi kontrol etmek, kötülüğü iyilikle onarmak, affedebilmek, iğneli ve imalı sözlerden kaçınmak, dürüst ve şeffaf olmak, iyiliği başa kakmamak, iletişim kanallarını açık tutmak, empati kurmak, özür dilemek ve özrü kabul etmek gibi bazı hasletlerimizi tekrar hayatımıza dahil etmeliyiz. Kısacası, özünü Kur’ân ve sünnete dayanan ilkelerin oluşturduğu, ailenin temellerini sağlam tutacak reçetelere öncelik vermek durumundayız.  
Yine bu noktada Kur’ân-ı Kerîm’in özellikle üzerinde durduğu şu hususu vurgulamamız gerekir. O da “Allah-insan, insan-insan, insan-âlem, din-dünya, dünya-ahiret, madde-mana, kadın-erkek…” arasında dengeyi koruyan, ifrat ve tefritten uzak, orta yolu tutan “vasat ümmet” olarak diğer ümmetlere model olma görevinin bilinciyle hareket etmenin zaruretidir. Bunu yaparken de, yüksek ahlakî değerlerin beşer formundaki ifadesi olan Hz. Peygamber’i ve onun aile hayatını model almaya bilhassa önem verilmelidir.  

Dışarıda üretilen çözümlerin, özelde Müslüman ailenin ve genelde ise Müslüman toplumun maruz kaldığı sıkıntıları çözmede yetersiz kaldığı gayet açıktır. Burada atılması gereken belki de en önemli adım, içeriden bir bakışla meselelere yaklaşmaktır. Bu çerçevede modern dünya ile İslâm âleminin ortaklaşa kullandığı kavramlardaki karmaşaya dikkat çekip, kavramlarımıza eklemlenen parazitleri ayıklamayı hedef edinmeli, böylece Müslüman zihnin ve bu zihniyetin gelişme ortamı olan Müslüman ailenin otantik yapısı alabildiğince muhafaza edilmelidir.  

Bu yazı toplam 1354 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar