1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Milli Menfaat
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Menfaat

A+A-

Uluslararası yapının işleyişinde temel faktör çıkarlardır. Bir devlet için karşılıklı ilişkilerde öncelik milli menfaattir.

Bir devlet başka bir devletle kimi zaman işbirliği yapabilirken kimi zamanda çatışabilir. Bazen hiç istemedikleri seçenekleri kullanmak zorunda kalır bazen de hiç istemedikleri bir ortama sürüklenebilir. Bunlar uluslararası ilişkilerin temel kanunlarıdır.

AVRUPA

Almanlar germen kökenli bir millettir. Germen kavmi kavimler göçü ile Avrupa’nın kuzeydoğusundan Avrupa’nın içlerine doğru göç etmişlerdir. Barbar bir kavimdirler, dilleri de çok kabadır ayrıca çok bencil bir millettirler. Zaten esas Avrupalı olan milletler Almanları yani Germen kökenli milletleri Avrupalı olarak kabul etmezler. Germenler Roma ile uzun yıllar ilişki içerisinde olmasından dolayı hem kültürel hem dinsel hem de lisansel olarak etkilenmişlerdir. Ama yine de özlerindeki barbarlık, kabalık ve bencillik kaybolmamıştır.

Sonraki yıllarda Avrupa içinde başlayan ve tüm Dünya’ya sıçrayan iki tane dünya savaşının sebebi de Almanlardır. Ne zaman ki Almanlar sahip olduklarıyla yetinmeyip dışarıya göz dikmişler hemen diğer Avrupa devletleri bu barbarları önlemek için savaşmışlardır.

2. dünya savaşının ağır kayıpları sonucu tüm Avrupa büyük bir ekonomik çöküşe uğramıştır. Bundan kurtulmak için 1951 yılında Fransa ve Batı Almanya arasında bir kömür-çelik topluluğu kurmuşlardır. Bu topluluğun Avrupa’da bir siyasi birliktelik oluşturacağına da inanılmıştır.

Aslında birliğin kurulmasının iki sebebi vardı. Bunlar; savaşın çıkmasına neden olan aşırı sağ milliyetçiliği önlemek ve ekonomik rekabeti ortadan kaldırıp ortak bir ekonomi kurmaktı. Bu birliktelik için papalık öncülük ediyordu. Çünkü Avrupa’da parçalanmış bir siyasi yapı elbette ki Hristiyan Âlemi’nin gücünü de azaltacaktı. 1957 de Roma’da papanın öncülüğünde Avrupa Birliği kuruldu.

ALMANYA

Almanya Zollverin denilen Alman Prenslikleri arasında bir gümrük birliği ile 19. yy. da Kuzey Avrupa’da bir gümrük birliği kurdu. Tam bu yıllarda da Alman tarihinin en etkili siyasi ismi olan Demir Şansölye Bismark göreve başladı. Bismark döneminde yeni bir yola giren Almanya, Avrupa’da yükselen bir güç haline gelmeye başladı. Bunun öncesin de Almanya bir sürü Preslikler den oluşmaktaydı. Bismark ile Almanya siyasi bir bütünlük kazandı. Bu kurulan Zollverin Sistemi gelecekte kurulacak olan Avrupa Birliğinin oluşmasında örnek rol oynadı.

Avrupa birliği kurulmuştu ama birlikte en etkili yerlerde görevli olanlar hep Alman’dı. Sanki Avrupa Birliği değil de Alman Birliği gibiydi. Bilindiği üzere İngiltere hiçbir zaman birliği tam olarak benimsemedi. Bunun en büyük emsali ise kendi parasını kullanmaya devam etmesidir.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanlara yerli bir ordu kurma imkanı vermediler. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’nın askeri vesayeti altında yaşamaya devam etti ama dev bir ekonomi de kurdu.

 DİRİLMEYE ÇALIŞAN ALMANYA

80 milyonluk nüfusu ve geniş siyasi etki çevresi olan Almanya, Çin’in Asya’da olduğu gibi Almanya’da Avrupa’da orta sahanın imparatorudur. İmparatorudur dedim ama yerli bir ordu ve genç bir nesil oluşturabilirse.

Dev bir ekonomiye sahip Almanya askeri vesayetten kurtulabilmek için toplumsal altyapıyı da hazırlamalıdır.

Almanya için iki tane büyük sorun vardır. Bunlardan birincisi biraz öncede bahsettiğim gibi Amerikan askeri vesayeti ikincisi ise yaşlanan Alman nüfusu ve artan Müslüman nüfusudur.

Bu ikisinden de kurtulabilmesi için arkasına halkı alması gerekmektedir. Zira başka türlü alacağı önlemler hem kısıtlı hem de etkisi az olacaktır.

Bunun için başta Almanya olmak üzere tüm Avrupa’da aşırı bir sağ propagandası yapılmaktadır. Bu Avrupa’da ki derin devletlerin yeni politikası olduğu çok bariz anlaşılmaktadır. Özellikle şimdi hem bizim hem de Avrupa’da ki birçok devletin seçim zamanı olmasından ötürü ilişkiler iyice gerilmiş durumda. Yazımın başında da bahsettiğim gibi çıkarları için bazen devletler hiç istemedikleri işler yapabilirler.

Seçim sonuçlarına baktığımızda aşırı sağda artma var ama halkın geneline göre azınlıktalar. Yapacakları siyasi ve askeri operasyonlar da arkalarına halkın çoğunluğunu alabilmek için başka bir şeyler yapmaları gerekmekte.

Peki bu ne?

Terör saldırıları…

Terör örgütleri devletlerin destek vermesiyle ayakta kalabilmektedirler. İşleyişleri ise devletlerden ihale alıp, karşılığında da yardım alırlar, böylelikle hayatta kalabilirler. Yani terör, istihbarat teşkilatlarının kullanmış olduğu bir silahtır.

11 Eylül saldırılarından sonra bir İslamafobia ortaya çıkarıldı. ABD, halkta yarattığı bu korku ile istediği ülkeye operasyonunu yaptı ve halkın desteğini aldı. Böyle bir saldırı olmasaydı eğer destek yerine yoğun bir eleştiri ve karşı koyma olacaktı. Yani devletler çıkarları için kendi ülkelerinde de terör saldırıları yapmaktadır.

Son günlerde Avrupa’ya bakacak olursak birkaç tane küçük terör saldırısı düzenlendi. Her zaman ki gibi tüm Dünya ayağa kalktı. Aynı gün Suriye’de 200 sivil katledilirken bırakın yabancı medyayı yerli medya bile bunu dillendirmedi. İngiltere’de ki 5 kişinin ölümünü ise tüm dünya medyası tarafından canlı takip edildi.

Bakınız!

Avrupa yabancı nüfusu kısa vade de ve uzun vade de olmak üzere iki türlü tehdit olarak algılıyor.

Kısa vadeli tehdit mevcut mülteci nüfusu ve gelebilecek mülteci akınıdır. Bunlara karşı tedbir alırken meşru bir zemin oluşturmak isteyecektir. Bunun için referandum da hayır çıkması için uğraşmaktalar zira güçlü bir Türkiye işlerine hiçbir zaman gelmeyecektir. Bunun için Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaretler edip onun hakkında karalama propagandası gütmektedirler. Derin devletleri tarafından aşırı sağ milliyetçiliğine destek verilip, yabancı düşmanlığı arttırılmaktadır. Böylelikle devletin yapacağı operasyonlar ile halkın tavrı paralellik seyredecektir.

Uzun vadeli tehdit ise Avrupa’da artan Müslüman nüfusudur, özelliklede Türk nüfusudur. Uzun yıllar asimile etmeye çalışmalarına rağmen hiçbir gelişme göremeyince bu politikalarından vazgeçmişlerdir. Yeni çözüm Müslüman nüfusu sınır dışı etmektir. Bunu yapabilmek için toplumsal psikolojiyle oynayıp, Müslümanları ve Türkleri düşman olarak göstermeleri gerekmektedir. Bunu yapabilmeleri için biraz öncede bahsettiğim gibi büyük bir terör operasyonu düzenleyip, halkta bir İslam korkusu bir Türk korkusu yaratarak başarabileceklerdir. Tıpkı 11 Eylül saldırıları gibi…

Zannımca önümüzdeki günlerde Avrupa ile aramız iyice açılacak gibi geliyor.

Hadi hayırlısı…

Bu yazı toplam 771 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.