1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. Mektebin Bacaları
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Mektebin Bacaları

A+A-

“Muallimim diyen olmak gerektir îmanlı;

Edebli, sonra liyâkatli, sonra vicdanlı.” 

Yıl içinde öğretmenlerin en çok hatırlandığı günleri geride bıraktık. Bu vesileyle mesleğimiz üzerine kutlamalar, programlar icra edildi bolca. Önemini yitiren değerlerimizi senenin bir gününe has kılarak önemsemeyi/kutlamayı –çağın farz-ı kifâyesini- toplumca ifa ettik. 

Öğretmenler, toplumun inşasında en kutlu vazifeyi yerine getirmek üzere; genç nesillere ufuk çizen, yol gösteren, geleceği şekillendiren bir misyonun sahibidir. “Öğretmenlik” üzerine kurulacak cümlelerle önemi ifade edilmekten öte; ürünüyle şekillenen, eseriyle ifade bulan bir meslektir.

İçinde bulunduğumuz dönemde, ülkemizin ve neslimizin istikbali adına hassasiyeti ve haysiyeti öncelenmeye mecbur bir görevi ifa ediyoruz. Lakin bu durum öğretmenlerden ziyade, velisinden valisine toplumun sorumluluğundadır. 

Peki sorumluluğu üzerinde taşıyanların tutumu nasıl olmalıdır?

Öğretmenin güneşinin önünde kimse durmasa yeterli olur kanaatindeyim. 

Malumunuz Nasrettin Hoca.. Nükte ile ders verir.. İnsanların kılık kıyafetinden öte işine bakmak lazım geldiğini anlatan şu fıkrasını hepimiz biliriz:

“Akşehir’in beyleri Hoca’yı yemeğe davet etmişler. Hoca nereden bilsin; davete, günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne hoş geldin, ne sefa getirdin diyen var. Herkes, allı pullu kıyafetlilere el pençe duruyormuş. Hoca, bir koşu evine giderek, sandıktaki işlemeli kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Az evvel hoş geldin bile demeyenler, önünde yerlere kadar eğilmişler. Hoca’yı, yere göğe sığdıramayıp başköşeye oturtmuşlar. Kuzunun en hasını önüne koymuşlar. Herkes Hoca’nın yemeğe başlamasını bekliyormuş. Hoca, bir taraftan kürkünün kolunu sofrada sallamaya, bir taraftan da “Ye kürküm ye, ye kürküm ye!” demeye başlamış.

– İlahi Hoca, demişler, kürkün yemek yediğini kim görmüş?

Hoca taşı gediğine koymakta gecikmemiş:

– Kürksüz adamdan sayılmadık… İtibarı o gördü, yemeği de o yesin.” 

Kılık kıyafetten öte, işe bakmak lazım. Fıkrada iki farklı tutumla karşılanan da Nasrettin Hoca’nın kendisinden başkası değildir. Burada şaşılık ve şaşkınlık, ona kıyafeti üzerinden davranış geliştirenlerin problemli bakış açısındadır. 

Çağın farzı- kifayesini yerine getirmek için senenin bir gününde öğretmenlere methiyeler sıraladıktan sonra, “cuntacı bir zihniyetin” gereği 12 Eylül ürünü bir yönetmeliği dayanak göstererek, öğretmenin kılık kıyafeti vs. üzerinden, inciten tavırlara sahip olanların methiyelerden öteye, öğretmeni teşvik edici, öğretmenin hassasiyetini ve haysiyetini önceleyen tavırlar sergilemesi daha önemlidir.

Bu darbeci zihniyetten çok çektik. 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 37 yıl geçti. Darbecilerin çoğu dünya değiştirdi, mezarda; lakin uygulamalarının bir kısmı hâlâ ve maalesef yürürlükte. Tabi “zihniyetleri” de uygulamaları ve onun savunucuları eliyle toprağın üstünde. Bu cuntacı zihniyet son kırıntısına kadar süpürülmeden, memleketimizde huzuru tam anlamıyla tesis etmek de bir hayalden ibarettir. Net görmek, okumak lazım durumu. 

12 Eylül’ün günümüze bıraktığı bir diğer hadise de uygulamadaki “Öğretmenler Günü”.. “Bir sağdan, bir soldan asan” adaletlerine(!) toplumun farklı kesimlerini ortak etme çabalarının ürünü. Kendi kutsallarına bulayarak servis ettiler.

Durumdan rahatsız olmayan bir kitlenin oluşmuş olması da acı bir gerçekliktir. Lakin, darbenin ülkemiz ve insanımız için ne olduğunu bilenlerin bunu kabullenmesi çok kolay bir hadise değildir.

Günümüzde geldiğimiz noktanın özeti:

Kahrolsun darbeler, yaşasın darbe artığı uygulamalar!

Kahrolsun 12 Eylül, yaşasın Kenan Evren’in kılık kıyafet yönetmeliği!

Öğretmenlerin yürüttükleri kutsal mesleğin maddi karşılığının hakkıyla ödenmesi ne kadar önemliyse manevi karşılığı olan saygı ve hürmet de o kadar önemlidir. Ve bu yılın bir gününe has kılınarak yapılacak etkinliklere sığdırılamaz. Mektebin bacaları huzurla tütsün istiyoruz. Hak ettiğimiz saygının yanlış bilgilerle, yanlış ellerde örselenmesine sessiz kalmayacağız. Bunu aynı zamanda, öğrencilerimize olan sorumluluğumuz olarak görüyoruz.

Aydınlık geleceğe doğru başlayan yöneliş eğitimden geçer. Bu bilince uyumlu olarak hem özlük hakları hem saygınlık açısından öğretmeni itibarsızlaştıracak her tür oluşumdan, söz ve eylemden kaçınmalıdır. 

Ona vereceğimiz önemin kendimize verdiğimiz önemden, göstereceğimiz saygının kendimize duyduğumuz saygıdan kaynaklandığını bilerek, kalplerinin vatan, millet, insanlık aşkı ve idealiyle dolu olduğundan şüphe etmediğimiz öğretmenlerimizi, üstün gayret ve fedakârlıklarından dolayı kutluyorum.

 

Bu yazı toplam 2294 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum