1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Medyada Cevap ve Düzeltme Hakkının Önemi
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Medyada Cevap ve Düzeltme Hakkının Önemi

A+A-

Kitle iletişim araçlarının (medyanın) en önemli görevlerinden birinin de, doğru haber vererek kamuoyu oluşturmak olduğunu biliyoruz. Ancak kimi zaman medyanın, kişiler hakkında “gerçeğe aykırı” yahut kişilerin “haysiyet ve şerefine dokunan” yayınlar yapmak suretiyle, onlara zarar verdiklerini görüyoruz.

Bu noktada, medyanın doğru haber verme görevini yani kamunun doğru haber alma hakkını sınırlamamak şartı ile kişilik haklarının da korunması gerekiyor. Bu da, basın hürriyeti ile kişilik hakları arasında bir denge sağlanması ile mümkün.

Hem Anayasanın 32. maddesinde yerini alan temel bir hak olan, hem de basın-yayın hürriyetinin bir ölçüde de olsa sınırlanması anlamına gelen “cevap ve düzeltme hakkı” (tekzip hakkı), bu dengeyi, bir diğer deyişle silahlarda eşitliği sağlayacak en uygun müesseselerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Bu bağlamda basın hürriyeti-kişilik hakkı ilişkisinin de, dengeli bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Aksi halde kişilerin mağdur edilebilmesi, hatta toplumsal düzenin bozulabilmesi söz konusu olabilir. Medyanın ahlâki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, özellikle kişilere vereceği zararların büyük boyutlarda olacağını da söyleyebiliriz.

Sosyal medya mecralarıyla birlikte basın-yayın kuruluşlarının etkinliğinin azami seviyelere yükseldiği günümüzde, hakkında gerçeğe aykırı yayın yapılan yahut haysiyet ve şerefi zedelenen kişiye karşı kuşku beslenmeye devam edilebiliyor. O halde, güçlü medya karşısında öncelikle kişinin korunması gerekli. Ki cevap ve düzeltme hakkı yoluyla mağduriyetlerin bir nebze de olsa giderilmesi mümkün.

Ancak, çoğu zaman cevap ve düzeltme hakkı sahipleri, bu hakkı önemsemiyor ve böylece haklarını kullanamıyorlar. Veyahut da hakkın nasıl kullanılacağını bilmiyorlar. Bu bakımdan kişilerin cevap ve düzeltme hakkı konusunda muhakkak bilgilendirilmeleri gerekiyor.

Cevap ve düzeltme hakkı bakımından farklı kitle iletişim araçlarında “süre, şekil, başvurulacak merciler, sorumlu olacak kişiler ve yaptırımlar” hususlarında farklı hukuki düzenlemeler bulunuyor.

Başvurulacak yere baktığımızda ise; süreli yayınlarda sorumlu müdür, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) yayınlarında TRT Genel Müdürlüğü, özel radyo-TV yayınlarında ilgili medya hizmet sağlayıcılar ile internet yayınlarında içerik ve/veya yer sağlayıcısı, hakkın kullanılmasına işlerlik kazandırmak üzere mutlak surette iyi niyetli davranmalılar.

Zira hakkın kullanımına işlerlik kazandırmak, aynı zamanda bir dürüstlük meselesidir. Hatta cevap ve düzeltme hakkının kullanılması bakımından, hukuki süreç işletilmeksizin bazı alternatif yollara da başvurulabilir. “Anında cevap hakkı tanımak, özür dilemek, sulh yoluyla veya yayıncının sorumluluğu ilkesinden hareketle cevap ve düzeltme hakkını kullanmak”, eşdeğer çözüm yolları arasında sayılabilir.

Öte yandan cevap ve düzeltme hakkının kötüye kullanımını önleyecek tedbirlerin de alınması gerekir. Bu nedenle, yapılacak düzenlemeler ile tekzip hakkını kullanmak isteyenin, haberle ilgili olmayan beyanlarda bulunması, haberdeki olayı tamamlayıcı ek bilgiler vermesi yahut olayla ilgili savunma yapması önlenmelidir. Kısacası, hakkı suiistimal etmesi engellenmelidir.

“Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunması” gibi mesleki ilkelere bağlı kalındığında, cevap ve düzeltme hakkını doğurucu yayınların sayısı da o oranda azalacaktır.

Bu bağlamda yapılması gerekenler ise, şöyle sıralanabilir:

Haberler, gerçekleri yansıtmaktan uzak olmamalı, bireylerin kişiliğini olumsuz yönde etkilememeli; haberlerde yorum yapılırken, yeterli araştırma yapılmaksızın, tarafların görüşlerine başvurulmadan, peşin hükümlü ve de maddi bir gerçeğe dayanmayan içerikler ile asılsız iddia ve vakalara yer verilmesi suretiyle okuyucu, izleyici ve kullanıcılarda yanlış intiba bırakılmamalıdır.

Keza, laubali ve mütekebbir bir üsluptan kaçınılmalı, halkın haber alma hakkına saygı gösterilmelidir. Ayrıca kamuoyu, medyada yaşanan rekabet ve gündem yaratma gayreti yüzünden hakaret, nefret ve husumete maruz bırakılmamalıdır.

Önümüzdeki hafta “Yazılı Basında Cevap ve Düzeltme Hakkı” konusuyla yazılı basın, görsel-işitsel yayın hizmetleri ve internet yayınlarında hakkın kullanımına ilişkin detaylara değinmeye devam edeceğiz…

Bu yazı toplam 1092 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.