1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Medya ve Etik
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Medya ve Etik

A+A-

Törebilim ve ahlak felsefesi terimi olarak kullanılan “etik kavramı”, bütün topluluklarda, insan hayatını yönlendiren ve üzerinde uzlaşma bulunan, emredici hükümler olarak kabul edilmiştir. Söz konusu hükümler, bir kültürün toplumsal tarihi, dini ve ekonomik felsefelerine göre oluşturulmuştur.

Farklı farklı mesleklerin en iyi biçimde yerine getirilebilmesi açısından da etiğin gerekliliği aşikârdır. Meslek etiğini oluşturmak için de “deontoloji” adı verilen, belli değer ölçütlerini ortaya koymak gerekir. Bu ölçütler, dünya görüşlerinden, kültürlerden, ideolojilerden ve dinlerden bağımsız olarak uygulanması gereken normlardır. Nitekim mesleki etik, en temelde bireyin ve toplumun refahı için çalışmanın gerekli ve önemli olduğu üzerinde durur.

Etik ve medya kavramlarının bir araya gelmesi ise, iletişimde “medya etiği” kavramını gündeme getirmiştir. Medya etiği, iletişim alanında çalışan bireylerin meslek etiğini anlatmaktadır. Bu kapsamda gazetelerde, radyo ve televizyon kuruluşlarında, internet portallarında ve yeni medya araçlarında habercilik işiyle uğraşanların yanı sıra haber haricindeki medya içeriğini oluşturanların, reklamcıların ve halkla ilişkiler çalışanlarının da meslek etiği söz konusudur.

John Merill, medya etiği bağlamında, basın mensuplarının etik uğruna bazen sahip oldukları özgürlükten belirli tavizler vermeleri gerektiğini ifade eder. Ancak, bunun sanıldığı gibi özgürlükleri kısıtlamadığını, aksine daha fazla özgürlük anlamına geldiğini de belirtir.

Öte yandan, medyanın işlevlerini yerine getirdiği esnada, kimi zaman ahlak dışı davranışlar içine girmesi de söz konusu olabilmektedir. Prof. Dr. Korkmaz Alemdar’a göre, “sansasyon yaratmak amacıyla gerçek dışı, yalan haberler vermek, haberleri abartarak ya da olduğundan farklı göstererek vermek, gerekmediği halde kişi hak ve özgürlükleri alanını aşırı zorlamak, objektif olmayan yargılarla ithamda bulunmak, insan yaşam ve sağlığına zarar verici yayınlara yer vermek, popüler olma ve çok izlenme/satma kaygısıyla şiddete dayalı yayın yapmak, ortada hiçbir kamu yararı olmadığı halde kişilerin en özel dünyalarına girerek onlara hayatı zindan etmek gibi durumlarda” medya etik kodlarını, diğer bir deyişle basın ahlak kurallarını uygulamaya koyma ve belli müeyyideler uygulama gerekliliği bulunmaktadır.

Tam da bu noktada medyanın kendine özgü yapısına da değinmemiz gerekir. Şöyle ki, medyanın hem ticari, hem kamu hizmeti, hem de ideolojik bir örgütlenmeye sahip olması, ona muğlâk ve karmaşık bir statü vermektedir ki, pek çok sorunun kaynağı da burada yatmaktadır. Kitle iletişim araçları, haber ve bilgi vermek yerine, aktardıkları enformasyonlar aracılığıyla algıları biçimlendirme ve yönlendirmeye ağırlık vermeye başladıkları anlarda bilhassa mesleki ve ahlaki kurallardan sapma potansiyeline sahiptirler. Zira, medya, güçlü bir etik temel üzerinde yükseldiği taktirde, kamuoyu oluşturmaktan ziyade kamuoyunun özgürce oluşumuna hizmet edecektir.

Dünya genelinde büyük ölçüde ortak olan ve uyulmasında yarar bulunan, belli başlı medya etik ilkelerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:

- Tarafsız ve objektif olma kuralı
- Doğruluk ve dürüstlük kuralı
- Haber ve yorum ayrımı kuralı
- Cevap ve düzeltme hakkına saygı kuralı
- Mahremiyet ve özel hayatın gizliliğine saygı kuralı
- Eleştiri sınırını aşmama; iftira, hakaret, tahkir ve tezyif ile mesnetsiz iddialardan kaçınma kuralı
- Meslek sırrı, haber kaynağına saygı ve sadakat kuralı
- Kişisel çıkarların reddi kuralı
- Terörizm, şiddet ve pornografi ile toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı tavır alma kuralı

Özetle, ortak iyinin bulunması için yukarıdaki kurallara riayet edilmesi suretiyle etik anlayışın güçlenmesi gerekmektedir. “İyi” ve “kötü”nün algılanması, kavranması, etik ilkelerin uygulanması ve bu ilkelere uyulmasının mümkün olabilmesi için, siyasi otorite, kamuoyu ve meslek mensuplarının da muhakkak güveni sağlanmalıdır. Medya mensupları da, iletişim özgürlüğünün önünü açacak hukuksal düzenlemelerin takipçisi olmaları gerektiği kadar, kendi etik sorumluluklarının da takipçisi olmalıdırlar.

Bir ülkede demokrasinin sağlıklı biçimde işleyebilmesi için gerekli koşullardan birinin de basın özgürlüğü olduğunu düşündüğümüzde, gazetecilerin etik ilkelere uygun davranabilmeleri açısından medya sektöründe tekelleşmenin önlenmesi, medya mensuplarının sosyal güvencelerinin arttırılması ve medya organlarının patronlarının sesi olmasını engelleyecek bir mekanizma olan editoryal özerkliğin tesis edilmesi gerekir.
 

Bu yazı toplam 748 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.