1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Medya Okuryazarlığı
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Medya Okuryazarlığı

A+A-

Medya okuryazarlığı, gerek çocuklar gerekse yetişkinler için günümüz dünya­sında oldukça önem taşıyor. Bu yetiye sahip, eleştirel düşünebilen bireylerin, medya dünyasında sunulanlarla gerçek dünyada var olanların ayrımına varmaları da daha kolay hale geliyor.

Zira, içinde bulunduğumuz çağda, medyanın hayatımızdaki yerinin her geçen gün artması nedeniyle, artık sadece gazete okurları ve televizyon izleyicileri değil, bilgisayar, tablet veya cep telefonu aracılığıyla internete erişim sağlayan, dijital içerikleri takip eden, sosyal medya uygulamalarını etkin olarak kullanan bizler, zamanımızın büyük bir kısmını, çeşitli biçimlerdeki sayısız medya mesajına maruz kalarak geçiriyoruz.

Bunca mesaj yoğunluğu içerisinde, haliyle, doğru ve güvenilir medya iletilerine ulaşmak ve onları doğru çözümleyebilmek için de, medya okuryazarlığı becerisine ihtiyaç var. Söz konusu beceri ise, çeşitli türden (basılı, görsel ve/veya işitsel vb.) medya mesajlarına erişebilme, erişilen medyaları eleştirel bakış açısıyla çözümleyip değerlendirebilme ve bireylerin kendi medya iletilerini üretebilmesine dayanıyor.

Yapılan araştırmalarda, özellikle çocukların hayatlarında medyanın zaman ve mekân olarak yerinin artmakta olduğunu görüyoruz. En son Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından hazırlanan 2017 yılı bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin Rapor’da, dünya çapında genç nüfusun (15-24 yaş) internet kullanım oranının yüzde 70’lere ulaştığı görülüyor. Toplam nüfusun internet kullanım oranı ise, yüzde 48 ile bu oranın altında. Rapor verilerine göre, 104 ülkede genç nüfusun yüzde 80’inden fazlasının çevrimiçi olduğu görülüyor. Bu oran da, gelişmiş ülkelerde yüzde 94’e ulaşırken, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 67, az gelişmiş ülkelerde ise yüzde 30 olarak karşımıza çıkıyor.

Öte yandan, kendine özgü yapısı, dili ve uygulamaları olan medya iletilerinin hızla ve sürekli değişerek geliştiğini göz önüne alacak olursak, izler kitle açısından birtakım risklerin bulunduğu da aşikâr. Bireylerin geleneksel ve yeni medya mecralarını daha verimli kullanmaları ve bunu yaparken maruz kalabilecekleri riskler karşısında farkındalık geliştirebilmeleri için de, medya iletileri ve yöntemleri konusunda bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Elbette bu durum, olumsuz içeriklerden korunmaya yetişkinlere nazaran daha fazla ihtiyacı olan çocukların medya konusunda eğitim almalarının önemini ortaya koyuyor.

Ülkemizde medya okuryazarlığı eğitiminin temellerinin, 2003 yılında atıldığını görüyoruz. O yıl, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Türkiye Radyo ve Televizyon (TRT) Kurumu’nun da katkılarıyla Ankara’da düzenlenen “İletişim Şurası” sonrasında konuyu gündemine alan RTÜK, 2004 yılında oluşturulan “Şiddeti Önleme Platformu”nda, ilk kez ilköğretim okullarında medya okuryazarlığı derslerinin okutulmasını öneriyor. Aynı yıl, Üst Kurul tarafından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile iletişime geçilerek, okullarda medya okuryazarlığı dersleri verilmesinin önemine dikkat çekiliyor.

2005 yılında, Marmara Üniversitesi ev sahipliğinde, ilk kez düzenlenen “Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı”nda konu bilimsel bir platformda enine boyuna tartışılırken; 2006 yılında RTÜK tarafından yapılan “İlköğretim Çağındaki Çocukların Televizyon İzleme Alışkanlıkları Kamuoyu Araştırması” ile medya okuryazarlığı eğitimine ne denli ihtiyaç olduğuna ilişkin veriler ortaya konuyor.

Yapılan söz konusu hazırlıklar sonucunda, medya okuryazarlığı konusundaki çalışmaları yürütmek üzere; RTÜK Uzmanları ile Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katılımıyla bir Komisyon oluşturuluyor. Özellikle ABD ve Avrupa’daki örnekleri, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı bilimsel çalışmaları inceleyen Komisyon’un çalışmalarını tamamlamasının akabinde, RTÜK ile MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı arasında “Orta Öğretim Kurumlarına Medya Okuryazarlığı Dersi Konulmasına Dair İşbirliği Protokolü” imzalanıyor. Bu Protokol kapsamında da “Medya Okuryazarlığı Dersi Öğretim Programı ve Öğretmen Kılavuzu” hazırlanıyor.

2006-2007 eğitim-öğretim yılına gelindiğinde, medya okuryazarlığı dersi, önce MEB tarafından belirlenen 5 pilot ilde; 2007-2008 eğitim-öğretim yılından itibaren ise ilköğretim okullarının 6. 7. ve 8. sınıflarında seçmeli ders olarak okutulmaya başlamıştır.

2013 yılında ise, bu kez Ankara’da gerçekleştirilen “Medya Okuryazarlığı Çalıştayı”nda alınan tavsiye kararları kapsamında, medya okuryazarlığı müfredatının güncellenmesi amacıyla RTÜK ve MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü arasında, “İlköğretim Öğrencilerinde Medya Okuryazarlığı Bilincinin Geliştirilmesi ve Medya Okuryazarlığı Dersine Yönelik İşbirliği Protokolü” daha imzalanıyor. Protokolün imzalanmasını takiben, MEB, RTÜK ve akademisyenlerden oluşan Komisyon tarafından hazırlanan “Medya Okuryazarlığı Dersi Öğretim Programı”, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından 27 Ocak 2014 tarihinde onaylanarak “Medya Okuryazarlığı Dersi Öğretim Materyali” hazırlanması yönünde karar alınıyor. Komisyon tarafından hazırlanan Öğretim Materyali de, 2014-2015 eğitim-öğretim yılından bu yana çocuklarımıza okutulmaya devam ediyor.

Hâlbuki, tüm bireylerin izledikleri, dinledikleri ve/veya gördükleri, birtakım ticari kaygılarla hazırlanan, belli bir ideolojiye sahip, kurgusal enformasyonlara karşı daha eleştirel bakmayı öğrenebilmesi amacıyla medya okuryazarlığı eğitiminin MEB bünyesinde sınırlı kalmaktan çıkarılarak, yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Bu yazı toplam 175 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.