1. YAZARLAR

  2. Mehmet Aksoy

  3. Mazeretleri Yıkarak, Engelleri Aşarak Başarılı Olmak
Mehmet Aksoy

Mehmet Aksoy

Sosyolog - Eğitimci
Yazarın Tüm Yazıları >

Mazeretleri Yıkarak, Engelleri Aşarak Başarılı Olmak

A+A-

İçinde bulunduğumuz şartlar ne kadar ağırsa ilerde ulaşacağımız başarı da o kadar büyük olacaktır. Yarışmacıların önüne konan yükseltilerin amacı, takılıp kalmaları değil üzerinde sıçrayıp yükselmeleridir. Başarılı insan her türlü engele rağmen çalışmaya devam eden insanlardır. İlerlemenin durdurulduğu yer ,engellerin mazereti dönüştüğü yerdir.   

Mazeretleriniz varsa çalışmamanızı haklı çıkaracak nedenleriniz oluşur. Haklıysanız değişmeye çalışmazsınız. Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük karşılaştığı zorluklara teslim olmasıdır. Hayat engellerle doludur ve kim olursa olsun tüm insanlar bir gün mutlaka o engellerle yüzleşecektir. Zengin veya fakir meşhur veya unutulmuş olsun herkes hayat yolunda aynı geçit vermez  dağlarla yüzleşecektir.

Başarının gerektirdiği ücretini ödemekten korktuğumuzda harika mazeretler buluruz. ‘’Ben yapamadım, çünkü çok haklı nedenlerim vardır. Eğer bana fırsat verilseydi neler yapacaktım. Ne büyük işler başaracaktım’’ deriz. Size fırsat verilmedi mi ?  Çevremizdeki   insanlar nasıl kendilerini  engellediklerine bakın. Kendilerine engel olmakla kalmıyorlar, başkalarına da engel oluyorlar. Bir insan hayırlı bir işe kalkıştığında  “Yapamazsınız.” demek, ona yapılabilecek en kötü telkindir. Düşmanın yapmadığı bu telkini, bizim için hayırlı olacağını sanarak çoğu zaman çocukluğumuzda ailelerimiz bize karşı yapmıştır. Sıradan insanlar, sadece moralleri yerinde olduğunda, canları istediğinde çalışabilirler. Hasta iken çalışabilir misiniz ? Başkaları sizi eleştirdiğinde çalışabilir misiniz? Eğer başarılı olmak istiyorsanız tüm başarılı insanların ortak özelliklerini kazanmalısınız. Başarılı insanlar her, zamanda her ortamda, her şartta çalışabilmeyi başaran insanlardır. Çünkü başarılı insanlar ne başkalarının gül atmasından (övmesinden) dolayı aşırı sevinir, ne de başlarının taş atmasından (eleştirmesinden) dolayı aşırı üzülürler.

İşte anlamlı bir örnek:

Mercedes-Benz arabalarının motorunu icat eden Maybach ve Daimler, Almanya’ da  Kann şehrinde eski bir evde yaşıyorlardı. Evin güzel bir bahçesi vardır. Bu harika bahçenin ortasındaki evde tuhaf şeyler oluyordu. Evin ışığı gece yarısı yanarken, müthiş bir gürültü gecenin sessizliğini bölerdi. Mahallede hiç kimse, bu evde oturanları tanımıyordu. Adamlardan biri; eve gelirken bir sürü demir, çark, metal, alüminyum, bakır malzemeleri getiriyor; gece yarısı evde makine sesini andıran gürültüler başlıyordu. Hatta komşuları; sahte para bastıkları gerekçesiyle, bu iki arkadaşı polise şikayet ederler. Yapılan soruşturma sonucunda bir motor üzerinde çalıştıkları anlaşılır. Bu soruşturmadan iki hafta sonra, caddeye çıkarak yaptıkları motoru deneyince herkes hayranlık ve şaşkınlıkla seyreder. Mercedes-Daimler Benz arabalarının motoru feda edilmiş uykular, eleştiriler, uykusuz geçen geceler, şayialar, şikayetler, polis baskınları pahasına yapıldı. Başarılı insanlar karar verir, kararlarını uygulamaya koyarlar ve sonucu elde ederler. Kararsızlık korkuyu körükler, korkunun ortadan kalkması için kişinin yapacağı işe, karar vermesi gerekir. İnsan karşısına çıkan engelleri geçmeye karar verdiğinde öncesinde korku veren engeller eriyim kaybolur.

 Korkunun panzehiri eylemidir. Yani harekete  geçmektir. En zor olan ilk adımı atmaktır. Özellikle gençlerin hayattan istediklerini elde edememelerinin nedeni, çoğunlukla ilk adımı atmaktan çekinmelerinden gelmektedir. Aslında başarılı olanların hepsinin de belirli korkuları vardı, onlar bu korkuyu ilk adımı atma cesareti ile yendiler. Şartlar hiçbir zaman mükemmel olmayabilir. Hedefimizdeki yollar, engellerle kaplı olabilir, önemli olan bu engelleri değil; bu engelleri kaldırma bilinç ve gücüne sahip olmaktır.

 Şu hikaye, bize bu durumu çok güzel bir şekilde anlatmakta:

Eski zamanlarda kral, saray girişine kocaman bir kaya koydurmuş ve sarayın bir penceresinden izlemeye koyulmuş. Gün içinde saraya ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer   gelmişler gitmişler. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp geçmiş. Kimisi de bu yakışıksız kaya hakkında kral aleyhine yorumlar yapmış ve söylenmiş. Derken saraya meyve ve sebze getiren bir köylü, sırtındaki küfeyi indirmiş ve var gücüyle sarılmış kayaya; kan ter içinde kayayı kenara çektiğinde bir kese ilişmiş gözüne. Kesenin ağzını açtığından onca çil çil altın ve bir de kralın notu. “Bu altınlar; kayayı yoldan çeken kişiye aittir.” Köylü bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir gerçeği fark eder. “Her engel yaşam şartlarımızı daha da iyileştirecek bir fırsattır.”

Bu yazı toplam 1430 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum