1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Malazgirt Meydan Muharebesi…
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Malazgirt Meydan Muharebesi…

A+A-

Bu savaş ki, bir varoluş - yokoluş savaşlarından birisi…

Türk ve İslam tarihinin dönüm noktalarından birisi…

SELÇUKLU DEVLETİ

Selçuklu devleti ismi üzere Selçuk Bey tarafından 961 yılında kurulmuştur. Oğuz Yagbuluğun da Subaşı iken Cend şehrine gelmiş ve bağımsızlığını ilan etmiştir. En büyük oğlu Mikail daha kendisi sağken hayatını kaybetmiştir. Mikail’in Oğulları olan Muhammed Tuğrul ve Çağrı Davud’u bizzat kendisi yetiştirmiştir. Selçuk beyin ölümünden sonra ülke oğullarına bölüştürülmüş ve bir süre sonra diğer oğulları da ölmüş ve devlet Çağrı Bey ve Tuğrul Beye kalmıştır.

Bu kardeşlerden Tuğrul Bey uysal ve temkinli hareket eden birisiydi. İnsanları ve durumları inceler, düşünür ve anlamaya çalışırdı.

Çağrı Bey ise atılgan ve korkusuz bir cengaverdi.

Devleti oluşturan iki ayaktan askeri ayağı Çağrı Bey, siyasi ayağı ise Tuğrul Bey oluşturuyordu. Adeta bu kabiliyetleri ile bir birini tamamlayan iki yarımdan ibarettiler.

Çağrı Bey 1045 yılından itibaren emrindeki akıncılarla Anadolu’ya hep sefer düzenliyordu. Bu seferler ile dönemin Anadolu halkı, Müslüman Türkleri tanıma fırsatı buldu.

Bu seferler ki, ileride kazanılacak olan büyük zafer Malazgirt’ten sonra Anadolu’nun hızlı bir şekilde Türk egemenliği altına girmesini sağlayacaktı.

Çağrı(1060) ve Tuğrul(1063) Beylerin vefatından sonra devletin başına Çağrı Bey’in oğlu Sultan Alparslan geçti.

Alparslan ise hem babası hem de amcası gibiydi. Bir devlet adamında olması gereken tüm hususlara sahipti.

MALAZGİRT HARBİ ÖNCESİ SELÇUKLU

Sultan Alparslan’ın babası ve amcası Bağdat’ta ki Halifeliği işgal etmiş olan ve Ehli Sünnete zulmeden Şii Büveyhileri yıkmıştı. Sultan Alparslan da bir diğer tehdit olan Şii Devlet Fatımilere son vermek istiyordu. Bunun için ordu toplamış ve sefere çıkmıştı. Azez , El Bab ve Menbiç’i kontrol altına aldıktan sonra Halep’e giderken Bizanslılar elçi göndermiş ve buraları istemiştir.

Bunun üzerine Alparslan sinirlenmiş ve “alacağı neyse gelsin alsın bakalım” deyip, boyun eğmeyip savaşı göze aldığını bildirmiş.

MALAZGİRT HARBİ ÖNCESİ BİZANS

Bizans İmparatorluğu’nun yönetimi dul İmparatoriçe Eudoxie’nin elindeydi. Tahtın başına bir erkeğin geçmesi gerekiyordu. Böyle bir siyasi buhran döneminde askeri başarılarından dolayı destek toplayan başka bir hanedanın üyesi olan prens ve komutan Romen Diyojen tahta geçti. Tahta geçtikten kısa bir süre sonra muhalif kanadı bastırarak tam manasıyla gücü eline aldı. Taht kavgaları ve siyasi boşluk  zamanın da balkanlarda oluşan karışıklığa son verdi. Devlet için bir diğer risk faktörü olan Türkleri de durdurmak istiyordu. Zira Anadolu resmiyette Bizans’ın elinde olsa da fiili olarak Anadolu’nun içlerini pek hükmedemez hale gelmişti.

Müslüman Türklerin ilerleyişine son vermek için büyük bir hazırlığa başladı. Öyle ki hedefi Rey şehrine kadar gelip Selçukları ortadan kaldırmaktı. Bunun için hem imparatorluk içinden hem de diğer Hristiyan devletlerden asker toplayarak devasa bir ordu kurdu.

MALAZGİRTTE İKİ ORDU KARŞI KARŞIYA

Sultan Alparslan Anadolu’da ki istihbaratçılarından Anadolu’da problem olmadığı haberi üzerine orduyu terhis etmişti. Bu yüzden kalabalık bir ordu toplayamadı. Tarihçiler 20 bin ila 50 bin arası rakamlardan bahsetmekteler.

Bizans ordusu için ise 200 bin ila 600 bin arası bir rakamdan bahsedilmekte. Öyle ki ordu içerisinde Rumların yanı sıra Franklar, Ermeniler, gönüllü Slavlar ve paralı Uz, Peçenek ve Kuman Türkleri bulunmaktaydı.

Alparslan’ın kuvvetleri ise yalnız Türkler den oluşmaktaydı. Bir de Halife’nin mektubu vardı. Halife mektubunda savaşı Cuma günü Cuma namazından sonra yapmasını, Cuma hutbesinde tüm İslam coğrafyalarında ordu için dua edileceğini bildirmiştir.

Alparslan da bu mektup üzere savaşı bir gün önceye almıştır. Cuma namazından sonra Alparslan bir dua etmiş;

“Ya Rabbi! Sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihad ediyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret.” demiştir.

Beyaz elbisesiyle düşman karşısına çıkan Alparslan o gün kendisinden 8-10 kat büyük bir orduya karşı kesin bir zafer kazanarak hem Dünya tarihinin hem İslam tarihinin hem de Türk tarihinin akışını değiştirmiştir.

Bu zaferin sırrı işte bu dua da dır.

MALAZGİRTTEN GÜNÜMÜZE

Baktığımızda Selçuklu 100 yıllık bir devletken daha 3. nesilleri başta iken dünya ordusu olan Bizans haçlı ordusu karşısında kesin bir zafer kazanıyor.

Malazgirt öncesi, günümüze ne kadar da çok benziyor!..

Bağdat Şii işgali altında…

İslam coğrafyalarında bir siyasi boşluk bulunmakta…

Mısır da zalimler yönetimde…

Tüm İslam coğrafyasının tek umudu yine 100 yıllık genç bir Türk devleti…

Ve tüm İslam alemi yine Türk Devletine dua etmekte.

Öyle ki Türkler yine Hristiyan alemi için birincil risk faktörü.

Yine El Bab ve Azez elimizde ve tüm dünyanın gözü üzerimizde.

Bizim ise böyle sıkıntılı ve karmaşık dönem de yapmamız gerekenler yine tarihimizde gizli…

Bize düşen görev korkmak, susmak değil,

Bize düşen görev ECDAD gibi olmak.

Bize düşen görev ALPARSLAN olmak.

Bize düşen görev o DUAYI yapmak.

Bize düşen görev KEFENİ GİYİP, ER gibi HARP MEYDANINA çıkmak.

Bu yazı toplam 272 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.