1. YAZARLAR

  2. Mücteba Altındaş

  3. Kuran'da Toplumsal Değişim İlkeleri
Mücteba Altındaş

Mücteba Altındaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Kuran'da Toplumsal Değişim İlkeleri

A+A-

İnsanlık tarihinin inişli çıkışlı bir seyir izlemesinde insanın hür olması temel bir etkendir. İnsanın bu özelliği sayesinde tarihi olaylardaki hareketlilik, değişme, gelişme, iniş ve çıkışlar ortaya çıkmaktadır. Kur’an’a kendi anlam bütünlüğü içerisinde bakıldığında tarihe hakim olan sosyolojik yasaların varlığı dikkati çekmektedir. İlahi iradenin koymuş olduğu bu yasalar, insana sorumluluk yüklemektedir. Sosyal olaylarda, sosyal değişme ve çöküşlerde sorumlu olan insanlardır. Bu yüzden toplumsal olayların akışı, gelişi güzel ve tesadüfi değildir. Ortada değişmez, sapmaz ve işlerliği devam eden kesin kanunlar vardır. Kur’an, toplumsal alan için geçerli olan bu yasalar bütününü "sünnetullah" kavramıyla ifade etmektedir.

Bu bağlamda Kur’an, sünnetullah ile ilgili ayetler çerçevesinde belirli bir tarihsel sürece göre toplumların yükseliş, düşüş ve çöküşlerini yönlendiren ortak kuralların olduğunu belirtmektedir. Kur’an’da fizik yasaları gibi tarih yasalarının da değişmezliği vurgulanarak bunlara İlahi davranış biçimi denilmektedir. Ancak bu iki yasa arasında önemli bir fark söz konusudur. Bu yasaların ilkinde Allah-tabiat ilişkisi söz konusu olup bu kanunların konusu hürriyeti olmayan tabiattır. İkinci tür yasalarda ise Allah insan ilişkisi söz konusudur. Bu kanunların konusu olan insan ise hür irade sahibi olup hürriyeti ölçüsünde sorumluluğu olan bir varlıktır (Ömer Özsoy, Sünnetullah, s.180). 

Değişimin meydana gelişinde sebep sonuç ilişkileri önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle değişimle ilgili yasalar, toplum bireylerinin öncelikle kendi kendilerini değiştirme şartıyla yürürlüğe girmekte ve cebriyeci bir anlayışa izin vermemektedir. Allah kendi geleceklerini şekillendirebilme konusunda bireylere bu değişim gücünü vermiştir. İnsanlar yaşadıkları ve karşılaştıkları durumları, önceden işlemiş oldukları fiillerinin sonucu olarak bilmelidirler. İnsanların kendilerine ettikleri zulümler kendilerinden sonraki nesillerin de kaderini belirlemektedir. Bunu en güzel şekilde şu ayetler vurgulamaktadır: “Bir millet kendi durumunu  değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Rad-11, Enfal-53). Görüleceği gibi  ayete göre toplumun şahsiyet, düşünce ve niyetlerini olumlu ya da olumsuz anlamda değiştirmesi ilahi değişime neden olmaktadır. Zihinsel ve psikolojik değişim de sosyal ve siyasi değişimi getirmektedir.


Öyleyse bireysel ve toplumsal hayatımızda sürekli ve kalıcı sünnetlerin olması ilahi iradenin rastlantıya yer vermediğini ortaya koymaktadır. Tarihin akışı, toplum ve insanda var olan yasalara göre işlemektedir. Tarihi süreci yönlendiren sünnetlere göre her türlü değişim, insanların iradesi, tutum ve davranışlarına dayalı olarak meydana gelmektedir. Yeryüzünde hangi din ve düşünceden olursa olsun hayat sürecek olan kimseler, ancak yeryüzünü ıslah ederek imar edenler olacaktır. Tarihte olumsuz eylemleri yüzünden birçok toplumun helak edilerek yerine başka toplumların getirildiğini ayetler ifade etmektedir (Enam-6, Enbiya-11). Ayrıca İlahi iradenin her zaman elçilerin ve inananların safında olduğu  da vurgulanır. Bu yüzden ilahi irade mutlaka iyi olanın üstün olacağı ilkesini kararlaştırmıştır. “Allah, “Ben ve peygamberlerim mutlaka galip geleceğiz!” diye yazmıştır. Allah çok güçlüdür, Azîz’dir.” (Mücadele-21)

Sosyal olaylar birdenbire değil belli bir seyri izlemektedir. Bunun için toplumda karşılaşılan olumlu veya olumsuz olaylar başlangıç, gelişme ve sonuç zinciri içinde ortaya çıkmaktadır. İnsanlığın yaşamış olduğu helak olayı da belli bir sürecin sonucudur. Kur’an’da olumsuz davranışlar sergileyen toplumların birdenbire yok edilmediğinin belirtilmesi de bu sosyal sürecin işleyişini ortaya koymaktadır (Araf-182). Zira Kur’an her milletin kendi elleriyle kazandıklarının karşılığını alacağı uyarısında bulunmaktadır (Nisa-147, Hud-117, Enam-131, Yunus-13). Sosyal olayların meydana çıkışı bir süreç gerektirmektedir. Bireylerin davranışlarına bağlı olarak toplumların ecellerinin bağlı olduğu faktörler ayetlerde açıkça ortaya konmuştur. Bunlardan biri de ıslah faktörüdür: “Rabbin kasabaların halkı ıslah olmuşken, haksız yere onları yok etmez.” (Hud-117). 

Öyle anlaşılıyor ki insan içinde yaşadığı toplumun kaderini belirlemede güç sahibi kılınmış ve tarih onun eline teslim edilmiştir. Bu nedenle toplumsal çözülmeyi hazırlayan etkenlerin geneli Kur’an dilinde zulüm kavramıyla ifade edilmiş ve özellikle insanın bundaki rolüne dikkat çekilmiştir. Toplumsal değişimde sürekli ve kalıcı sünnetlerin olması ilahi iradenin rastlantı ve tesadüfe yer vermediğini ortaya koymaktadır. Hiçbir şey kör bir iradenin eline bırakılmamıştır. Olumlu ya da olumsuz değişim, insanların iradesi, tutum ve davranışlarına dayalı olarak meydana gelmektedir. Öyleyse değişim ve iyiden yana tavır alan bir milletin bireyleri, hem ülkelerinin ve kendilerinin, hem de sonraki nesillerin geleceğinde söz sahibi olacaktır. Milletimizin refah ve mutluluğu için değişim iradesine olumlu karar vermek, ülkemizin gelecek günlerini daha da güzelleştirecektir.



 

Bu yazı toplam 3195 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar