1. YAZARLAR

  2. Mustafa Tayyar

  3. Kur'an Allah'tan mı Geldi?
Mustafa Tayyar

Mustafa Tayyar

Yazarın Tüm Yazıları >

Kur'an Allah'tan mı Geldi?

A+A-

“Geldi” diyenler bir el kaldırsın bakalım! Evet! Siz Kasap Hayri Bey, “Yaptığınız sucuğun içerisinde ne kadar sakatat var?” Ya siz, Müteahhit Kerim Bey, “İnşaatınız ne kadar depreme dayanıklı?”.  Evet arkalardan bir el gördüm… Buyurun Doktor Elif Hanım, “İnsan olarak hastalarınıza ne kadar değer veriyorsunuz?”   Ooo!!!   Aramızda ünlü iş adamı Faruk Bey var.. Sizin ürünlerinizin de Sağlık Bakanlığı standartlarında olmadığı söyleniyor..

Eeveeet! Namaz kılmaya vaktiniz yok ama “İçinizdeki imanı bir görmeliyiz” değil mi Kuaför Ceyda Hanım? Babanızın kırkında okuttuğunuz mevlidin acısı daha geçmemiştir herhalde. Hele bir de oğlunuzun sünnet töreninde mehter takımı çağırtmışsanız sorun yok. Demeyin .. Mevleviler de döndü öyle mi!!!.. O zaman bu, TAM BİR KUR’ÂNÎ YAŞAM .  . Vayy vaay  vayy ! Hepiniz buradasınız.. Kaçakçı Rüstem, Yalancı Kemal,  Ayyaş Orhan ve uyuşturucu satıcısı ve bilimum organizatör ve dedikoducu Filiz Hanım.

Devamlı camiye gidemese de dergâhlardan çıkmayan ama gittiği zaman da Camiden çıkarken sol, banyodan çıkarken sağ ayağınızla çıkmaya özen gösteren Hacı Abdullah’ta burada? Miras taksiminde -erkek olduğunuz için- İslami usullere göre miras taksimi de istemiştiniz değil mi siz?… İki Altın saat banaaa, bir küpe kız kardeşime.!! Vallahi harikasınız. Tamam tamam sizi de gördüm. Kur’an’ı ilmek ilmek tartışan hadis üstadı, fıkıh güneşi, İlahiyat Profesörü Cevdet Hocam, kanaat önderlerimiz, imamlarımız ve cemaat liderlerimizde buradaymış. Son anda yazımıza teşrif eden siyasetçilerimizde var.. Ama isimleri bizde saklı. Ne de olsa seçimle iş başına gelmişler..

O zaman sorumuzu biraz daha derine indirelim. Kur’an’ın Allah’tan geldiğine inanıyoruz, depremde yeryüzü sallanırken kelime-i şehadet ve bildiğimiz bütün sureleri okuyoruz, hatta Kur’an’ı -sanki sıradan bir metinmiş gibi- gramer kurallarına, indiği döneme, gayesine, ne demek istediğine kadar, masaya yatırıp tartışıyoruz. Ciltlerce anlaşılması için kitaplar, internet siteleri, programlar, dökümanlar, tv ve radyo programları yapıyoruz da; Bilim ve irfan ordusuyla hep beraber birlikte hareket ederek, Kur’an’ı anlatıyoruz da.. Hem de inançlı, istekli bir topluma,,,

Neden bir Hz Ömer çıkmıyor içimizden? Neden Asr-ı Saadetteki gibi saf ve nezih bir hayatımız yok?   Neden herkes Müslüman da önüne gelen adam öldürüyor. Çalıyor. Yalan söylüyor ahlaksızlık yapıyor? O zaman biz iman etmemişiz!!!!

Medeniyet nedir bilmeyenler «iman ettik» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Hucurat,14)

Demek ki iman etmek dille, yeterli olmuyor. “İman ettim!” demekle hatta “iyilik meleği” olmakla da iman etmişler kategorisine giremiyoruz.  Çünkü Allah: “Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın (Ka’be’nin) bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda çaba sarfetmekle bir mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar” (Tevbe,9) buyurmuyor mu?

Peki iman, nedir o zaman!?!

“Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem tayin edip, verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan ve tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nîsa, 65)

Yani İman, Kur’an âlimi olup, onu tartışmak değil. İman, hacıyı sulamak, cami onarmak, -miras hükümlerinde erkeklerin yaptığı gibi- işimize gelen Kur’ani hükümlerde Müslümanlık taslamak, işimize gelmeyenlerde ayak diremek değil. Cemaatimizden olanı kayırmak, cemaatimizin şirketinden alışveriş etmek, partisinden olanı makam sahibi yapıp olmayana hayat hakkı tanımamak, Ali’yi sevip Ebu Bekir’i sevmemek, Osman’ı eleştirip, Ömer’i (r.a.hum) övmek değil…. İman; Yaratılanı, yaratandan ötürü sevmektir. Yaratılanın ahiretini kurtarmak ve dünyada topluma kazandırmaktır.

Hayber gününde Ali (r.a):,

“Ya Rasülallah bizim gibi Müslüman oluncaya dek, Hayberlilerle savaşacağım” dedi. Bunun üzerine Rasulüllah şöyle buyurdu: “Ya Ali yavaş ol! Taki sükûnetle Hayberlilerin sahasına iner, sonra onları İslam’a davet eder ve üzerlerine vacip olan İslam esaslarını haber verirsin. Ya Ali! Tek bir kişinin senin irşadınla Müslüman olması, senin en konforlu ve lüx bineklere sahip olmandan daha hayırlıdır.”

İman sevdiği için, sevgili için,  yılmadan, tatil yapmadan, ara vermeden; toplantıda, iş yerinde, savaşta, barışta, ailemizde, sokakta, sohbette, yarışmada, tv’de, hapiste, zorlukta ve darlıkta, bollukta ve rahmette, sevgiliye sahip çıkmak sevgili için çalışmaktır.

“Mü’minlerden bir özrü olmaksızın yerinde oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla çaba sarf edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla gayret edenleri, derece itibariyle, yerinde oturanlara üstün kılmıştır.” (Nisa 95, 96)

İman, imanına sahip çıkmaktır. İmanı için, mücadele etmek, çaba, efor sarf etmektir. İman, aşık olmaktır yüce Yaratana….  Aşkı için mücadele etmektir. Kırmadan, dökmeden, ötekileştirmeden, en güzel söz ile.. İman, Kur’an’ı irdelemek değil, masaya yatırmak değil, yaşamaktır.

O zaman diyebiliriz ki! Çağımızın ve çağların en büyük inanç problemi, ateizm, materyalizm, septisizm, nihilizm olmadığı gibi, falcılık, kehanet, medyumluk, reiki, aura- çakra uygulamaları ve inançları da değildir.  Bizim en büyük problemimiz kendi inançsızlığımızdır.  Dinimize, Allaha, Kitabına olan inançsızlığımızdır.

Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Maide;105)

Sahi  o zaman..

Bugün aşkımız, sevdamız, bizi yaratan, yaşatan Allah için ne yaptık?

Bu yazı toplam 2064 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.