1. YAZARLAR

  2. Fevzi Nuri Kara

  3. Kültür Turizmi
Fevzi Nuri Kara

Fevzi Nuri Kara

Yazarın Tüm Yazıları >

Kültür Turizmi

A+A-

Sanat tarihi aynı zamanda kültür tarihidir. Kültür, değerler bütününü içeren ekolojik bahçe, sanat eserleri ise kültür bahçesinin çiçekleridir. Bahçenin toprağı (kültürel birikim) ne kadar zenginse çiçekler o kadar güçlü açar. Bu nedenle medeniyetlerin doğum yeri olan Anadolu, çağlar boyunca sanatın en bereketli bahçesi olagelmiştir. Yalnızca ülkemizdeki değil dünyadaki önemli arkeoloji müzeleri, bu toprakların ürünlerinin eşsiz örnekleriyle doludur.

Fakat her bereketli toprak, Aşık Veysel’in dizelerinde geçtiği gibi emek ister. 

“Karnın yardım kazmayınan belinen / Yüzün yırttım tırnağınan elinen / Yine beni karşıladı gülünen / Benim sâdık yârim kara topraktır.”

Yani, zeminin iyileştirilmesi, toprağın zenginleştirilmesi her şeyden önce yoğun bir çaba ile beraber, belli bir bilgi ve yöntem sorunsalını içerir.

Burada ise farkındalık öncelikli olmak üzere önem kazanır. İşte her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasında kutlanılan “Turizm Haftası” kapsamında düzenlenen etkinlikler, turizm konusunda olduğu kadar, doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerimizin farkındalığını artırarak toplumsal bilinç-köprü işlevi oluşturması ve geleceğe taşınmasına katkı sunması bakımından önemsenmelidir. Nasıl ki, maddi birikimlerin doğru değerlendirilmemesi maddi fakirliğe yol açıyorsa, kültürel birikimlerin doğru değerlendirilmemesi de kültürel fakirliği doğurur. Bu nedenle insanlık tarihinin adeta ekin tarlası olan Anadolu'muzun, geçmişten günümüze tüm zenginliklerinin ötekileştirilmeden sahiplenilmesi kadar, düzenlenen kültür-sanat etkinlikleriyle tarihsel-kültürel birikimlerimizin tüm dünyaya paylaşıma açılması bir o kadar önemlidir. Çağdaş eserlerin kent dokusuna kazandırılması ise kentimize dünya kamuoyunda sosyokültürel bir statü ekleyeceği gibi, kültürel birikimimizi de zenginleştirecektir.

5 bin yıllık geçmişinde pek çok kültür ve uygarlığın geçiş noktası olan kentimiz, günümüzde de jeopolitik konumu itibariyle adeta yolları birbirine bağlayan kavşak noktasıdır. Afyonkarahisar, bu önemli konumunun yanı sıra sahip olduğu doğal zenginliklerle de tanınmaktadır. Bu zenginliklerin başında Antik Çağdan itibaren sanatçıların en güzel eserlerini verdiği bir hammadde olan “kar beyazı”, ince ve orta taneli kalsit kristallerinden oluşmuş olan Afyon mermeri gelmektedir. Afyon Kocatepe Üniversitesi ve İscehisar Belediyesi tarafından, ilki 2005’te ulusal, ikincisi 2008’de uluslararası sanatçı katılımlarıyla gerçekleştirilen, “Mermer Heykel Sempozyumu”nun yeniden düzenlenerek gelenekselleştirilmesi, birçok gelişmiş ülkede kültür turizmi çerçevesinde öne çıkan açık hava heykel müzesini şehrimize kazandıracaktır. Açık hava heykel müzesi, şehrimizin turistlik özelliklerine kültürel ve sanatsal doku katacağından, turizm ve kültür şehri imajına olumlu katkıları olacaktır.

Ayrıca, kültür turizmiyle ülkeler arasında kültür köprülerinin inşası ve bu çerçevede düzenlenen toplumsal ve insancıl fonksiyonları karşılamaya yönelik sempozyum, festival, bienal gibi sanat-kültür etkinlikleri, kent müzesi, modern sanatlar müzesi, açık hava heykel müzesi gibi kültürel sahalar, kültürel bir aura yaratacağından, dünya kamuoyunu ve sermayeyi kente çekerek, kentin dünya kamuoyuna tanıtımına kadar, ekonomik canlılığına katkı sağlayacaktır. 

Nasıl ki, çiçekten çiçeğe konan arılarla (sanat, bilim, düşün insanları) çiçek tozları (fikirler, kavramlar) bahçeden bahçeye taşınarak tozlaşma gerçekleşiyorsa, kültür turizmiyle kurulan kültürler arası diyalog ve bilgi alışverişi ile kültürel birikimin tohumları (buluşlar, eserler) zenginleşir. Çünkü, sanat, bilim, düşün etkinlikleri, kendi kültürel deneyimlerimizi, evrensel deneyimle genişleterek, yaşamı algılayışımızdan onu üretme biçimimize kadar daha yüksek bir bilince bizi ulaştırabilecek kaldıraçlar gibidir. Bu araçları kullanan toplumlar sürekli yükselirlerken, kullanamayan toplumlar gittikçe zayıf düşmektedirler.

Öte yandan bir toplumun bilim, sanat ve kültürel birikimleri, o toplumların toplumsal belleğini oluşturmaktadır. Bellek ise dilde kendi derinliğini gösterir. Yani bir dilin zenginliği o dili kullanan toplumların bilim, sanat ve kültürel belleğiyle doğru orantılıdır. Ayrıca bu dil bereketli ekin tarlalarını besleyen su gibidir. Suya sahip olmak kadar, sahip kalabilmek, tarlaya ekini ekmek kadar, suyun kanallarının daima açık tutulması da önemlidir. Bu kanallar: Tabii ki başta eğitim, bilim merkezleri, kültür merkezleri, müzeler, tiyatro salonları, opera binaları, sanat galerileridir. Yani bir kenti yaşayan kent kılan her şey… 
 

Bu yazı toplam 758 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.