1. YAZARLAR

  2. Mustafa Gülmez

  3. Kulluk Engel Tanımaz
Mustafa Gülmez

Mustafa Gülmez

Afyonkarahisar Cezaevi Vaizi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kulluk Engel Tanımaz

A+A-

Allah insanı en güzel bir şekilde yaratmakla beraber onu yeryüzünde kendine halife tayin etmiştir. Ona sorumluluklar yükleyerek onu imtihana tabi tutmuştur. Sabır ve şükür halinde insanın imtihanında başarılı olacağı vurgulanmıştır. Nimetler şükür, zahmetler de sabrı gerektirir. Her insanın imtihanı farklı olmakla beraber, kimine nimetini fazlasıyla verir onun şükrünün, kimine de nimetiyle beraber zahmet vermekle onun da bu zahmete sabrının ne derece olduğuna bakar. Şu var ki bu iki durum sonucunda da cennet kazanılabilir. Önemli olan yaratana karşı aciz bir kul olduğumuzun farkına varabilelim.

İşte hastalık ve engeli olmakta bir çeşit imtihan sebebidir. Kişi engelli olmakla ya da hasta olmakla hayata küsmeyecek, ibadetlerde kendisinin de sağlıklı bir insan gibi sorumlu olduğunu kabullenecektir. Ancak zaruri hallerde ibadet muafiyeti ya da ilk fırsattaki kaza halinin oluşması halinde bu sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğinin farkında olup  ve sosyal ortamdan kendisini koparmadan hayatına devam edebilmesi gerekir.

Engelli olan kişilerin toplumdan dışlanması değil bizatihi topluma kazandırılması gerekir. Sağlıklı olan her bireyin engelli adayı olduğunu unutmayalım. Çünkü dünya üzerindeki engelli bireylerin tamamı doğuştan engelli olan insanlar değildir. Bilakis sağlıklı doğduğu halde kaza vb. durumlarla sonradan engelli olan bireylerin de olduğunu ve Allah korusun bu durumun hepimizin başına gelebileceğini unutmamalı ve hayatımızı bu bilinçle iyi ve hayırlı yönde değerlendirmeliyiz.

Hz. Peygamber, ayağından engelli olan Muaz b. Cebel’i dine hizmet etmesi için, o günün şartlarında oldukça uzak sayılabilecek olan Yemen’e göndermiş, oraya vali tayin etmiştir. Yine Hz. Peygamber, Medîne dışına çıktığı zaman, doğuştan kör olan Abdullah b. Ümmi Mektûm’u yerine cemaate namaz kıldırması için vekil olarak bırakmıştır.

İslam ahlakında, gerek ibadetlerde ve gerekse toplumsal hayatta aktif rol alma hususunda kesinlikle engelli-engelsiz ayrımının olmadığı unutulmamalıdır. Dolayısıyla hiçbir bedensel engel, öncelikle Rabbimize kulluğa ve dahası toplumsal hayattaki varoluşa asla engel teşkil etmez. Elbette sağlık problemiyle veya bir bedensel engelle karşı karşıya olan kuluna Cenab-ı Allah’ın tanıdığı kolaylıkların da olduğunu unutmamak gerekir. Ancak bunun yanında sağlıklı olmakla beraber mazeret üreterek, ibadetlerden ve dolayısıyla da kulluktan uzaklaşmaya çalışmak, aslında her türlü engelin de ötesinde bir engellilik durumudur. Kişinin, ibadeti ve kulluğu kendisine yük olarak telakki etmesinden daha büyük bir engel olabilir mi?

Peygamber Efendimiz, engelli sahabelerle yakından ilgileniyor  ve onları toplumun içinde aktif fertler olmaları yönünde destekliyordu. Mesela, Âmâ sahabe olan Abdullah b. Ümmü Mektûm’un, evinin mescide uzaklığından dolayı ve kendisini götürecek kimsesi bulunmadığı için namazları evinde kılma konusunda Allah Resûlü’nden müsaade istemesi üzerine Hz. Peygamberin, toplumdan kopmaması adına buna onay vermemesi ve camiye gelmesinde ısrarcı olması buna en güzel örnektir. Dolayısıyla, Asr-ı Saadet dönemi olarak adlandırılan Peygamber Efendimiz ve Sahabe dönemi, engelli fertlerin hem kendileriyle barışık olmaları, hem de toplumla bütünleşebilmeleri yönüyle çağlar ötesine örnek teşkil ettiği bir zaman dilimidir.

Muaz b. Cebel ve Abdullah b. Ümmi Mektum gibi pek çok sahabenin engellilik durumları, değil ibadetlerine, hayatın içinde faydalı olmalarına dahi engel teşkil etmemişken, günümüzde bütün uzuvları sağlam ve sağlıkları yerinde olan kimselerin farz olan ibadetlerinde bile tembellik göstermeleri oldukça düşündürücü ve kendimizi sorgulamamız gereken bir husustur. Hiçbir engelin insanı ibadetten alıkoymaması gerekirken, maalesef bazen ibadetlerde  engelleri biz oluşturur hale gelebiliyoruz.

Kişinin durumuna göre kullukta sorumluluğunu bilip, ibadetlerde engeli değil devamlılığı esas alan anlayışla, ancak zaruri hallerde muafiyet gerektiği konusunda bilinçli olması gerekir. Bu da ancak, Allah rızasının her anlayışın önüne geçmesiyle mümkündür.

Cenab-ı Allah'ın, bu imtihan dünyasında sabırla ya da şükürle bizleri başarılı eylemesi ve hiçbir engelin Allah’a kulluğumuza engel olmaması dileğiyle.

Bu yazı toplam 143 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.