Ahmet Gazi Arpacı

Ahmet Gazi Arpacı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kul Hakkı

A+A-

Bireylerin menfaatleriyle ilgili olan ve fertlerin söz sahibi olduğu haklara da kul hakkı denilmektedir. Kul hakları genel ve özel olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Genel olanlar, toplumda bulunan bütün fertleri ilgilendiren yani onların ortaklaşa sahip oldukları haklardır. Özel olanlar ise, kamuya açık olmayıp bireyin kendisine ait olan haklardan ibarettir. Sözünü ettiğimiz özel haklar arasında yaşama hakkı, kişisel özgürlükler, özel hayatın gizliliği, seyahat etme ve yerleşme hürriyeti, mülkiyet hakkı, düşünce ve inanç özgürlüğü, öğrenim hakkı bunlardan bazılarıdır. Bu haklar içerisinde en önemlisi, yaşama hakkıdır. Bu yüzden Kur’an yaşam hakkını hiçbir etnik ayırıma gitmeden, hiçbir inanç ve düşünce mensubiyeti gözetmeden mutlak olarak savunmaktadır. O, bir taraftan “Hataen olması dışında bir müminin başka bir mümini öldürmesine asla izin verilemez…” (Nisa, 4/92.), “Kim bir insanı kasten öldürürse, onun cezası cehennemdir ve o kimse Allah’ın lanetine müstahak olmuştur.” (Nisa, 4/93.) diyerek, haksız yere cana kıymayı çok büyük bir günah sayıp yasaklarken; diğer taraftan da "Her kim bir kişiyi haksız yere öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir…” (Maide, 5/32.) şeklinde evrensel bir ilke koyarak bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş değerde görmektedir. Allah Rasulü (s.a.s.) de aynı amacı gerçekleştirme adına Veda Hutbesi’nde: “Ey insanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız ve namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur…” (Tirmizi, Cihad, 28; İbn Mace, Menasik, 84; Ebu Davud, Menasik, 67.) demek suretiyle yaşam dokunulmazlığının kutsallığına vurgu yapmaktadır.

Ancak bütün bunlara rağmen günümüz İslam dünyasında haksız yere kıyılan canlar, dökülen kanlar nedeniyle yaşam hakkı gibi en temel hak ve hürriyetlerin ihlal edilmesini, üstüne üstlük Türkiye gibi cennet bir vatanda özellikle kadınlara yönelik çoğu ölümle sonuçlanan insanlık dışı eylemleri anlamak mümkün değildir. Hele hele son günlerde Türkiye'deki bazı erkeklerin eşlerine yönelik cahiliye dönemini bile geride bırakan yaşam hakkı saldırıları, genelde tüm insanlığı özelde ise ülkemizde yaşayan herkesi derinden üzmektedir. O hâlde bu tür hak ihlallerine son vermek hem dış dünyada hem de kendi ülkemizde insan hak ve hürriyetlerine saygılı bir toplum oluşturmak için başta yaşam hakkı olmak üzere, Kur'an'ın kişi hak ve hürriyetleriyle ilgili değer hükümlerini hayata geçirmekten başka çaremiz yoktu Esasen tüm hakların belirleyicisi Allah'tır. Bu yüzden hakları Allah hakkı, kul hakkı diye birbirinden kesin hatlarıyla ayırmak da pek mümkün değildir. Ancak burada asıl olan Allah haklarının önceliğidir. Yani ister Allah’ın kendi zatını ilgilendiren ister kamu yararına belirlenen haklar olsun, Allah hakkı olarak bilinen tüm haklar kul haklarına nispetle uygulamada mutlak bir önceliğe sahiptirler. Nitekim bir hadiste kulun ahirette ilk olarak Allah hakkı olan namazdan hesaba çekileceği, şayet namazında bir eksiklik söz konusu ise, bu durumda kişinin hüsrana uğrayacağı belirtilmektedir. (Tirmizi, Salat, 188.) Ancak bütün bunlara rağmen Kur’an, şirk hariç Yüce Allah’ın irade etmesi neticesinde tüm haklarından vazgeçerek kulların günahlarını bağışlayacağını da ifade etmektedir.

Bu yazı toplam 652 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.