1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Kıskançlık / Hasetlik
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Kıskançlık / Hasetlik

A+A-

Kur'an ve sünnette tembellik, "insanların dünya ve ahireti için zararlı olan bir şeydir" diyerek tenkit edilmiş, başarısızlığın başlangıcı sayılmıştır. Tembelliğin zıddı çalışkanlık ise, inanan insanların şiarı olmuştur. 

"İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar, laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir..." diyerek tembelliğin maaliyetine dikkat çekmiştir Şeyh Edebali.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) hiç bir şey yapmadan oturan bir zatın yanından geçerken selam vermezken, geriye döndüğünde aynı kişiyi bir çalı parçasıyla meşgul halde gördüğünde selam verdiği herkesin malumudur.

Allah, insanları yaratırken ömürlerini ve rızıklarını da takdir etmiştir. Rızık baştan belirlenmiştir. Artmaz veya azalmaz. Maaşınız artabilir, geliriniz artabilir ama rızkınız hep aynıdır. Tersi de geçerlidir. 

Rızkın peşinden koşmak gerekir, lakin çalışmak ibadettir!
Ancak dinimiz, helal kazanç sağlamak için çalışmayı ibadet olarak değerlendirmiştir. "Dünyayı helâldan kazanana, âhirette hesap vardır. Haramdan kazanana, azâb vardır" diye buyrulmaktadır. 

Kurallar bu kadar açıkça belirtilmişken, bu hasetlik/kıskançlık neden!
Haset/kıskanç insan, kendinden aşağı olan insanı görmez, kendinden yüksek ve varlıklı insanın her şeyini görür ve onu kıskanır.

Kendine yapılmasını istemediği şeyi, başkasına yapar! 
Günümüzde bu tür insanların sürüsüne bereket! Halis bir niyetiniz var ve siz hakkınız olan amacınıza ulaşmak istiyorsunuz. Ulaştığınızda çevrenizdekilere de hiç bir zararı olmayacak üstelik. Ama bu haset beyler, o amacınıza ulaşmamanız için türlü kılıklara girmeyi kendilerince mubah sayarlar. Nitekim bu zavallı şahsiyetler, ustalıkla ve günün gereği olarak düşündükleri ve uygulamaya koydukları bu patolojik düşüncelerini Allah rızasını, ahlaki ve etik kuralları hiçe sayarak yapmakta, planları başarılı olduklarında ise zafer edası ile hiç bir şey olmamış gibi maske takarak dolaşabilmektedirler. Bunlar hadis-i şerifte belirtildiği üzere "Dünyalık peşine düşerek, ahreti unutacaklardır" grubu içerisindedirler.

Şaşırtıcı bir şekilde aynı beyler, bir bakıyorsunuz başkalarına hak görmedikleri aynı amaca doğru kendilerine hak görüp, bir mazlum edasıyla yürümeye başlıyorlar. Olmadı mı? Hak, hukuk ve adaletin olmadığını gırtlakları patlayıncaya kadar haykırırlar. Oldu mu, hakları ve başarıları!  Ancak, unuttukları şudur ki; Allah rızasına uygun olmadan, hile ile edinilen mevki veya amaç ile Allah rızasıyla takdir olunan mevki veya amaç arasında fark ise oldukça barizdir. "İstemeden emir olan, yardım görür, isteyerek bir mevkiye geçen aciz kalır." Allah razı olmaması ise, felaketlerin en büyüğüdür. Artık o insan, dünyada da, ahirette de zarardadır. Sonuçta, Kur'an-ı kerimde mealen buyurulduğu gibi "Kişi kazdığı kuyuya kendi düşer" (Fatır 43). 

Hemen hepimiz, haset insanların yaptığı haksızlığın karşılığını bu dünyada yeterince görmediğini, yaptıklarının yanına kar kaldığını, düşündüğümüz olmuştur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki; cezanın tamamını bu dünyada görselerdi, ahirete yaptıklarından dolayı pür-ü pak giderlerdi. Şüphesiz ki, ahirette bırakılan ceza dünyalık cezadan çok daha acı olacaktır. 

Allah şüphesiz bilen ve görendir!

Selam ve dua ile
 

Bu yazı toplam 720 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.