1. YAZARLAR

  2. Şükrü Kabukçu

  3. Kimsesizlerin Kimsesi Olmak
Şükrü Kabukçu

Şükrü Kabukçu

Afyonkarahisar İl Müftüsü
Yazarın Tüm Yazıları >

Kimsesizlerin Kimsesi Olmak

A+A-

[reklam1]

“Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi.
Kimsesiz kaldım, yetiş ey kimsesizler kimsesi.”

Avni.

 

İnsan ömrü sınırlıdır. Her canlı Rabbimizin takdir ettiği ömür çizgisini yaşar ve hayata veda eder.( Ankebut 29/57) Hayatın yaratılış gayesi kulluktur. Her Müslüman bilir ki, iman etmek kişiye ve topluma bir takım sorumluluklar yükler. Bu sorumluluklar kişinin vaz geçemeyeceği veya başkasına havale edemeyeceği sorumluluklarıdır. Namaz, oruç v.b ibadetler bunlardandır.

 

Yine bizim Müslümanlar olarak toplumsal görevlerimiz vardır. ‘ Din Kardeşliği ‘ kavramı bu açıdan son derece önemlidir. Biz inananlarla dinde kardeş, diğer insanlarla yaratılışta kardeş olduğumuzu bilen insanlarız. Hayatın tabii akışı içinde bazen yanıbaşımızda bazen de bizden binlerce km uzaklıkta bir din kardeşimizin veya bir insanın bize ihtiyacı olabilir. Bu sebeple ‘diğer’ insan / insanlarla ilgilenmek yüce dinimizin bize öğrettiği en temel ahlaki değerlerdendir.

 

Toplumların zaman zaman karşılaştığı zor günler olur. Yine toplum içersinde mali geliri veya imkanı farklı olan insanlar mutlaka olur. Veya çevremizdeki savaş hali olan ülkelerden bize sığınan muhacir kardeşlerimiz gibi zorunlu yer değiştiren kardeşlerimiz olabilir. İşte toplumda değişik sebeplerle ihtiyaç içinde olan insanlar her zaman olacaktır. Bize düşen ihtiyaç sahibi insanlarla yakından ilgilenmektir. Bu imanın getirdiği kardeşlik sorumluluğu gereği yapılması gereken görevlerdendir. 

 

Bu sorumlulukları yerine getirirken dinen sorumlu olduğumuz mali görevlerimiz vardır.  Zekat, sadaka-i fıtır ve kurban gibi farz ve vacip olan mali görevlerimiz vardır. Bunların dışında çerçevesini Hz.Peygamber (s.a )’in çizdiği ‘ kendisi tok iken komşusu aç sabahlayan ‘ konusu bizim için vazgeçilmez hareket noktamızdır. Yani Müslüman olarak bizim eda etmemiz gereken farz veya vacip bir mali görev kalmadı ise bile ihtiyaç sahibi bir kardeşimizin / kardeşlerimizin elinden tutmak imani bir sorumluluktur.

 

Özellikle hayatın devam etmesi gereken temel ihtiyaç maddeleri, içinde bulunduğumuz kış günlerinde olduğu gibi ısınma ve barınma gibi ihtiyaçlara sahip olan insanımızla veya muhacir kardeşlerimizle ilgilenmek bizim asli görevlerimizdendir. Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü diye Yunus Emre’nin öğrettiği sorumluluk çizgisi önemlidir. Bizim bir kardeşimize el uzatmaktan gayemiz yüce yaratıcıya olan sadakatimizdir. Genel manada sadaka, kulun yaratıcıya olan sadakatini gösteren bir ulvi davranıştır. İşin tabiatı gereği sadaka veya yardımlaşmada kişi, karşısındakini rencide edici her türlü davranıştan sakınır. Bilir ki yatığı iş Rabbinin rızasını kazanmak içindir.

 

Ebu Hureyre (r.a.)’den nakledilen bir hadiste Allah Rasulü (s.a.s.)’nün şöyle buyurduğu bildirilmiştir: "Allah azze ve celle kıyamet gününde (bir kimseye) şöyle seslenecek: 'Ey Ademoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin.' (O şahıs), 'Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbisin, ben seni nasıl ziyaret edebilirim?' deyince Allah, 'Falan kulum hastalandı, onu ziyaret etmedin, eğer ziyaret etseydin beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?' diyecek. Allah, 'Ey Ademoğlu! Yiyecek istedim bana yedirmedin' diyecek. (O şahıs), 'Ey Rabbim, Sen âlemlerin Rabbisin, ben Sana nasıl yedirebilirim?’ deyince Cenab-ı Hak, 'Falanca kulum yiyecek istediğinde ona yedirmedin, şayet yedirseydin bunun karşılığını benim yanımda bulacağını bilmiyor muydun?’ diyecek. Allah, 'Ey Ademoğlu! Senden su istedim bana su vermedin' diyecek. (O şahıs), 'Ey Rabbim, Sen âlemlerin Rabbisin, ben Sana nasıl su verebilirim?' deyince, Allah, 'Falan kulum senden su istediği hâlde ona su vermedin, eğer verseydin bunun karşılığını benim yanımda bulurdun' buyuracak." (Müslim, Birr, 13.) 

 

Kutsal kitabımızın bir çok ayeti kerimesinde de ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle ilgilenmemiz gerektiği bize hatırlatılmaktadır. “Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. ﴾ Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.  “ ( İnsan, 76/8-9) ;  “Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir “  ( Haşr,59/9)

 

Etrafımızdaki ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle ilgilenirken;

-          Tecessüse varmadan ihtiyaç sahiplerini tespit etmeliyiz,

-          Yardım da, onur kırıcı bir şekle dönmemesi için gayret göstermeliyiz,

-          İhtiyaç duyduğu konulara öncelik vermeliyiz,

-          Karşılığını Rabbimizden beklemeliyiz,

-          Mevcut ihtiyacı kendimizin karşılama imkanı yoksa bir başkasından yardım isteyebilmeliyiz,

-          Gerektiğinde devlet görevlilerine haber vererek yardım talebinde bulunabilmeliyiz,

-          Mahremiyete dikkat etmeliyiz,

-          İmkan varsa yardım alan kişinin kendi ayakları üzerinde durmasını temin edecek tedbirler almalıyız.

 

Şükrü KABUKÇU

Afyonkarahisar İl Müftüsü

Bu yazı toplam 2455 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.