1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Kilitte Mürekkep Vardı, Herkes Ellerini Göstersin !
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Kilitte Mürekkep Vardı, Herkes Ellerini Göstersin !

A+A-

[reklam1]

Bir malın veya metanın "ederi" nedir? Nasıl ölçülür? Nasıl ölçülürse doğru ve adaletli olur? Dolar veya sterlin gibi global paralar altın, gümüş veya bakır madeni üzerinden fiyatlandırılmıştır zamanında. Kraliçenin hazinesi altın doludur. Örneğin; 1 Sterlinin 1 gram gümüş veya 0.01 gr altın "ederi" vardır.  Yani Kraliçe kasasındaki altını piyasaya alışverişe sunmuyor da onun yerine onları temsilen kağıt para arz ediyor diyebiliriz. Yani o paranın altın karşılığı hazinede var. Eğer yeterince altın, gümüş veya bunlarla değiş tokuş edecek malınız (petrol gibi) yoksa ederi kadar para basabilirsiniz. Ederi veya karşılığı olmayan para basınca ne olur? Enflasyon olur. Enflasyon nedir? Bir metadan fazlasıyla bulunması ve o metanın değersizleşmesi denilebilir kısaca.  Ekonomist değilim ama ben kısaca olayı arz etmek istedim siz değerli okuyucularıma.

 

Para gibi elle tutulur, gözle görülür metaları ölçmek ve değerlendirmek son derece kolay.  Ekonomiden az çok anlayan herkes benim yukarıda anlattığım şekilde olayı özetleyebilir. Hadi bir ekonomist çıksın da "kanı beş para etmez" cümlesini ölçsün ve değerlendirsin. Görelim bakalım var mı böyle biri? Çıkar mı acep?!

 

İşte ben bugün boyumdan büyük bir işe kalkışıp bu cümleyi- yarı somut yarı soyut bu cümleyi-açıklamaya, somut ölçülebilir bir şekilde değerlendirmeye çalışacağım.

 

Malum 15 Temmuz darbe girişimini, ihaneti gördük çok yakın bir geçmişte. Allah bir daha göstermesin böyle bir ihaneti inşallah diyor ve konumuza bu darbe girişimi üzerinden devam ediyoruz. Allah şehit ve gazilerimizden razı olsun. Onlar olmasaydı, bugün ne ben bunları yazabiliyordum, ne de siz okuyor olabilecektiniz.  Elbette, bu lanet terör örgütüne bulaşmış kişilerin hepsi bulunmuş değil, çünkü kamufle oldular, sisteme yeniden karıştılar ve ülkemizin içinde bulunduğu mevcut konjonktür gereği işleri belki biraz daha kolaylaştı ve hamuru gri etseler de bir şekilde karıştılar içimize. Ben devletimizin eninde sonunda bunları bulacağını,  tamamını hukuk çerçevesinde cezalandıracağına inanıyorum.  Ancak mevcut tablo şu anda böyle desek yanılır mıyım acaba?. Baktılar ki planları işlemedi, 16-17 Temmuz  akşamı bizlerle aynı meydanlara indiler, terörü lanetlediler. Bazen gördük, şaşırdık bunları görünce ama çoğumuz bir şey diyemedik "sen ne geziyorsun burada şerefsiz" diye. Çünkü bunların uzantılarının, müritlerinin veya üyelerinin yaptıkları şerefsizlikleri somut ölçecek bir ölçüm ve veri metodumuz yoktu. Şüphelendik ama kesin emin olamadık. Yani anlında yazmıyordu ki bu adam FETÖ'cü diye. Şüphemizle kaldık neticede. Zaten üst akıl da bu şekilde kurgulamıştı ve işi içinden çıkılamaz halde planlamıştı. Yani darbe başarılı da olsa, başarısız da ülke zaman kaybedecekti.  "Gel de ayıkla pirincin taşını" durumları anlayacağınız.

 

Devletimiz bu durumda 2 yol izleyebilirdi. Suçluları ve suça iştirak edenleri yakalamak. Bu birincisi. Gerçekten helal süte emmiş vatan evlatları gece gündüz demeden bu konuda çalışıyorlar. Allah razı olsun onlardan. İkincisi de sivil ayakta sağlam insanların bulunup, mücadeleyi geniş bir alana yaymaktı. Yani gel kardeşim bu ihanet şebekesini birlikte çökertelim, sen de şurada dur veya şuradan tut gibi.  Bunu diyebilmesi için ihanet karışmamış bir istihbarata sahip olması, işleri çok kolaylaştıracaktı, ancak hepimizin malumu bu terör örgütü her kuruma sızmış durumda. Dolayısıyla sağlam insan diye tabir edebileceğimiz insanları bulmak da çok kolay değildi.  Diyeceğim o ki "kanı 5 para etmeyen" ile "adamın hassı vatanseveri" ayırması için nasıl bir yöntem izlenmeli? Hala önümüzde duran soru bu kanımca. Evet, öyle bir yöntem izlenmeli ki, kurunun yanında yaş yanmamalı. Hainlerin bulunması için devletimizin çok hassas davrandığını, OHAL olmasına rağmen, itiraz komisyonlarının varlığı, ileri demokrasinin bir sonucu olsa gerek.

 

Network sistemi var, hanımefendiler gayet iyi bilirler. O..., A... marka makyaj malzemelerini alırsınız, yakın çevrenize satar ve prim kazanırsınız. Bu pazarlama sistemi çok katlı bir pazarlama sistemidir. Yatay ve dikey yapılaşması vardır.  Dikey yapılaşmada örneğin; danışman, üstünde il danışmanı, onun üstünde bölge danışmanı...böylece uzar gider yukarıya doğru ve piramidin tepesinde 1 kişi vardır nihayetinde ve herkes ona bağlıdır (Burada kesinlikle bir sektörü veya bu sektörden ekmek yiyen başta değerli hanımefendileri karalamak gibi bir amacım yoktur onu baştan söyleyeyim. Benim bu sistemden bahsetme sebebim başka, birazdan anlayacaksınız). Yatay yapılaşmada ise örneğin il sorumlusu kendi altında sınırsız danışmanlar oluşturarak sınırsız hacme ulaşabilir ama her zaman üzerinde bir üstü vardır. Örneğin A... firmasının Afyon il sorumlusu altında binlerce kendisine bağlı danışman oluşturabilir, ne kadar yatay alt eleman olursa o kadar satış ve bir o kadar para kazanır. Dolayısıyla, sistemde yatay büyüme oldukça önemlidir. Ama istediği kadar yatay büyüsün, binlerce çalışanı olsun, dikey  olarak bir üstünü geçemez, onun başarısı üst amirinin başarısı sayılır ve üst amir bu başarıdan dolayı terfi alırsa, ancak onun boşalttığı bir üst kademeye geçebilir bizim çalışkan eleman.  Benim asıl geleceğim nokta ise şudur: Burada yatay büyüme ile ilgili bu pazarlama sisteminin önemli adam seçme yöntemleri varmış! Nasıl mı? Üç artı üzerinden ölçme ve tartma. Örneğin bir adam buldunuz,  size çalışmasını istiyorsunuz, ancak bu işe uygun olup olmadığını bilmiyorsunuz. İşte o adama şahsında bazı sorular sorar sistem. Örneğin; eğer çevresinde sevilip sayılıyorsa +++,  az seviliyorsa + gibi. Yine çevresi çok genişse +++, çok dar bir çevresi var ise -. Parayı çok seviyor ise +++, hiç sevmiyorsa (dünyalık işi yoksa, mümkün mü?) -, az seviyorsa + gibi. Bu şekilde bir nevi mantıklı yaklaşık 10-15 soru sorulur, bunların cevapları arz ettiğim gibi +++,++,+ veya - olarak verilir, tüm cevapların + ve - değerleri toplanır ve o kişinin bu işe uygun olup olmadığı ölçülmüş olur. Örneğin; Meral hanım çevresinde çok seviliyor (+++), Yüksek okul mezunu (+++), parayı hiç sevmiyor (-), insanlarla ilişkileri çok zayıf (-) gibi yaklaşık 15 soru sonrası + ve - toplandığında (bir - bir +'yı götürür), buraya dikkat, - veya bir + çıkıyorsa bu kişiye işi öğretmek zaman  kaybıdır sonucu elde ediliyor. Bir kişinin en az ++ sonucu çıkarsa o zaman bu kişinin sisteme katılabilmesi için ziyaretler, vay efendim siz tam bu işi için biçilmiş kaftansınız demeler başlar ve ikna edilir ve sisteme dahil olur. Yine diyorum bu işten ekmek yiyen insanları kesinlikle suçlamıyorum. Bu tıkır tıkır ölçme yapan bir sistemdir. Teşbihte hata olmasın, kişinin pazarlama açısından kaç para ettiğini ortaya koyan harika bir ölçme sistemidir. Dünyanın her tarafında yaygın bir sistemdir.

 

            Elbette benim amacım size network sistemini anlatmak değil. Diyeceğim o ki, 15 Temmuz sonrası  eğer darbe başarılı olsaydı şöyle bir skala yaparlar mıydı sizce?  Mesela bizleri Stada toplayıp da: Bülent Elitok; Eğitim Bir Sen Üniversite Başkan Vekili bir -.  Erdoğan Gönüllüsü bir (-) daha.  Bugüne kadar ki hükümet icraatlerini desteklemiş (-), Cumhurbaşkanını seven (-). Etti mi sana 15 adet (-). Olduk mu katli vaciplerden biri.  Emin olun tam da bunu yapacaklardı. Sosyal medyamıza bakacaklardı. Köşe yazılarıma bakacaklardı. Konuya komşuya soracaklardı. Yani anlayacağınız, ölçme tartma yapacaklardı. Bu durumda benim cezam ne olabilirdi sizce? Ya idam, ya da ömür boyu hapis olurdu. Bakınız işte size ölçme. Onların ölçüsüne göre idam edilecek veya ömür boyu hapse mahkum edilecek bir kişinin bugünkü sağlamlık derecesi de o denli güçlü olmak zorundadır. Yani onlar başarılı olsaydı alacağınız cezanın büyüklüğü ile, sizin bugünkü sağlamlık durumunuz eşittir. Daha da kısacası siz onlar başarılı olsaydı alacağınız ceza bugünkü sağlamlığınızın ölçülebilir kıstasıdır. Bu nedenle bugün, hükümetimizin de bu ihanet şebekesine bu skalayı uygulaması gerektiğine inanıyorum. Bakın şu cezayı versin demiyorum. Ceza verme işi hukukun işi.  Ben hainlik derecesinin saptanmasını ve yöntemini, kısaca "kanı kaç para eder" i bir de şu şekilde ölçelim diye öneride bulunuyorum. Ölçen objektif olacak elbet. Hukukun üstünlüğüne herkes saygı gösterecek. Nasıl ki, network'de Ayşe hanım kendisine para kazandırmayacak (puanı - veya +) kardeşi bile olsa sisteme katıp zamanını boşuna harcamıyorsa (tamamen objektifse), bizim de bu hainleri ortaya çıkarırken ölçülebilir tekniklerle hareket etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Çünkü ben bir bilim insanıyım. Yine bir örnek: Halk oylaması ile cumhurbaşkanlığı seçimine EVET deyip, bu bilgiyi Facebook'umda saat 14.00 da paylaşmışken, yani daha sonuçlar açıklanmamışken ve benim safım net belliyken, saat 22.00'da yaşasın Tayyip diyeni ve sisteme adapte olmaya çalışanı somut ölçme ile ortaya koymadıktan sonra, hainler bitmez. Bunlara didik didik edilip, herkesin önüne koyulmalı, ona göre muamele göstermelidir.

 

Bunun sadece Tayyip Erdoğan'ın işi olduğunu gördüğümüz sürece bu hainler gider, başka hainler gelir. Somut  ölçme teknikleri mevcuttur. Sosyolojik olaylarda da mevcuttur. Belki standart sapması biraz daha yüksektir, değişkeni çoktur ama mümkündür. Sosyal medyasını kapatanlara açtırın. İnceleyin. Bu bile çok bilgi verecektir size. Kimi sildi, kimi değiştirdi. Ama önemli olan bize lazım olan sağlamlarınkinde bir değişiklik yok. Silenleri değiştirenleri tespit edemezseniz de, onları rahatça tespit edebilirsiniz. Sağlamlar değişmedi. Ve sağlamları tespit etmek, en az hainleri bulmak kadar önemlidir kanımca. Bir sağlam vatansever, on haine bedeldir bence. Bunu 15 Temmuz gecesi görmedik mi zaten. Bir sağlamın kaç haine bedel olduğunu.

 

Giriftli işlere girmiş, sağlammış gibi görünüp aslında sadece vizyon oluşturan, sorulacak 15 soru ile +'sı ve -'si ortaya çıkacak çok hain veya hafifletilmiş tabirle hain tarafta yer alan olmakla beraber, 15 soruda sağlamlığı ortaya çıkacak biri onlardan on tanesine bedel sağlam insanlar da çıkacaktır. Kim bu mücadeleyi hafife alırsa, bilsin ki şehitlerimizin elleri onların iki cihanda da yakasında olacaktır.

 

Yineleyerek bitirmek istiyorum:

 

1. Toplumsal olgular sosyolojik ve psikolojik ölçme teknikleri ile ölçülebilir (değişkeni ve hata payı yüksek çıksa da bazen). Network sistemi gibi.

2. Toplumsal mücadeleye güvenlik güçleri yanında sağlam insanların da entegre edilmesi zaruridir.

3. Günümüzde müspet bir toplulukta yönetici olsa bile hainse ortaya çıkarılması, bu hain yüzünden o müspet topluluğun tamamının karalanamaması gibi önlemlerin alınması (bunlara ihtiyaç var). Ölçme ve değerlendirme tekniklerinin kurum ve kuruluş gözetilmeksizin yapılması zaruridir. Yalaka ve yetenekli adaptif mahlukların da zemini kayganlaştırıcı etkileri mutlaka, somut fayda verisi ortaya koymalarını zorlayacak şekilde sistem revize edilmelidir. Yani yalakalar ve kıvıranlar ancak çalışırlarsa bir şey sahibi olabileceklerini öğrenmelidirler. Zira dinimizde de "ancak çalıştığının karşılığı vardır" denilmektedir. Yalakalık ve kıvırma karşılıksız para basmaya benzemektedir. Bir değer üretmemektedir. 

4. Objektivite ve hukukun üstünlüğü izlenecek yegane yol olmalıdır.

5. Ölçme tekniğinde sorulacak sorular doğru sorular olmalıdır. Örneğin;  "demokrasi meydanına kaç kez geldi" değil, "tarafını ne zaman belli etti (meydan veya sosyal medya gibi araçlarla)" gibi sonuca götürücü sorular olmalıdır.

6. Sağlam insanları tespit edip, mücadeleye sivil katılım sağlamak,  15 Temmuz şehitler köprüsü ruhunun da bir tecellisi olacaktır diye düşünüyorum.

7. Hainler için çember gitgide daralacaktır. Elli yıl sonra bile olsa devletimiz cezalarını verecektir. Kenan Evren'i düşünün. Kim derdi ki, bir gün yargılanacak değil mi?

Sonuç olarak; elbette devletimiz bu dediklerimden kat kat fazlasını büyük özveriyle yapıyordur. Allah emeği geçen herkesten razı olsun, güç kuvvet versin.  Ben içimden geçenleri yazan biriyim. Bugün bunlar geçti. Sizinle paylaşmak istedim. 

Kalın sağlıcakla!

Bu yazı toplam 1261 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.