1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Kaliforniya Sendromu
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Kaliforniya Sendromu

A+A-

"Şeytanın Avukatı" filmini izlediğinizi tahmin ediyorum veya en azından çoğunuzun. Al Pacino'nun muhteşem performansı kadar, filmin konusu da oldukça etkileyiciydi. "Cennette hizmet etmektense, cehennemde hükmetmeyi tercih ederim" akıllarda kalan repliği ile 'hırs olgusunu', 'insanoğlunun doyumsuzluğunu ve sonuçlarını' bundan daha güzel anlatan bir film çekilmemiştir diye düşünüyorum.

İnsanoğlunun cehennemi de, cenneti de bazen bu dünyada bazen.
Dünya, adaletli ve eşit olmasa da, her yıl biraz daha zenginleşiyor ve kendi ihtiyaçları kapsamında yeni alanlar oluşturarak büyümeye devam ediyor. Bu büyümenin sonucu teknolojik bir yeniliğin icadı olabileceği gibi, bazen yeni savaş alanlarının açılması da olabiliyor. İnsanoğlu başta kurallarını koyamadığı, ancak mantığı ile yön vermeye çalıştığı bu yolda, yeni alanlar yaratıyor, sistem bu mantık çekirdeği çevresinde şekillenerek, ucu açık bir şekilde ve sınır koyucuları dikkate almaksızın ilerliyor. Adeta kervan yolda düzülüyor. Kural ve kaideler sistem işledikçe sürekli revize edilerek, varılmak istenen hedefe tekrardan uyarlanacak şekilde ayarlanıyor. Güdümlü füze gibi. Çıkış noktasında hırsın ve daha fazla'nın yattığı bu çarkın dişlileri sürekli bir şeyleri öğütme, geride bırakma ve eskileştirme üzerine kurulmuş durumda (tüketici dünya). Örneğin siyah beyaz TV'lerden LED TV'lere geçişte nasıl ki teknolojik çalışmalar ve araştırmalar söz konusu ise, bu teknolojik gelişmeler için gerekli olan maddi kaynakların sağlanmasında da insanoğlu baş vurmadık yollar bırakmıyor. Beşeri zeka sürekli araştırma peşinde, sürekli ve daha fazlasını istiyor. Belki yaradılışımızdan gelen sınır tanımamazlık söz konusudur. Belki insan fıtratı böyledir. Ancak top yekun düşündüğümüzde, aslında bu sınır tanımamazlık ve doyumsuzluğun bir kesime sağladığı avantajın eşiti miktarda, diğer bir zümrenin zararına olduğu görülüyor. 

Diğerinin zararına gelişen bu avantaj, elde edene mutluluk vermiyor yine de. Bu ucu açık açlık ve doyumsuzluk depresyondan tutun da, intihara kadar sürüklüyor insanları. Bir araba yetmiyor, ikincisi derken üçüncüsü. Yatlar, katlar, yalılar. Güzel kadınlar, gece hayatı. Tüm bunların sonucunda "hoşlanmadığın kötüdür, ancak hoşlandığın güzeldir" bireysel arzuya dayalı felsefe hakim oluyor. Bir şey sana  zevk veriyorsa güzeldir, yapılmaya değerdir. Değilse yapılmaya değer değildir ve bunu yapmak iyi değildir. Bu ise pek çok kere doyumsuz ruhla birleşerek, çeşitli sapkınlıklara yol açabiliyor. Varın hayal siz hayal edin. Beşeri zeka, yarattığı alan ile yapma arzusu birleşince ve buna dur diyen olmadığı var sayılırsa gerçekten vahim sonuçlar çıkıyor ortaya. 

İşte bu doyumsuzluk ve eldeki imkanların bolluğu ile gelen, kuralları ve etiği olmayan bu bir nevi hastalık "Kaliforniya Sendromu" olarak tanımlanıyor.  Hastalık ismini, Amerika Birleşik Devletleri'nin 50 eyaletinden biri Kaliforniya Eyaleti'nden alıyor. Çünkü Kaliforniya Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa  ve Kanada'dan sonra tek başına dünyanın en zengin 6. sı.  Eğlencenin, zevkin ve paranın dorukta olduğu insanların refah seviyesinin yüksek olduğu bir bölge. Zevke düşkünlük, bencillik, yalnızlık, mutsuzluğun öne çıktığı bir eyalet. Burada mutsuzluğunu unutmak isteyenler daha fazla eğlenceye yöneliyorlar. Tam bir kısır döngü yaşanıyor. Susuzluklarını deniz suyu içerek dindirmeye çalışan, ancak tuzlu sudan yandıkça daha çok deniz suyu içenler gibi. Daha çok eğlence ve seksle; üretmeyen, tüketen, yardım etmeyen, sadece kendine harcayan, parasal hedefleri kutsallaştıran, toplumsal hedefleri önemsemeyen bir anlayış hakim genel itibariyle. Dünya zenginleştikçe bu durum, giderek daha çok insanı pençesine almaktadır. 

Mazallah!
    

Bu yazı toplam 668 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.