1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Kahin Değilim, Sadece Öngörü
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Kahin Değilim, Sadece Öngörü

A+A-

Bu hafta sizlere 3 Ekim 2014 tarihinde kaleme almış olduğum yazımı sunuyorum. Övünmek değil, ama biraz öngörü sahibi olduğumu-izninizle de- belirtmek istiyorum. Bu yazımda Afyonkarahisarımızın yakın bir gelecekte çok daha iyi yerlere geleceğini, buna ramak kaldığını belirtmiştim. Bir kaç eksiğimizi ve yapılması gerekenleri bugün yapılmadan 3 yıl önce acizane dile getirmiştim. Şimdi bu 3 yıl önceki yazımdan bazı önemli noktaları sizinle paylaşmak istiyorum:

Han önündeyiz ailecek, hacı teyzemizin ellerinden öpüp bayramını kutlayacağız. Gülhan teyzem bizim ev sahibimiz. O nur yüzlü teyzem ve rahmetli İhsan amca (Aşkar) ev sahibimizden öte Afyon'daki annemiz babamız adeta. Evlerinde hiç misafir eksik olmaz, hele bayramlarda kapının önünde ayakkabılarınızı koyacak yer bulamazdınız. Gelenlere tatlılar, börekler, şerbetler ikram edilir, eski bayramları yaşardınız. Nur içinde yatsın İhsan amca tam bir beyefendi, hoş sohbet biriydi. Eski Afyon'u fırsat buldukça ondan dinlerdim. Eskiden böyle değildi Bülent Bey, imkanlar kısıtlıydı diye söze başlardı.  Merkep üzerinde Erkmen'e gider, bağla bahçeyle uğraşır, gece yarısı dönerdik. Işık yok, araç yok. Çok zor dönemlerdi onlar. İnanmazsın Kuran'ı bile gizli okurduk. Yasak vardı. Üç beş arkadaş haftanın belli günlerinde sözleşir, birimizin evinde toplanır, ancak öyle okuyabilirdik. Hamdolsun günümüzde böyle şeyler yaşanmıyor, Allah bir daha yaşatmasın. Amin!

Hani bir söz vardır ya genç kızlara söylenir "maşallah, gün geçtikçe serilip serpiliyor" diye. Maşallah, Afyonkarahisar'a! gün geçtikçe serilip serpiliyor. Lezzetin, mermerin, termalin kavşak bölgesindeki başkenti, kırk bir kere Maşallah!. Afyon deyince aklıma çok muzip bir soru geldi şimdi durup duruken.  Merak ettim, siz  Afyon sokaklarında hiç Çin'li gördünüz mü?. Ne alaka. Ya Yeşilyol'da Çin lokantası hayal edebiliyor musunuz?! Afyon lokumunu Beijing'de bir mağazada düşünebilir miydiniz acaba? Turkish Delight. Tabağında çubuklarıyla Afyon sucuğu yiyen bir Çin'li aile ne hissettirirdi size acaba? Yakın zamanda bu dediklerim olursa şaşırmayın, benden söylemesi. Çünkü, bütün yollar Afyon'a çıkar. Bu saatten sonra bu sözü Türkiye'ye indirgeyen beni karşısında bulur ona göre. Yeni bir şey de ben eklemek istiyorum literatüre. Afyon bütün yollara çıkar. Daha aktif diğerine göre. Minareyi kaybedeceğiz galiba. Nasıl mı?  İpek yolu yine ve yeniden. Eskiden kağnılarla kervanlarla yapılan insan ve yük taşımacılığı aynı hat üzerinden ama hızlı trenlerle, havayoluyla yeniden yapılacak. Sayın Bakanımız Prof. Dr. Veysel Eroğlu başta olmak üzere emeği ve  daha önemlisi büyük öngörüleri için ne kadar teşekkür etsek azdır. Londra-Beijing bağlayacak hızlı tren Afyon'dan geçecek, bilginize. Saatte 300 km hızla giden bir trenle Beijing seyahatini hesaplayın isterseniz. Trabzon'a otobüsle gitmek gibi bir şey.  Üstelik aynı hat üzerinden karayolu paralelinde devam edecek. Hava koridoru keza öyle. Evet! durum aynen böyle. Gelecek planlarınızı buna göre yapın bence.

Yeşilyol'da suşi yenilecek, Pekin'de sucuk!

Büyük düşün Afyon! Yoksa, bunlar olmayacak mı sanıyorsun? Olacak olacak, hem de tahminimizden kısa bir sürede olacak. Asıl soru şu: Sen buna hazır mısın Afyon? Hızlı tren, Zafer Havalimanı, duble yollar neye hizmet ediyor, bu çılgın projelere alın teri dökenlerin amaçlarını keşfedebildin mi? Büyük resmi görebiliyor musun? Yoksa bu geleceğin geleceğini düşünmüyor musun? Eğer düşünmüyorsan canım Afyon'um, çık Susuz Kasabası'nın bir tepesine veya kaleye, kendine bir bak! Kaleye bir teleferik, Özdilek Kaşağı'na bir üst geçit, Susuz'dan geçecek bir çevre yolu kadar yakın bu gelecek. Gelecek nasıl hızla geliyor göreceksin. Ramak kaldı serilip, iyice serpilmene. Hazırlıksız yakalanırsak bu geleceğe, hepimizin suşi yemek zorunda kalacağına emin olabilirsiniz. Ben denedim, damak zevkinize pek uyacağını da sanmıyorum dostlar.

Şimdi bir kalem bir defter lazım bana. Şu ana kadar gözümüzden kaçan, önümüzde duran ancak farkında olmadığımı, yediğim kaymaktan ta mutfağımdaki mermere kadar, tüm değerlerimizi tek tek yazacağım defterime. Mermerimizi ham, etimizi kiloyla satıyoruz, bedavadan biraz pahalıya. Elimizdeki değerlerimizi, dünya standartlarında tam anlamıyla mamul haline getirmediğimiz için her gün zarardayız. Kağıt kürek işinden pek hazzetmesek de, not edelim her bir değerimizi. Sonra hareket zamanı. Bunları birer marka haline getirmeliyiz.  Afyon her değeriyle bir marka olmalı, başka yolumuz yok!  

İşte bu değerlerimizden biri.

Afyon'da gezilecek yer yok! diye çok kez duymuşuzdur. Hatta, söyleyeni "evet" diye de tasdik etmişizdir kesin bir dille. Ama o kadar çok keşfedilememiş yeri var ki, sanırsınız daha önce hiç kimse yaşamamış, tamamen bakir. Alın size değer. Şaka yapmıyorum. Bu dediklerime inanmıyorsanız, Döğer'e gidin, Emre Gölü'nü görün. Kendinizi 30-40 yıl öncesinde hissedeceğinize söz veriyorum. El değmemiş, insanoğlunun müdahale etmediği bir doğa harikası! İn cin top oynuyor desem, yeridir. Bir yatır var gölün yanı başında, dua etmek amacıyla gelen bir kaç kişi ile, o bölgeye yakın oturan köylülerden başka kimseyi göremezsiniz. Göl öyle şahane ki, ya belediye neden buraya iskele yapmıyor, oturak yapmıyor diye şikayet etmek istemiyorsunuz, lakin bu güzellik bozulmasın diye. Gölün bir tarafı henüz ağaçlar küçük olmasına rağmen ormanlık (Orman İşletme Müdürlüğümüze, bu yörede dağıttığı hibe ağaçlardan ve başka amaçla kullanıma engel olarak, bu bakir yapıyı koruduğundan dolayı teşekkürü unutmamak lazım). Öte yanı ise peribacalarıyla çevreleniyor. Peribacalarını  gezen de göremiyorsunuz gariptir. Ne oluyor yahu? Ya kimsenin haberi yok buralardan ya da herkes çok meşgul.  Peribacalarının 65 km kare  çapında olduğunu bilen kaç kişi acaba?.  Ya tarihinin M.Ö. 3000 yıllarına dayandığını? Kapadokya'dan kat be kat büyük ve hiç de aşağı kalır yanı yok söyleyeyim. Belki gökyüzünde balonlarımız eksik o kadar. Kiliseler, lahitler ve daha neler neler göreceksiniz. İşte bu peribacaları vadisini  gezmek istiyorsanız, Döğer'den başlayın bence. Emre Gölü'nde bir çay molası verebilirsiniz. Tabii ki, yanınızda götürdüğünüz termos çayınızı kastediyorum. Dönüşte de son molanızı burada verin derim, çünkü güneş gölün üzerinden batıyor, muhteşem. Çok uzak değil, 30 km kadar. Mutlaka gidin, görün!

Manda ile harmanlanmış dünya markası sucuklarımızı bilmeyenimiz yoktur. Yoktur ama,  o mandanın o sucuğa neler kattığını bilen ise pek yoktur. Manda deyip geçmeyin sakın! Kurban Bayramı'na sayılı günler kala bu hayvancağızdan biraz bahsetmekte yarar var sanırım. Sütü, yoğurdu adeta ilaç gibi. Demir oranı inek sütünde nerdeyse yok denecek kadar az iken, manda sütünde ise demir oranı yüksek. Ülkemizde özellikle kadınların yaklaşık %60'ında kansızlık (normal değerlerin altında) olduğu düşünülürse, manda sütünün ve yoğurdunun özellikle hamile bayanlar tarafından tüketilmesi şiddetle tavsiye edilebilir. Yine kalsiyum oranı o kadar yüksektir ki, inek sütündeki kalsiyumu katlayacak düzeydedir ve bağırsaklardan kolay emilir. Sindirilebilir protein oranı yüksektir. Büyüme çağındaki çocuklar manda sütünden, etinden veya yoğurdundan mutlaka faydalanmalılar. Gürbüz nesiller yetişmesinde çok büyük katkısı olacaktır. Kalsiyum zengini manda ürünleri, kemik erimesi gibi sorunları olan özellikle belli yaşın üzerindeki  insanların tüketmesi gereken ürünlerdir. Manda eti ve sütünde iyi kolesterol (HDL-damarları açan) yüksek iken, kötü kolesterol (LDL-damarları tıkayan) ise düşüktür. Bu mucizevi denge sadece manda ürünlerine has bir özelliktir. Manda yoğurdumuzun bağışıklığımızı güçlendirdiği, kansere fayda sağladığı öğretim üyelerimizin bilimsel çalışmaları ile yakın zamanda kanıtlanmıştır. Ülkemizde kayıtlı kanser hastalarının sayısının 4.5 milyon civarında olduğu düşünüldüğünde bu hayvanın ne denli önemli olduğu bir kez daha ortadadır. Bu kadar verimine karşı, bu hayvancağız ne yer?  Bir inek kadar bile yemez. Aza kanaatkardır, kuru otla beslense bile, sizden bu nimetlerini esirgemez. Az yer, kolay hastalanmaz, ilaç masrafı çıkarmaz. Bu hayvancağızın tek bir kusuru var, inatçılığı! Eee... boşuna dememişler ya, bu kadar kusur kadı kızın da bile olur. 

Bu yazı toplam 641 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.