1. YAZARLAR

  2. Mustafa Tayyar

  3. Kadir Gecesi
Mustafa Tayyar

Mustafa Tayyar

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadir Gecesi

A+A-

"Kim Kadir gecesini iman ve ihlâsla ihya ederse, geçmiş günahları af olunur"
                                                                                       Hz. Muhammed (S.A.V)


Allah Teâlâ, ibâdetlere verdiği ecir, sevap ve ödülleri artırdığı, af isteyenleri bağışladığı, duâları kabûl ettiği, manevîyatımızı oluşturan unsurları takviye ettiği, dünyamızı ve hânemizi, bereket ve rahmetle doldurduğu günler ve geceler tahsis ederek kullarına lutûflarda bulunmaktadır. Böyle gecelerden biri de Ramazan ayı içinde idrak edilen Kadir gecesidir. Bütün Ramazan geceleri ibâdet şuuru içinde geçirilsin, ihyâ edilsin diye bu gecenin hangisi olduğu kesin olarak belirtilmemiştir; son on gün içinde ve yirmi yedinci gecede olması ihtimâli daha fazladır.

Kuran-ı Kerim, Ramazan ayının Kadir gecesinde inmeye başlamış, ihtiyaca göre çeşitli zaman dilimleri içinde parça parça Hz. Peygambere vahyedilmiş ve bu süreç yaklaşık 23 yıl sürmüştür. Kuran-ı Kerim'in indirildiği ay olması nedeniyle Ramazan ayının müslümanların hayatında farklı bir yeri vardır. Ramazan ayı, Kur'an'ın indirilişinin yıldönümü, diğer bir ifadeyle İslam davetinin başlangıcının yıldönümüdür. Kuran'da bu mübarek aydan ve geceden başka, ismi özellikle övgüyle ve açıkça belirtilmiş bir başka ay ve bir başka gece yoktur. Ramazan ayı müslümanların dini hayatının yoğunlaştığı mevsimdir. Kadir gecesi ise bu yoğunluğun zirveleştiği gecedir.

Kur'an'ın, her şeyin ölçüsünü verişinin de bir simgesi olarak bu geceye "Kadir Gecesi" denilmiştir. Kur'an'ın indiği gece olması dolayısıyla o gecenin, o ayın ve Hz. Peygamberin kıymet ve kadrini biz insanlara anlatabilmek için bu geceye "Kadir Gecesi" denilmiştir. İnanan kulların ömrünü Kur'an'la bereketli, hayatını Kur'an'la değerli kıldığı için onun indiği geceye "Kadir Gecesi" denilmiştir. 

Kur'an'ın senelerce inmesi ve hükümlerinin kıyamete kadar baki olması Kur'an'ın indiği ay olan Ramazan ayında takdir edilmiştir. Kur'an'ın indiği ay oruç ibadetiyle taçlandırılmış ve bu husus ayet-i kerimede "...kim o aya erişirse onda oruç tutsun" (Bakara, 185) şeklinde ifade bulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v)’den bir rivayette ise Oruç ve kur’an hakkında şöyle buyurulur; "Oruç ve Kur'an kıyamet günü kula şefaat ederler. Oruç, ‘Yarabbi! Ben onun yemesine ve zevklerine engel oldum. Beni ona şefaatçi yap. Kur'an da, ‘Ben onun gece uykusuna engel oldum, beni ona şefaatçi yap' der. Cenab-ı Hak tarafından ‘şefaatiniz kabul olunmuştur' buyrulur."(Fethurrabbanî, XVIII, 14)

Ramazan ayı, Hz. Peygamberin Kur'an okuyuşunu artırdığı ay olarak bilinir. Bu konuyla ilgili rivayetlerin birinde, Cebrail (a.s.)'ın Ramazan gecelerinde Peygamber Efendimizle buluştuğu ve Allah Rasûlü'nün Kur'an'ı ona arz ettiği (okuduğu) bildirilirken (Buhari, Fazâilü’l-Kur’ân, 7), bir diğerinde Cebrail (a.s.)'ın her sene Hz. Peygambere Kur'an'ı bir defa arz ettiği, o yıl içinde ise bu arzın iki kere gerçekleştiği ifade edilmektedir. (Müslim, Fazâilü’s-Sahabe, 98) Günümüzde İslam ülkelerinde Ramazan ayı süresince devam ettirilen mukabele geleneği, ‘arza sünneti'nin bir sonucudur.

Son Peygambere inen son kitap Kur'an-ı Kerim ahir zaman insanına inen son ilahi hitaptır. Gereğince amel edilebilmesi onun okunması ve anlaşılması ile mümkündür. Allah Teâlâ, kitabını okuyanlardan övgü ile bahsetmiş ve şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açıktan Allah yolunda harcayanlar asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. Allah kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lutfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O çok bağışlayandır; şükrün karşılığını verendir."(Fatır, 29-30) 

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’de Kur'an'ı okuyan ve ona göre hareket edenleri "Allah'a dost olan insanlar" olarak vasıflandırmaktadır. Hz. Peygamber, Kur'an'ı hem okumaya hem de onunla amel etmeye teşvik eden bir başka hadis-i şerifinde Şöyle buyurmuşlardır: "Kur'an okuyan mü'min, tadı ve kokusu güzel turunç meyvesi gibidir. Kur'an okumayan mü'min tadı güzel ve fakat kokusu olmayan hurmaya benzer. Kur'an okuyan günahkâr kişi kokusu güzel tadı acı reyhan otundan farksızdır. Kur'an okumayan günahkâr ise hanzala karpuzu misali hem kokusuz hem de tadı acıdır." (Buhari, Fazâilü’l-Kur’ân, 17) Hz. Peygamber Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerin en üstün ve en hayırlı kişiler olduklarını belirterek, Kur'an'ı öğrenmeye ve öğretmeye teşvik etmiş, "Kur'an'ı öğreniniz, size onu okumanın karşılığı her harfine on sevap verilecektir..." (Tirmizi, Sevabü’l-Kur’an, 16) buyurmuştur. 

Kur'an Allah kelamıdır. Kur'an'ı okuyan sıradan bir metni okumamaktadır. Lafızları ve manasıyla İlahi bir kelamı telaffuz etmektedir. Dolayısıyla kul onu okurken adeta Rabbi ile konuşmaktadır. O'na inanan mü'minin yapması gereken, yaratıcısının sözlerine muhatap olduğunu idrak edip üzerine düşen görevleri yerine getirmesidir. Özellikle Kur'an'ın indiği aya ve geceye dikkatlerin çekilmesi oldukça manidardır. Ramazan ayını bu anlamda değerlendirmek, okuyarak, dinleyerek, hükmünce amel ederek  Kur'an'a önem vermek, bunun sonucunda da fazilete ermek  her Mü'min’in özen göstermesi gereken bir husus ve en faziletli ibadettir.

Kadir gecesi yalnız namaz kılınmaz, dua edilir, Kur’an okunur. Bunlar da mesnundur. Hatta Süfyan es-Sevrî; “Kadir gcesi dua ve istiğfar etmek namazdan daha sevimlidir. Kur’an okuyup sonra dua etmek daha güzeldir” demiştir. (Tecrid-i Sarih, VI, 313) Kadir Gecesinde yapılabilecek olan ibadetleri şöyle sıralayabiliriz:

1-Tövbeyi nasuh ile bolca tövbe etmeliyiz. Kişiyi anasından doğduğu günkü kadar masum ve pak hale getirecek olan samimi ve içten bir tövbe. Tövbe ettiğimiz suçlara bir daha dönmemek üzere Allah’a söz verilmeli.  Gazali bu tövbeyi, “Kulun verdiği sözde ölünceye kadar durmasıdır” şeklinde tanımlamıştır. Böyle bir tövbe ile kişi Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, “et-tâibu mine’z-zenbi kemen lâ zenbe leh.(Günahına tevbe eden günahsız gibidir)” hadis-i şerifinin müjdesine nail olur.

2- Bolca namaz kılmalıyız. Bu geceye mahsus özel bir namaz yoksa da kaza namazı olanlar kaza namazı kılmalı, kaza namazı olmayanlar ise bolca nafile namaz kılmaya gayret etmelidir.  Her selam verişten sonra Hz. Peygamber (s.a.v)’in Hz. Aişe’ye öğrettiği “Allahümme inneke afüvvün tuhibbü’l-affe fa’fu annî (Ya Rabbi! Sen affedicisin. Affetmeyi seversin. Beni de affet.)” duasının okunması ibadetlerimizi daha faziletli ve faydalı kılacaktır. 

3- Kur’an-ı Kerim okumalıyız. Elbette başta da ifade ettiğimiz gibi bu okumayı sadece yüzüne yapmamalı, aynı zamanda anlamını da okumalı ve üzerinde düşünmeli, tefekkür etmeliyiz. Yani Kur’anı zihnimize ve hayatımıza nakış nakış işlemeliyiz. Bu sayede de dünya sevgisinden sıyrılmayı, buranın geçici, asıl hayatın sonsuz olan ahiret hayatı olduğu bilincini tazelemeliyiz. Bu sebeple dünyada para, makam, şan şöhret hırsına kapılmamalıyız. Kapılmış gidiyorsak bu gece bunu değiştirmek için iyi bir fırsattır.

4- Allahı çokça zikretmeliyiz. Zikir, hatırlama ve anma demektir. Allah’ı, başta onun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak şeklinde olmak üzere çok zikretmeliyiz. Unutmayalım ki nasıl yaşarsak öyle ölürüz. Hayatımızın hiçbir safhasında Allah’ı ve onun hesap gününü unutmamışsak, ölürken de Allah’ı hatırlamamız mümkün olacaktır. Aksi halde hayatımızı ne ile geçirmişsek onu zikrederek ölürüz ve son anımızda kelime-i tevhidi söyleme bahtiyarlığına nail olamayabiliriz.

5- Hayırlı evlatlar yetiştirmek için çalışmalıyız. Rabbimizden böyle nesiller lütfetmesi için dua etmeliyiz.

6- Rabbimizi ve yarattığı kâinatı bolca tefekkür etmeliyiz. Başımızı iki elimiz arasına alıp bugüne kadar yaşadığımız ve şu anda veya ileride yapmayı tasarladığımız işlerin ne kadarı Allah rızasına uygun ne kadarı uygun değil bunun muhasebesini yapmalıyız. Şayet bu açıdan bakılınca zararda gözüküyorsak derhal bu gidişata son vermeliyiz.

Şayet durum iyi gibi gözüküyorsa da, “İki günü birbirine denk olan ziyandadır” hadis-i şerifi gereği daha çok çalışmalıyız.

7- En önemlisi de bolca dua ve niyazda bulunmalıyız. Kendimiz, aile ve akrabalarımız, ülkemiz ve milletimiz, tüm İslam Âlemi ve hatta bütün insanlığın saadeti için dua etmeliyiz. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bizlere öğrettiği şu duayı sıkça yapmalıyız: “Ya Rab! Biz seni hakkıyla övemeyiz. Sen kendini nasıl sena etmişsen öylesin. Seni, senin övdüğün sıfatlarla sena etmek isteriz. Kabul eyle!” (Müslim, Salat 222).

Cenab-ı Allah şu Mübarek Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi hurmetine, ömür sermayesini güzel geçirmeyi cümlemize nasip eylesin. Cenab-ı Allah her birimizi, rahmeti ile muamele ettiği, Cennetine koyduğu, iltifatına erdirdiği, rahmetine mazhar ettiği kullarından eylesin. Cenab-ı Hak, İslam’a düşmanlık besleyen, ülkemizde Müslümanların birlik ve beraberliğine kasteden şer odaklarının tuzaklarına fırsat vermesin. Rabbim geçmişlerimize rahmet eylesin. Hastalarımıza acil şifalar,  borçlularımıza edalar ihsan eylesin. Ramazan-ı Şerifiniz, Kadir Geceniz ve önümüzdeki Ramazan Bayramınız mübarek olsun.
 

Bu yazı toplam 405 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.