1. YAZARLAR

  2. İbrahim Karataş

  3. İslam’da Hoşgörü, Birlikte Yaşama Ahlakı
İbrahim Karataş

İbrahim Karataş

Gedik Ahmet Paşa Camii Baş İmam
Yazarın Tüm Yazıları >

İslam’da Hoşgörü, Birlikte Yaşama Ahlakı

A+A-

Hoşgörü, İslam ahlakının özüdür. Hoşgörü; hiç kimseyi ayıplamamak, kırıcı ve aşağılayıcı olmamak, affedici olmak, farklı inanç ve görüşleri müsamaha ile karşılamak demektir. İnsanlar arasında sevgiyi çoğaltan, kin ve nefreti ortadan kaldıran hoşgörü erdeminin en güzel örnekleri, Kur'an'da; "Sen elbette üstün bir ahlâka sahipsin." [Kalem,4] şeklinde övgüyle bahsedilen Peygamber Efendimiz (SAV)’in hayatında görülmektedir. Kendisine Sevgili Peygamberimizin ahlâkı sorulan Hz. Aişe (r.a) O’nu şöyle anlatmıştır: “O, çirkin söz ve davranışlarda bulunmaz, çarşı pazarda insanlarla münakaşaya girmez, kötülüğe kötülükle karşılık vermez, bilakis bağışlayıcı ve hoşgörülü davranırdı.” [Tirmizî, Birr, 69]

Hoşgörü ortamının oluşması için insanların birbirini sevmesi gerekir. Çünkü hoşgörüyü besleyen sevgidir. Sevginin olduğu yerde hoşgörü, sevgisizliğin olduğu yerde ise tahammülsüzlük vardır. Bu prensip Sevgili Peygamberimiz (SAV) tarafından; “Hoş gör ki, hoş görülesin.” [İbn Hanbel, I, 249] şeklinde özetlenmiştir. Aksi hâlde kendimize yapılmasını istemediğimiz davranışları başkalarına yaparak insanlardan hoşgörü bekleyemeyiz. Çünkü tek taraflı olarak hoşgörü beklemek, bu erdemi suistimal etmek ve bencilce davranmak demektir.

İslam’ın hoşgörü anlayışı, sadece Müslümanları değil, bütün insanları kucaklayacak genişliktedir. Çünkü inanç ve ibadet özgürlüğü insanların vazgeçilmez temel haklarındandır. Bu haklara saygı göstermek herkesin görevidir.

Hoşgörü, kişinin her türlü haksızlığa, ötekileştirme ve ayrımcılığa boyun eğmesi ve rıza göstermesi değildir. Bilakis farklı düşüncelere, farklı kimliklere ve farklı inançlara anlayış ve saygıyla bakabilme; bu farklılıklarla birlikte bir arada huzur içinde yaşama gayreti ve kararlılığı göstermektir.

Hoşgörü, huzurlu bir toplum hayatının vazgeçilmez unsurlarından biridir. Aynı toplum içinde yaşayan insanların birbirlerine karşı her zaman sevgi, saygı, hoşgörü ve müsamaha prensibine göre hareket etmeleri önemlidir. Bu nedenle İslâm'ın en güzel erdemlerinden biri olan hoşgörüye; ailede, mahallede, sokakta, okulda, sosyal medyada ve iş yerinde kısaca insanlarla iletişim kurulan her ortamda ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç, özellikle sosyal medya dilinde kendini daha çok hissettirmektedir. Çünkü sosyal medya yoluyla bilinçsizce yapılan paylaşımlar hoşgörü ortamına zarar vermektedir. Buna herkesin dikkat etmesi önemlidir.

11-17 Aralık Mevlana Haftasında yazımı Mevlana ve Yunus Emre’nin hoşgörüyle ilgili güzel sözleriyle bitirmek istiyorum.

Mevlana’nın düşünce dünyasında hoşgörü, Allahın güzel  ve hoş olarak yarattığı  her şeyi görebilmek yeteneğidir.   Hoşgörünün  esası  farklı olana farklı bakmamak ve onu ötekileştirmemektir. Mevlana’nın hoşgörü anlayışı hem hayatına hem  eserlerine yansımıştır. Onun, “Kim olursan ol yine gel”  sözü ile sembol haline getirilen evrensel mesajı, bütün insanları hakkın mazharı saymak, bir bedenin uzuvları gibi görerek sevmek esasına dayanır.

İnsan yaratılmışların en şereflisidir düsturundan hareketle  her dilden, her dinden, her renkten, insanı kucaklayan Mevlana sevgisi, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolü haline gelmiştir.

“Yarıyla hoş geçinen yarsız kalmaz, müşteri ile iyi anlaşan iflas etmez.” (Mevlana)

“Ay  geceden  ürkmediği için öyle parlak kaldı; gül de dikenle uyuştuğu için o kokuyu elde etti.”

Yunus Emre’nin “Yaratılanı hoş gör, Yaratan'dan ötürü” sözünün davranışlarımızın temel ilkesi olması temennisiyle.
 

Bu yazı toplam 263 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.