1. YAZARLAR

  2. Mümin Çeliker

  3. İslamda Çocuk Hakları
Mümin Çeliker

Mümin Çeliker

Afyonkarahisar Cezaevi Vaizi
Yazarın Tüm Yazıları >

İslamda Çocuk Hakları

A+A-

Yüce dinimiz İslâm, her hak sahibine hakkını tam olarak ihsan eden ilâhî bir dindir. Bu haklar, varlıkların fıtratlarına, kabiliyet, ihtiyaç ve kapasitelerine göre çeşitlilik arz ederek kendi içinde bir denge meydana getirir. İnsanoğlu, doğumuyla birlikte birtakım haklar edinir ve doğal ve zarurî olarak kendisine birtakım sorumluluklar yüklenir. İşte bu hak ve sorumluluklar, fıkıh ilminde “vücub ehliyeti” olarak nitelenir. Şu halde, vücub ehliyeti, kişinin leh ve aleyhindeki haklara sahip olma özelliğidir. İslamda kişinin vücub ehliyetine sahip olması için, büyük-küçük, erkek-kadın olması gibi özelliklerine bakılmaksızın, sırf insan olması durumu yeterli görülmüştür.

İşte bu yazımızda çocuk haklarından bahsedeceğiz. Zira çocuk, Yüce Allah’ın insana bahşettiği büyük bir lütuftur. Ana babalara da birer emanettir. Çocuk dünyaya geldiğinde  kulağına ezan okunur ve böylece hayata başlamış olur. Çocuk anadan doğduğunda günahsızdır. Ekilmemiş toprak gibi, işlenmemiş alçı gibidir. Ona ne verilirse  onu hemen alıverir. Çocuk adeta boş bir kaset gibidir. Kasete ne doldurulursa onu alır. Toprağa ne ekilmişse hasat zamanı o biçilir. Nasıl ki alçı, bir kalıba konulduğunda o kalıbın şeklini alıyorsa, işte Çocuk da öyledir. Çocuğa eğer İslam’ı öğretirsek Müslüman, Hıristiyanlığı öğretirsek Hıristiyan, Yahudiliği öğretirsek Yahudi olur. Özetle; biz hangi dine mensup isek işte çocuk da o dine mensup olur.

Peki, bir çocuğun doğuştan gelen hakları nelerdir? Geliniz hep beraber öğrenelim...

1)   Nesebinin Tespiti Hakkı:

Nesep, İslâm dininde Zarurat-ı Diniyyeden, yani muhafazası zorunlu olan en önemli konulardan biridir. Bunun için Yüce Allah zinayı haram kılmıştır. Ayet-i kerimede “Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir  ve kötü bir yoldur” ( İsra,17/32) buyrulmuştur. Hayatını idame ettirmek isteyen toplumlar, buna dikkat etmek zorundadırlar. Salih bir nesep, insan için gerekli olan önemli haklardan biridir. O yüzden kanunî temsilcinin önce bu hakkı yerine getirmesi önemli bir mevzudur.

2) İsim Alma Hakkı:

Çocuğun babasından veya kanunî temsilcisinden alacağı haklardan biri de güzel isimdir.  Çocuğa doğduğu gün isim koymak faziletli görülmüştür. Eğer çocuk için akika kurbanı kesilecekse, isim, yedinci günü akika kurbanı kesildikten sonra verilir. Çocuğa, peygamberlerin isimlerinin konulması tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.)  konumuzla alakalı olarak; “Sizler kıyamet gününde adlarınızla ve babalarınızın elleriyle çağrılacaksınız. Bu yüzden isimlerinizi güzel koyunuz” (Ebu Dâvûd, edeb, 61) buyurmuştur.

3) Süt Emme Hakkı:

Çocuğun hakkı olması bakımından radâ‘. Fakihler sütanneye verme gibi başka seçenek bulamadığı takdirde annenin çocuğunu emzirmesinin bir görev (vâcip) olduğu, annenin hastalığı, çocuğun annesinin memesini almaması gibi durumlarda sütanne tutulması gerektiği, sütannenin ücretinin babaya ait olduğu hususunda hemfikirdir.

4) Nafaka Hakkı:

Çocukların nafakası Kitap, Sünnet ve İcma ile babaya aittir. Ayette “Onların yiyeceği, giyeceği uygun şekilde çocuk kendisinden olana aittir...” (Bakara, 2/233) buyrulmuştur. Fakat bu hak, hem çocuklarla hem de babayla alâkalı bazı şartlara bağlıdır. Çocukların fakir olması, babanın çalışıp kazanmaya gücünün yetmesi, erkek çocuğun baliğ, kızın da evlenmemiş olması gibi durumlar söz konusudur.

5) Hadâne Hakkı:

Yapılan evlilik çeşitli sebeplerle son bulduğu zaman ortada kalan çocukların temyiz yaşına kadar olan bakımına İslâm Fıkhı'nda “hadâne” denir. Çocuğun bakımı ve en güzel şekilde yetiştirilmesi bütün kültürlerde olduğu gibi, İslâmiyet'te de büyük önem teşkil eder. Bu sebeple çocuğa bakacak kimsenin, erkek olsun kadın olsun, bu işe ehil, hür ve muktedir olması gerekir. Ancak kadınların daha fazla şefkatli oluşu ve bu işe yatkınlığı dinen elbette tercih konusu olmuştur.

6) Hibe Alma Hakkı:

Çocuğa bağışlanan hibeyi ve bütün teberruları, çocuğun baba veya dedesi veli olarak kabul eder. Vâsi ise çocuğun kendi evinde olması şartı ile kabul eder. Çocuğun malından çocuğun bütün giderlerini karşılar. Çocuğun zararına olan hiçbir tasarrufta bulunamaz.

Düğün merasimlerinde ise, çocuğa getirilen mallardan elbise ve oyuncak gibi olanlar çocuğa, diğer para vb. şeyler çocuğun ebeveynine aittir. Gene bir baba çocuklarına bir şey hibe edecek olsa, kız ve oğlan çocuklarına eşit miktarda hibede bulunması gerekir. Nitekim sahâbeden Beşîr b. Sa'd, oğlu Nu'mân'a malından bir kısmını hibe etmiş ve Peygamber Efendimizi buna şahit tutmak istemişti. Hz. Peygamber ona; “Öteki çocuklarına da bunun benzerini bağışladın mı?” diye sormuş, “Hayır” cevabını alması üzerine ise, “Allah'tan korkun, çocuklarınız arasında adaleti gözetin!” (Buhârî, Hibe, 12-13)  buyurarak, Beşîr'den yaptığı hibesinden geri dönmesini istemişti. O da diğer çocuklardan ayrı olarak sadece Nu'mân'a ettiği hibeden vazgeçmişti. Onun için İslâm âlimleri de, evlâtlar arasındaki bağış ve hediyede, cinsiyet dâhil herhangi bir ayrımcılığa gidilmemesi noktasında bizlere uyarılarda bulunmuşlardır. (Tirmizî, Ahkâm, 30)

7) Miras Alma Hakkı:

İslam dinine göre  miras haktır. Mal, babadan evlâda el değiştirecektir; ama bu iş adaletle yerine getirilmelidir. Peki, adaletle dağıtılmazsa ne olur? Mirasta adaletsiz bir dağılımla kendisine haksızlık yapılan kişi, evet, dünyada kaybeder; fakat haksızlık yapan kişi de ahirette kaybedecektir. Çünkü bu tabi ki kul hakkına girecektir. İslam hukukuna göre miras taksimi yapılırken de şüphesiz İlahi Ölçü dikkate alınmalıdır. Allah-u Teala bu konuda şöyle buyurur: “Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder…” (Nisa, 4/11)

8) Yaşama Hakkı:

Çocuklar he halükarda yaşama ve himaye edilme hakkına sahiptirler. Kur'ân-ı Kerîm, haksız yere hiçbir cana kıyılamayacağını belirtirken, fakirlik korkusuyla çocukların öldürülmemesini (En'am, 6 /151)  emretmiştir. Gene dinimize göre keyfi bir şekilde (hayati bir zaruret olmadıkça)  çocuk aldırma (kürtaj) asla caiz görülmemiştir. Zira cahiliye döneminde Araplar kız çocuklarını öldürüyorlardı. Kur'ân-ı Kerim buna işaret ederek, suçsuz olarak öldürülen bu çocukların hesabının sorulacağını, bu cinayetlerin cezasız kalmayacağını bildirmiştir. Ayet-i kerimede; “Diri diri gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda… Kişi neler yaptığını öğrenmiş olacaktır” (Tekvir, 81/8-9) buyrulmuştur.

Değerli Okuyucular!

Son olarak şunları da ifade edelim ki; Çocuklar Allah’ın nimet ve ihsanıdır. Çocuk, ebeveyn için bir lütuftur. Çocuk masumdur, günahsızdır. O bir süs, bir ziynettir. Çocuk bir hazine, bir güzelliktir. Dolayısıyla geleceğini teminat altına almak isteyen her millet, sağa sola harcayacağı zaman ve enerjinin birazını da, yarının büyük insanları olacak olan çocukların yetiştirilmesine sarf etmelidir. Zira Cenab-ı Hak: “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun...” (Tahrîm, 66/ 6) buyurmuştur. Bu ilâhî emir gereğince her Müslüman, kendisini ve ailesini cehennem ateşinden korumak için; Allah'ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınıp, bunları çocuklarına öğretmekle mükellef olduğunu unutmamalıdır. Nitekim Âlemlerin Efendisi Hz. Peygamber (s.a.v); “Hiçbir anne-baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmuş olamaz” (Tirmizi, Birr, 33/1874) buyurmakla da konumuza ışık tutmuştur. Son olarak sevgili dostlar, yazımızı bir ayet mealiyle sonlandıralım: “Mal ve çocuklarınızın sizin için birer imtihan olduğunu ve büyük mükâfatın Allah katında bulunduğunu bilin.” (Enfal, 8/28)

Ne mutlu evlatlarını çokça sevip onların haklarını tam verebilenlere...
 

Bu yazı toplam 140 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.