1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. İnternet Yayınlarında Tekzip Hakkı
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

İnternet Yayınlarında Tekzip Hakkı

A+A-

Düzeltme ve cevap olarak da bilinen “tekzip hakkı”, basın-yayın hürriyetinin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla öngörülen koruma yollarından biridir. 

Anonim sayıda kişiye ulaşıyor olması bakımından önemli bir etkiye sahip olan internet ortamında yapılan yayınlara ilişkin ilk hukuki düzenleme olan ve 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”da tekzip hakkı, “İçeriğin Yayından Çıkarılması ve Cevap Hakkı” başlığı altında öngörülmüştür. 

2014 yılında yapılan değişiklikle birlikte ise 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinde “İçeriğin Yayından Çıkarılması ve Erişimin Engellenmesi” başlığıyla yeniden düzenlenmiştir.

Kanunun 9. maddesine göre, gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, internet ortamında yapılan ve içeriği itibarıyla YALNIZCA kişilik haklarını ihlal eden yayın nedeniyle önce içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilir.

Bu başvurudan itibaren içerik ve/veya yer sağlayıcı kendisine ulaşıldığı andan itibaren 24 SAAT İÇİNDE, talebi yerine getirmekle yükümlüdür. 

Burada başvuru için öngörülen bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Kişi, hakkındaki yayını fark ettiği andan itibaren başvuru yapabilir. Yayının erişilebilir olması yeterlidir.

Öte yandan ikinci bir yol olarak, kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden hak sahipleri, doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak da içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir. 

Hâkim, vereceği erişimin engellenmesi kararlarını, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir.

Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin ortadan kaldırılamayacağına kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik erişimin engellenmesine de karar verebilir.

Hâkim, bu madde kapsamında yapılan başvuruyu EN GEÇ 24 SAAT İÇİNDE duruşma yapmaksızın karara bağlar. Hâkimin bu kararına karşı Asliye Ceza Mahkemesine itiraz yoluna gidilebilir. 

Erişimin engellenmesine konu olan içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda ise hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

Hâkim tarafından verilen erişimin engellenmesi kararları, doğrudan merkezi Ankara’da bulunan “Erişim Sağlayıcıları Birliği”ne gönderilir. 

Birlik tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararı, erişim sağlayıcı tarafından DERHÂL, EN GEÇ 4 SAAT içinde yerine getirilir.

Hâkimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu olan kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının, başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde, mevcut karar bu adresler için de uygulanır.

Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini, Kanunda belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, 500 GÜNDEN 3000 GÜNE KADAR ADLİ PARA CEZASI ile cezalandırılır.

Kanun koyucu, diğer kitle iletişim araçlarından farklı olarak, internet ortamında yapılan yayın yoluyla mağduriyete uğradığını iddia eden kişiye düzeltme ve cevap yayınlatmaktan ziyade kişilik haklarında ihlale yol açan içeriğin yayından çıkarılması ve/veya söz konusu yayına erişimin engellenmesi şeklinde keskin bir tedbir alma yoluna gitmiştir.

Hakeza yazılı basın ve radyo-televizyon yayınları bakımından cevap ve düzeltme hakkının doğması için “şeref ve haysiyetin ihlali” gibi somut bir halden bahsedilirken, internet yayınları için öngörülen “kişilik haklarının ihlali” ifadesi Anayasa’daki düzenleme (m.32) ile de uyuşmamaktadır.

Diğer taraftan internet ortamındaki sınırsız hürriyetin, bir kuralsızlık ve sorumsuzluk anlamına gelmediği unutulmamalı ve bu doğrultuda internet medyası da, “başına buyruk, ne dersem o olur” anlayışından uzak durarak ve mevcut medya etiğine riayet ederek, sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmelidir.

Bu doğrultuda yer ve / veya erişim sağlayıcılar, probleme yol açan içeriğin erişimine son vermekle yetinmeyip, sorumlu bir yayıncılık anlayışı benimsemek suretiyle kişilerin düzeltme ve cevap taleplerini de karşılamalıdırlar.

Vurgulanması gereken bir diğer husus ise, internete ilişkin öngörülecek ulusal ve uluslarüstü hukukî düzenlemelerin tamamının, internet üzerindeki “iletişim ve ifade hürriyeti” ile “ölçülülük sınırı”nı aşar derecede, kısıtlayıcı olmamaları zorunluluğudur.

Zira internet ortamı, doğası gereği, iletişim ve ifade hürriyetinin en geniş kapsamlı olarak ele alındığı bir “hürriyet ortamı”nı ifade eder ve hukukî düzenlemelere duyulan gereksinim hiçbir şekilde, söz konusu hürriyet ortamının zarara uğratılmasının gerekçesi olamaz.
 

Bu yazı toplam 1525 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.