1. YAZARLAR

  2. Ahmet Gazi Arpacı

  3. İNSANA İNSAN LAZIM...!
Ahmet Gazi Arpacı

Ahmet Gazi Arpacı

Yazarın Tüm Yazıları >

İNSANA İNSAN LAZIM...!

A+A-

[reklam1]

A- İnsanlar, Hz. Adem'in çocuklarıdır. İnsanlık alemi rengi, ırkı, dili, dini ne olursa olsun aynı atanın evlatlarıdırlar.  İnsan en şerefli ve en güzel vasıflarla yaratılmıştır.  Kendisine sevgi ve merhamet duyguları verilmiş, ölünceye kadar  kullukla sorumlu kılınmıştır. Diğer canlılara verilmeyen akıl nimeti insana verilmiştir. Kitaplar ve  peygamberler insanlara gönderilmiştir.

 

B-  Bakara Suresi 30. ayete baktığımızda meleklerin; insanoğlunun adeta bugününü anlatan ifadelerini görüyoruz. "Dediler ki yer yüzünü karmakarışık yapacak ve kan dökecek bir varlık mı yaratacaksın"

 

C- İnsanlık tarihinde ilk cinayeti gerçekleştiren Kabil'in durumunu  Maide Suresinde görebiliyoruz. Öldürdüğü kardeşi Habil'in cesedi başında ne yapacağını bilmeden öylece yığıla kalmış. Sonunda bir karga kendisine çözüm olmuş.

 

D- Kur'an-ı Kerim'de  insan; “kendisine secde edilen” , “Allah'ın halîfesi seçilen” , “güzel mizac ve kabiliyetler verilen” , “zayıf biçimde yaratılan” , “nankör” , “aceleci” , “cimri” , “tartışmaya düşkün” , “zâlim, cahil” , “hırslı” , “Rabbine doğru çabalayıp duran”  ve “en güzel biçimde yaratılan”  şeklinde tanıtılmıştır.

 

Yukarıdaki tespitleri niçin arz ettim?  İnsanoğlu bugün Allah'ın kendisine verdiği değeri yitirmiş, yaratılış gayesini unutmuş, dünya ve içindekileri kendisine hedef olarak tayin etmiş, ölümü ve hesabı unutmuştur. Sevgi ve saygı damarları kurumuş, kalbi katılaşmış Kendi çıkarlarını her şeyden fazla önceleyen, yeme, içme ve tüketme makinesi haline gelmiş bir insanla karşı karşıyayız.. Başta yüce yaratıcı olmak üzere; vatana, millete, aileye, komşu ve akrabalarına, canlılara ve çevreye karşı sorumluluğunu unutmuş,  değer yargılarını alt üst etmiş, eğlenmeyi temel gaye edinmiş, enerjisini, varlığını nefsani sebeplerle harcayan bir insanla karşı karşıyayız.

 

Bugün meleklerin tespitinin nokta nokta yaşandığına şahit oluyoruz. Yeryüzünün dengesinin bozulduğuna, coğrafyaların fesada verildiğine, Özellikle İslam beldelerinin kargaşa içinde olduğuna, İnananların harimine dokunulduğuna, acı sahnelerin ard arda geldiğine,  yeryüzünün yaşanmaz hale getirildiğine şahit oluyoruz. Özellikle bütün bu olumsuz vakıaların islam coğrafyasında yaşanması için gayret sarf edildiğine, muhacir duruma düşenlerin umumen müslüman olduğuna, dağılan ailelerin müslüman aileler olduğuna, akdenizin soğuk sularının kıyıya bıraktığı bedenlerin müslüman yavrulara ait olduğuna şahit oluyoruz. Habil'in başlattığı cinayet zincirinin halkalarının sayılamayacak kadar arttığına, kadın-erkek, yaşlı-genç ayırmadan ölümün yeryüzünde binlerce can aldığına, huzur ve sükunun yerine  korku ve telaşın kol gezdiğine şahit oluyoruz.   

 

İnsanlar içinde Allah'a ve inananlara savaş açanlar, yeryüzünde masum ve mazlumlara tuzak kuranlar, Kabil'in vazifesini hakiki manada yerine getiriyorlar. Sömürerek elde ettikleriyle hem semiriyor hem de gece gündüz fitne ve fesada yatırım yapıyorlar. Kalpleri imanın lezzetiyle lezzetlenmemiş olanlar, kendilerini insanlığın efendisi addedenler, milletlerin kazancını haksız yere gasb edenler, terörü çıkarlarına ulaşmak için mübah görener, teröristi kahraman kabul edenler, kaosla beslenenler, yaşanan bu sonu gelmez dramların müsebbibidirler. 

 

Allah'a karşı ölünceye kadar kulluk edecektik. Kulluğumuz hususunda neleri ihmal ettik ki bugün "herc" arttı. Ölme ve öldürmeler arttı. Kabiller durmadan Habiller katlediyor. Yeryüzüne baktığımızda meleklerin tespitinin ne denli doğru olduğunu görüyoruz. Her taraf talan edilmiş. Mabedler harab edilmiş. Haneler viran edilmiş. Yavrular kurban edilmiş. Hayvanlar itlaf edilmiş. Aileler tefrik edilmiş. Kalabalıklar muhacir durumuna düşürülmüş. Evini barkını kaybedenler, darmadağın olmuş aileler yanında akibeti bilinmeyen, kayıp binlerce masum çocuklar. Kargadan öldürdüğü kardeşini nasıl defnedeceğini öğrenen insan kan dökmeye, öldürmeye, onlarca katliam, soykırım mezarlıklarını doldurmaya devam ediyor. "Onların sağlarından, solarından, ön ve arkalarından geleceğim. Onların çoğunu sana şükreder olarak bulamayacaksın"  ifadesinde yer aldığı gibi Şeytanı haklı çıkarmak için her gün tertip, tezgah, suikast, terör ve bilumum katl yöntemleri ile insan kardeşini yok etmeye devam ediyor. Çöp konteynırından, yol açan kepçelerden, umuda çıkılan botlardan, suyu çekilmiş nehir yataklarından, insan cesetleri çıkıyor. Açılan toplu mezarlara bedenler değil adeta ruhunu teslim etmiş insanlık defnediliyor. Şair bu noktada haykırıyor:

 

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! 

Enkaz yığınları altında kalmış insanlık, yeniden insanlık değerlerine dönmeli, yeniden insaf ve vicdan dairesine girmelidir. Yeryüzüne halife kılınan insan ilahi vazifesini yeniden hatırlamalıdır. Bir insanı yaşatmanın bütün insanlığı yaşatmak olduğu bilincine ulaşmalıdır.  Bütün insanların Hz. Ademin ve Havva'nın çocukları olduğu, kardeş olduğu hakikatini kavramalıdır.

 

Dünyayı isteyenler mazlum milletlerin kan ve kaynaklarıyla beslenmekten, terörü ve teröristi kullanmaktan; mazlum, mağdur, mülteci ve muhtaçlar için harcaması gereken harcamaları silaha ve silahlanmaya ayırmaktan vaz geçmelidir.

 

Özellike inananlar haksız yere cana kıymanın  haram olduğunu, kasten bir cana kıyanın cezasının "ebedi cehennem olduğunu, Allah'ın kendisine lanet edeceğini, Allah'ın ona büyük bir azap hazırlayacağını  bilmesi gerekir. Yine inananların yeryüzünde müstad'af değil muktedir olmak için ilahi emirler doğrultusunda üzerine düşen vazifeleri yapması icap eder ki, akan kan ve göz yaşı dursun. Dünya yaşanacak yer olsun. İnsan Yaşasın ve yaşatılsın.

 

İnsan: Kendisi ile ünsiyet edilen, iyi geçinilen, muaşeret edilen varlık demektir. İnsanın yeniden bu manaya uygun yaşaması temennisiyle....Vesselam

 

1  İsra, 17/70,  Tin Suresi, 95/5.

2 Hıcr, 15/99.

3 Bakara, 2/30.

4 Maide, 5/31.

5  Bakara, 34; Hicr, 29; Sa'd, 72.

6  Bakara, 30; En'am, 165.

7 İsrâ, 70.

8 Nisâ, 28.

9  İbrahim, 34; İsrâ, 67; Hac, 16; Şûrâ, 48; Zuhruf, 15; Âdiyât, 6.

10  İsrâ, 11.

11 İsrâ, 100.

12 Kehf, 54.

13 Ahzâb, 72.

14 Meâric, 19.

15 İnşikâk, 6.

16 Tîn, 4.

17 A'raf, 7/17.

18 Hilvan, 11 Rebîülevvel 1347 (28 Ağustos 1928)

19 Maide 5/32.

20 İsra, 17/33.

21 Nisa, 4/93.

Bu yazı toplam 1448 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.