1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. İnsan Bir Alem
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

İnsan Bir Alem

A+A-

Adamın birinin tavuk takıntısı varmış. Tavukların kendisini yiyeceğini düşünürmüş. Bu durum o kadar ilerlemiş ki, sonunda adamı kliniğe yatırmak zorunda kalmışlar. Uzun bir tedaviden sonra adam taburcu edilmek üzere, son bir kez doktorun karşısına çıkar. 

Doktor sorar:

 - Artık tavukların seni yemeyeceğini anladın değil mi?

Adam büyük bir memnuniyetle:

- Evet, anladım doktor bey!

 Doktor:

- O zaman sorun kalmadı, seni taburcu ediyorum, der.

Adam taburcu edileceğine memnun olur olmasına, ancak tam kapıdan çıkarken aklına bir şey gelir. Doktora döner ve şu soruyu sorar:

- Doktor bey, ben tavukların beni yemeyeceğini anladım da, acaba tavuklar bunu anlamış mıdır?! der.

Dönemsel değişiklikler, yönetimsel değişiklikler, siyasal değişiklikler, iklimsel değişiklikler vs. hayata dair tüm değişiklikler, algılarımızda da önemli değişikliklere yol açarlar. Değişiklikler, algılarımızdaki seçiciliği körükler.

Nitekim, İstanbul depremi (Allah bir daha göstermesin) toplumsal deprem o algımızda önemli değişikliliklere yol açmıştır. Hemen hiç bilgi sahibi olmadığımız deprem sırasında alınacak önlemleri sürekli duyar ve özellikle dikkatli bir şekilde dinler olduk. Yazılı ve görsel basında hemen her gün deprem konusu işlenmeye devam etmektedir. Allah rahmet eylesin "deprem dedemiz " bile oldu, çocuklar dahil herkesin üzerine düşen eylem planına dikkat çekilmesi için. Nitekim deprem yönetmeliği ve ilgili kanunlarla depreme karşı daha dayanıklı binaların oluşturulması ve risk oluşturacak binaların yerlerine yenilerinin yapılması söz konusu oldu. Neden? Çünkü, maazallah olası bir depremin biz ve sevdiklerimizin can ve mal güvenliğine tehdit oluşturabileceğini çok iyi bilmekteyiz artık. Aynı şekilde; sel baskınlarının, heyelanların, hortumun, yangının vs.  yaratabileceği hasarları da tecrübe ettiğimizden dolayı, bu afetlere karşı tedbirler alma ihtiyacı içinde olduğumuz da malumunuzdur.  Tedbirimizi alıyoruz, gerisi ise "tevekkül". Tevekkül, değiştirilmesi insan gücünün dışında olan üzücü olayları, ezelde takdir edilmiş bilip, üzülmemek, Allah-ü teâlâdan geldiğini düşünerek seve seve karşılamaktır.

Siyasal gelişmeler, yöneticilerin seçimi vs. gibi katkıda bulunduğumuz ve irademizi ortaya koyduğumuz olgularda da durum benzerdir. Televizyon kumandasında kanal değiştirmek gibi basit ve kesin sonuç alabileceğimiz bir şekilde, tamamen kontrolümüz altında gerçekleşmeyebilir olaylar. İnsan oğlu beşeri iradesi, mantığı, aklı ve tecrübelerine dayanarak, hatta istişare yaparak, bir konuda seçim yapma durumunda kalır ve sonuç umduğu gibi şekillenmezse bile "tevekkül" etmelidir. 

Her işte bir hayır vardır. Tıpkı hayır gördüklerimizde şer olabileceği gibi. Burada önemli olan, iradenin ortak olmaya çalıştığı hareketin doğruluğudur. Bu doğrulukta; dini unsurlar, kültür, gelenek, görenek, insani değerler, etik, ahlak gibi pek çok etmen söz konusu olmalıdır. Bu değerlere tek tek uyacak "en.." leri en fazla karşılayacak yol seçilirse, sonuç herkes için o derece iyi olacaktır. Bu oldukça önemlidir, çünkü seçilen yolda atılacak adımların önceden belli olması muhtemeldir. Ne kadar karşı olunursa olunsun; etiği, ahlakı, dini, örfü ve adetleri gözeten bir sitemin veya hareketin kendini inkara veya yıkıma götürecek adımları atması, bu değerleri ön plana almamış bir sistem ve harekete göre oldukça zor, hatta imkansızdır. Bindiği dalı kesmek olur. İşte davranış tarzı belli olan bir sistem, hareket ve buna mensup yöneticilerin değerleri ihmal etmesi de aynı nihayetle sonuçlanır. Değer yargıları ihmal edilebilen veya yöneticisinin ihtimaline açık kaideleri olan bir sistem veya hareketin yukarıda anlattığımız hissede olduğu gibi paranoyak fertlerin oluşmasına, artmasına neden olacağı muhakkaktır. 

Asıl olması gereken, değerleri içinde barındıran sistemin var ve uygulanabilir olabilmesidir. Değerler yargılarına sahip bir sistemde "tavuk beni yiyecek mi?" diye soran bir paranoya söz konusu olamaz. Değer yargılarına sahip olmayan bir sistemde ise bireyleri istediğiniz kadar psikoloğa götürün "peki, tavuklar anlamış mıdır?" sorusunu sormaya devam eden "tonlarca" insan bulacağınızdan emin olabilirsiniz.  .

Ne dersiniz? tavukların bizi anlama ihtimali var mıdır acaba!  
     
 

Bu yazı toplam 556 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.