1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. İğne Deliğinden Hindistan'ı Görmek
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

İğne Deliğinden Hindistan'ı Görmek

A+A-

"Ey gözlerine sürme çekmiş güzel, sana bir tepeden baktım dün gözlerim kapalı" 

Dizesinde, dikkatli bakmaz iseniz, adamın güzeli ta tepelerden gördüğünü zannedebilirsiniz. Oysaki adam kızı hayal edebilmektedir sadece, görme işlemi yok burada. 

Başlığımıza dönecek olursak; bir insanın Hindistan'ı görmesi, hele bir iğne deliğinden görmesi ise, mümkün değildir elbet. Anlaşılacağı üzere burada uzağı görebilme, geleceği kestirebilme yeteneğinden bahsetmekteyiz. 

Hadi birlikte deneyelim isterseniz!

Bir iğne alıp elimize, gözümüze yaklaştıralım. Olmadı sanırım. Biraz daha. Tüh! yine olmadı iğne deliğini gördük, ama arkasında Hindistan'ı göremedik değil mi? Bırakın Hindistan'ı, bir kitabı bile sığdıramadık değil mi? 

Şimdi bir fıkra geldi aklıma delikten bakma söz konusu olunca. Paylaşmak isterim siz değerli okuyucularımla: Bir akıl hastanesinde deliler her gün sıraya girip, bahçe duvarı önünde bekliyorlarmış. Sırası gelen bir müddet eğilip öyle kaldıktan sonra, diğerine sırasını bırakıyormuş. Herkes diğerinin hakkına saygılı bir şekilde. Hastane doktoru bunu fark edince, o da sıraya girmiş ve sıranın kendisine gelmesini beklemiş. Sıra kendisine gelince büyük bir heyecanla bakmış, ama karanlıktan başka bir şey görememiş deliğin arkasında. Eğilmiş ve o delikten bakmış bir daha bakmış. Tahmini olarak delilerin baktığı bir sürenin sonunda bir şey göremeyince sormuş birine: Yahu arkadaşlar, ne var burada, ben bir şey göremedim, demiş. Delilerden biri: Göremezsin tabi, biz yıllardır bakıyoruz bir şey göremiyoruz, sen iki dakikada bir şey görebileceğini mi sanıyorsun! demiş.

Ya dostlar, işte böyle! 

İğne deliğinden Hindistan'ı görmek, öyle her adamın harcı değil! Bir kere işin ehli olacaksın, birazcık kafan çalışacak, birazcık tecrüben olacak, okumuş olacaksın, doğru dürüst adam olacaksın, yoksa zinhar göremezsin. Ancak, hep önünde birileri olacak. Bak bak! oooo! diye sesler çıkaracaklar. Tıpkı o deliler gibi. Bir şey görmeyecekler, ama onlar da kuyrukta olacaklar. Önünde olacaklar, bir şey görmeseler bile. 

Öngörüden, bir işin ehli olmaktan, liyakattan bahsediyorum. Bir adım sonrasını hesaplamaktan söz etmek istiyorum, üstüne basa basa. Bir adım ötenizi göremiyorsanız karanlıkta yürüyorsunuz demektir. Her an düşebilir, yaralanabilir ya da ölebilirsiniz. Belki bir uçurumdan aşağı düşeceksiniz birazdan, belki cesedinizi kuşlar yiyecek, ya da bir sırtlan kemirecek düştüğünüz yerde. Belki de düşmeyeceksiniz, önünüzde bir uçurum falan yok, ama az ilerde sizi büyük bir iştahla bekleyen bir ayı var çalılıkların arkasında ve siz onun akşam yemeğisiniz. Velhasıl, karanlıkta yürümek ustalık işidir. 

Katar nasıl teslim olur? Suudlar neden böyle yaptı? Türkiye yine mi ihanete uğradı?  Önce abluka, sonra barış iki gün geçmeden!  Neyin nesidir bu?

Bu soruları soruyorsanız, siz iğne deliğinden Hindistan'ı göremezsiniz. Üzgünüm. Devletimiz gördü şükür, ama Osmanlıdan bu yana uzun süredir boşladık oraları nedense. Aslında bunların bir olduğunu, 1. Dünya savaşı sonrası sınırlarının cetvelle çizildiğini İngilizler tarafından. Bilmezseniz anlayamazsınız oraları. Bu körfez ülkeleri Allah'ın büyük hikmeti sonucu dünya petrol ve doğal gaz kaynağının büyük bir çoğunluğuna sahip. Bu coğrafya her ne kadar irili ufaklı devletlerden oluşuyorsa da, aslında tek devlet ve tek millet. Osmanlı zamanında Katar bir ilçe. Evet evet bir ilçe. Ama elin İngilizi var ya, iğne deliğinden öyle bir Hindistan'ı görüyor ki, bunları ayırmış  aşiretleri kullanarak. Kah pohpohlamış bir aşiret reisini diğerine karşı onu başa getirmiş, kah yermiş Trump gibi korkutmuş zaman zaman. Ayrı millet ve devlet gibi unutmuşlar birliği ve dirliği. Ayrılmışlar biri birinden, uzaklaşmışlar zamanla. Evet, İngiliz görmüş Hindistan'ı iğne deliğinden, ta uzun zaman önce. Görmekle kalmamış, gitmiş, oturmuş yanlarında hasbi hal etmiş onlarla. Onlar küçük mavi şirinler, İngiliz ise Gargamel gibi. Gün olmuş yeni görenler daha olmuş Hindstan'ı iğne deliğinden. O da gelmiş, o da ustaymış bu işlerde ta Amerika'dan. 

Biz mi? 

Tam bizden de nihayet görmeye başlamışız derken, çıkmış yine içimizden birileri fıkradaki gibi: 

Cehennemdeyiz. Fıkra bu ya,  kaynayan kazanın başında zebaniler. İngilizi kafayı kaldırınca zebani vuruyor kösteği ve İngiliz yine kazanın dibini boyluyor. Fransızı, Rusu hep aynı. Sadece bizimkilerin başında hiç bir zebani yok. Kazana yeni atılmış bir günahkar merak ediyor ve soruyor: Neden bunların başında bir zebani yok?! Zebaninin cevabı şöyledir: O yukarıya çıkmaya çalıştıkça aşağıdan diğerleri çekiyor, bizim beklememize gerek yok! demiş. 
Alınmayın, kızmayın, küsmeyin! Bu bir fıkra. 

Yüce rabbim iğne deliğinden Hindistan'ı görenlerin önündeki engelleri kaldırsın, onların işini kolaylaştırsın. Rabbim devletimize ve milletimize zeval vermesin! Bu yüce millet adına, mazlumlar adına.

Ha unutmadan!  Öngörü!  önde siz kendiniz zannedersiniz de, kim bilir birileri sizden kaç gömlek ötede!

Allah'a emanetsiniz...
 

Bu yazı toplam 1103 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.