1. YAZARLAR

  2. Müzeyyen Kabukçu

  3. Hz. Peygamber ve Güven Toplumu
Müzeyyen Kabukçu

Müzeyyen Kabukçu

Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. Peygamber ve Güven Toplumu

A+A-

 Diyanet İşleri Başkanlığımız her yıl Kutlu Doğum haftası etkinlikleri için bir tema belirlemektedir. 2017 yılı için de “ Hz. Peygamber ve Güven Toplumu “ konusu seçilmiştir. Rabbim bu anmaları anlamaya, anlamayı da hayata aktarmaya vesile kılsın. 

Biz, kavminin daha cahiliye döneminde bile “ Muhammedü’l-Emin “ diye isimlendirdiği bir peygamberin ümmetiyiz. Yani, daha nübüvvetten önce içinde yaşadığı toplumun kendisine vermiş olduğu unvan / lakab, “ el-Emîn ” idi. Bunun anlamı, kendisine her konuda güvenilen kişi demektir. Bu unvan / lakab isimlendirme olarak elbette boşuna verilmiş değildi. Özellikle cahiliye döneminde tarihi kaynakların verdiği bilgilerden öğreniyoruz ki, kişinin kendi sülale veya kabilesinden desteği yoksa fakir ve kimsesiz ise, haklarını koruması son derece zordu. Peygamberimiz (s.a), Mekke’ye gelen tacirlerin mallarına haksız yere el koyanlara karşı “ hilfü’l-fudûl “ ismiyle kurulan bir cemiyete katılmıştır.  Bu cemiyet, Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke’de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları Hz. Muhammed’in de katıldığı antlaşma üzerine kurulmuştur. (DİA)

Kur’an-ı kerim ve sünnetin, Müslüman profilini çizerken ortaya koyduğu bazı temel ahlaki ilkeler vardır. Bu ilkelerden birisi de hiç şüphe yok ki, Müslüman kişinin emin, güvenilir bir kişi olmasıdır. Buradan hareketle Müslümanların olduğu yerde emniyet kavramı son derece önemlidir. Emin olmak, emniyet üzere olmak, emin bir toplum olmak, başkalarının bizden emin olması gibi kavramlar bizim toplumumuz için en hayati kavramlardır. Emin olmak ve emanet duygusuna sahip olmak esasında Yaradanın koyduğu prensiplere uymak demektir. Çünkü mü’min kişi, darlıkta ve bollukta hayatının her anında Allah’a hesap verme duygusu ve düşüncesi ile hayatını sürdürür.  Elmalılı Hamdi Yazır emanet kavramını şöyle açıklar : “ Emanet, Allah'ın gerek kendi hukukuna ve gerek insanların hukukuna taalluk eden emirlerinin, yasaklarının ve hükümlerinin icrasına, insanın Allah'ın emini olarak hilafeti demektir."  (Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, VI, 3934. )  

Müslüman bireyin ve toplumun emin olmak ve emniyet üzere olmak gibi temel hareket noktaları öncelikle Kur’an-ı Kerim’in bize emridir. Şöyle buyrulmaktadır: 

“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.   “ ( Nisa,4/ 58)

“ Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.  “  ( Mü’minün, 23/8 )

 “ Kendisine emanet bırakılmış olan kimse nezdindeki emaneti iade etsin ” (Bakara 2/283)

Biz biliyoruz ki, sevgili peygamberimizin nübüvvetten önceki dönemde kavminin kendisine verdiği isim el-Emin idi. O, hayatının her anında ortaya koyduğu tavır ve davranışla ve dahi mübarek sözleriyle güven veren, güvenilen ve en zor zamanda bile sözünde duran biriydi.  Peygamber efendimiz(s.a)’de bize bu konuda önemli uyarılarda ve öğretilerde bulunmuştur. Efendimiz şöyle buyurmaktadır: 

“Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir. ”( Buhârî, Îmân 4–5, Rikâk 26; Müslim, Îmân 64–65.)

Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi:
 Ey Allah'ın Resûlü! Hangi müslüman en üstündür? diye sordum. 
"Dilinden ve elinden müslümanların emniyette olduğu kimse" cevabını verdi.  ( Buhârî, Îmân 4, 5, Rikak 26; Müslim, Îmân 64, 65 )

İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri kanaatlarından birisi de şudur: bütün peygamberlerin getirdiği vahyin ortak gayelerinden birisi de toplumda şu beş esası korumaktır: mal emniyeti, can emniyeti, akıl emniyeti, nesil emniyeti ve din emniyetidir. Çünkü bu beş esas bir toplumu ayakta tutan, kargaşa ve problemlerden koruyan temel konulardır. 

Bir malın haksız yere elde edilmesini din yasaklamıştır. Hırsızlık ve ihtikâr gibi fiiller dinen haramdır. Ticari muamelelerde hile, yalan ve aldatma gibi fiiller yasaklanmıştır. Rabbimiz buyuroyur ki: “ Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.  “  ( Nisa,4/ 29 ) Peygamber Efendimiz (s.a) buyuruyorlar ki : “Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde cehennemi hak ederler. ” ( Buhârî, Hums 7 )

Her insanın canı mükerremdir. Bilerek ve isteyerek bir başkasının canını haksız yere kıymak bütün insanlığı öldürmekle eşdeğer tutulmuştur. ( Mâide, 5/32) Toplumsal hayatta zaman zaman hatalar olabilir. Bu hataların telafisinde veya problemlerin çözümünde müslümanca tavır takınmak zorundayız. 

İnsan aklını giderici ve sarhoş edici her türlü içecek haramdır. Bugün insanlığa ciddi zorluklara sokan olayların başında alkol ve uyuşturucu konusu gelmektedir. Sadece kullanan kişi veya kişilere değil topluma hatta insanlığa telafisi zor hasarlar bırakmaktadır. Sadece maddi zararları değil, oluşturduğu sosyal problemler ile toplumda güven duygusunun zedelenmesine yol açmaktadır. 

Neslin korunması, aile bağlarının bilinmesi bir toplum için temel hayati konulardandır. Sağlıklı bir neslin oluşması için tek yol nikâhtır. Nikâhsız beraberliğin adı ise zinadır. Değişik gerekçelerle aile bağlarının yok olması, bir toplum için en büyük felaketlerdendir.  

Din, Allah’ın kullarına bahşettiği en önemli nimettir. Dinin nasslarının ( ayet ve hadislerinin ) doğru öğretilmesi ve öğrenilmesi en hayati konuların başında gelir. 15 Temmuz sonrası yaşanan olaylarda da yakinen gördük ki, Allah’ın âyetleri ile insanları aldatanlar toplumda emniyet duygusunu sarsmakla kalmayıp, toplumu kaosa sürüklemek için ellerinden geleni yapmışlardır. Dünya üzerinde de DEAŞ ve BOKO HARAM gibi dini değerler üzerinden hareket ettiklerini iddia eden terör örgütleri yaşadıkları topraklarda toplumsal güveni yerle bir etmişlerdir. Ayrıca dünya gündeminde de Müslümanları güvenilmez ve toplumda sürekli olumsuz bir imaj ile anılmaları gibi bir durumla karşı karşıya bırakmaktadırlar.

Her toplumda fertler güvenli bir ortamda yaşamak ister. Ve gelecek nesillere de böyle bir zemin hazırlamak için gayret gösterirler. Fertleri Müslümanlardan oluşan toplumlarda da güvenli bir toplum olması için dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bazılarını şöylece sıralamak mümkündür:  

1-  İmana zarar veren söz ve davranışlarda uzak durmak,

2-  İbadetlere sarılmak, hikmetleri üzerinde düşünmek, 

3-  Doğru sözlü olmak, yalan söylememek,

4-  Emanete riayet etmek,

5-  Zarar vermemek,

6-  Tahammül göstermek ve affedici olmak,

7-  Tedbir almak,

8-  Yanlışlarla / kötülüklerle mücadele etmek,

9-   Bize sığınan kişiyi yardımsız bırakmamak,

10-  Günahlara karşı tavır almak,

11-  Ahde vefa göstermek,

12-  İyi ve güzel olan şeylere yönelmek ve etrafına teşvik etmek,

Bir toplumda sıradan bir işlemden en karmaşık ilişkilere varıncaya kadar aranan en temel ahlaki değerlerden birisi emin olmak ve güven toplumu oluşturmaktır. Tarih boyunca şu görülmüştür ki, bir toplum emin bir yurt ise, diğer insanlarda oraya teveccüh etmişlerdir. Aile içi ilişkilerden komşuluk ve diğer bütün ilişkilerimizi güven ve emniyet üzeri inşa etmeliyiz. Aksi takdirde toplumun geleceği iyi olmayacaktır. Kutlu Doğum Haftasının hayırlar getirmesini niyaz ederim.
 

Bu yazı toplam 2051 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar