1. YAZARLAR

  2. Turgay Şahin

  3. Hakkın Hatırı Âlidir Hiçbir Hatıra Feda Edilmez
Turgay Şahin

Turgay Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Hakkın Hatırı Âlidir Hiçbir Hatıra Feda Edilmez

A+A-

[reklam1]
Hürriyet aziz şeydir. Vatan için her türlü fedakarlık yapılabilir ama hürriyetten feragat asla mümkün olamaz, olmamalıdır. Bir takım endişelerle (Ukrayna sendromu diyelim…) toplumsal olaylarda ele alınacak tedbirlerin, hemen herkese uygulanabilecek aşırı kısıtlamalara dönüştürülmesi, yasa metninin özensiz,  hukukun temel ilkelerine riayet edilmeksizin hazırlanmış olması ve evrensel ilkelerin göz ardı edilmiş olması dikkatimizi çekmektedir.

Kritik dönem ve süreçlerde aşırı  veya özel yetkilerin nasıl kullanıldığı toplumsal hafızamızda henüz çok tazedir.

 İç güvenlik paketi tamamen objektif, bir hukukçu bakış açısıyla incelenmiş özellikle Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılacak değişiklikler analiz edilmiştir.

Değerlendirmelerimizin, ideolojik değil hukuki olmasına; kullanılan ifadelerin ise sloganik değil yapıcı eleştiri mahiyetinde bulunmasına özen gösterilmiştir.

1.  2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 4/A maddesinde ARAMA konusunda  değişiklikler yapılmaktadır: Burada mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin talimatı ile arama yetkisi getirilmektedir

PVSK ve CMK\'nın uygulanmasına yönelik Adlî Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği ile aslında kolluğun arama yapması durumu düzenlenmiş durumdadır:

Madde 7 - Adlî aramaya karar vermek yetkisi hâkimindir. Kolluk, arama kararı alınmasını talep ettiği durumlarda, makul şüphe sebeplerini belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir rapor hazırlar ve Cumhuriyet savcısına başvurur.

    Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk âmirinin yazılı emriyle arama yapılabilir.

Üstelik aynı yönetmeliğin 8.maddesinde arama kararı olmaksızın yapılabilecek arama halleri ayrıca düzenlenerek bir esneklik ve kolluğa inisiyatif zaten verilmiş durumdadır:

Dikkat edilecek olursa yönetmeliğin 8.maddesi Danıştay denetiminden geçmiş ve yasa/anayasaya aykırı hususları törpülenmiş durumdadır. Öyleyse mevcut yönetmeliğin 7. ve 8.maddeleri dururken böylesine tartışmalı bir yasa metni hazırlamak nereden icap etmiştir bu hususta kamuoyu aydınlatılmalıdır!

2-  Yine 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 13.maddesindeki değişiklikle  KORUMA ALTINA ALMA ve UZAKLAŞTIRMA yetkileri getirilmektedir:

 Burada daha önce PVSK ve CMK\'da yer almayan ve tamamen yeni olan

a.koruma altına alma

b.uzaklaştırma kavram ve kurumları getirilmektedir.

 

Prof.Dr. Ersan ŞEN koruma altına alma ve uzaklaştırma düzenlemelerini şu ifadelerle eleştirmektedir:

İç hukukta koruma ve uzaklaştırma terimlerini tanımlayan hangi düzenlemeler mevcuttur? Bu tedbirlerin kapsam ve niteliklerinin nelerden ibaret olduğu hususlarında açık ve net belirlemeler olmadığı görülmektedir. Örneğin uzaklaştırma tedbiri çerçevesinde, bireyin somut bir alandan, bölge, il veya ilçeden çıkarılması mümkün olabilecek midir? Bu durumda, Anayasa m.23 ile korunan yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlali gündeme gelebilecektir. Bu kuralın, Anayasa m.13 ve 23’e aykırı olup olmadığı gözden geçirilmeli, kolluğu keyfi hareket edebilme ve denetlenmesi mümkün olmayan yetkiler tanınmasından uzak durulmalıdır.

Örneğin bir siyasetçi üniversite veya hastaneyi ziyarete geldiğinde, bölgede can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle bazı insanların “uzaklaştırma tedbiri” adı altında o yere girişine izin verilmemesi gündeme gelebilecektir.

Anayasa m.14/2’ye göre, “Anayasa hükümlerinden hiçbiri Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz”.
Madde metnine eklenmesi düşünülen ibareler, “öngörülebilirlik ilkesi” ne de aykırıdır; zira başvurulan tedbire karşı itiraz yolunun nasıl işletileceği belirtilmeksizin, “eylemin ve durumun niteliğine göre” ifade edilen soyut belirlemelerle ve salt güvenlik gerekçesiyle başvurulabilecek tedbirler hakkında somutlaştırma yapılmaksızın, güvenliğin nasıl ve ne şekilde tehdit edildiği ortaya koyulmaksızın, bireyin bir alan, yer veya bölgeden uzaklaştırılması hukuka aykırı olacaktır.

 3- Yine 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu EK-7. maddesinde değişiklikler yapılmakta önleme maksatlı dinleme konusunda polisin 24 saat içinde hakime bilgi verme süresi 48 saate çıkarılmakta; hukukilik denetimi i için yetkili ve görevli hakim ANKARA Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak belirlenmektedir

Yasadışı dinlemelerin ayyuka çıktığı ülkemizde pek çok kimsenin PVSK EK-7. maddesinden haberdar olmadığı iç güvenlik yasa paketi tartışmaları ile ortaya çıkmıştır. Üstelik paket ile 24 saatlik onay süresi 48 saate çıkmaktadır. Teknik olarak 24 veya 48 saat çok farklı değildir. Doğrusu bu hususta uzman, sürekli nöbette ve ehil bir \"yargı\" birimi ihdası olmalıdır. Aslolan özel hayatın gizliliğidir!  Ancak dinleme yapılacaksa mutlaka hakim kararı ile olmalıdır.

Ayrıca \"Yetkili ve görevli hâkim, Ankara ağır ceza mahkemesi üyesidir.\" düzenlemesinin

kolay yürüyebilmesi için ve 81 il ve ilçeden gelen tüm taleplerin Ankara’da bulunan bir hakim tarafından yeterli şekilde incelenip hukukilik denetimini layıkı ile gerçekleştirilebilmesi için bir hakim değil, yeterli sayıda/çok hakim görevlendirilmesi gerekmektedir.Aksi halde denetimin sağlanamayacağı açıktır.

 

4- Yine 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 16. maddesinde değişiklikler ile polisin güç ve silah kullanım yetkisi artırılmaktadır.

Mevcut hali ile PVSK\'ya göre yalnızca güç kullanılabilecek durumlarda polise ayrıca silah kullanma yetkisi tanınmakta/yetki genişletilmektedir.

Mevcut yasada polis silahını yalnızca

a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,

b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,

c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,    silah kullanmaya yetkilidir.

Yani aslında iç güvenlik paketinde sayılan durumların varlığı halinde mevcut PVSK hükümlerine göre önce güç kullanımı ; güç kullanımı etkisiz olursa silah kullanma yetkisi tanınmışken yeni durumda polis sayılan hallerle sınırlı olmak kaydıyla güç kullanmaksızın doğrudan silah kullanabilecektir.

Mevcut yasaya sadece silah ve patlayıcı kullanımına karşı doğrudan silah kullanma yetkisi  eklenmesi yeterlidir. Yahut  mevcut yasadaki \" meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında\" ibaresine göre bu bile gereksiz olabilir .

 

Elbette ki ülkemizin, Soros ve benzeri spekülatörlerin azgın heveslerine kurban edilmesine rıza gösterilemez. Ancak Soros şayet ülkemizde üzerinde etkin olduğu hukuki çevreler vasıtasıyla kaosa zemin hazırlayacak bir kanun değişikliği hazırlatsa muhtemelen “iç güvenlik paketi” gibi bir metin ortaya çıkabilirdi!

Renkli devrimler (!) peşinde olanların arayıp ta bulamadığı şey, ülkemizde baskı ortamı oluştuğu izlenimini verecek gelişmelerdir. Zira bu şer odakları talan ettikleri her ülkeye, baskıdan şikayet eden çevreleri kullanarak girmişler, demokrasi götürmek iddiasıyla kitleleri harekete geçirmişlerdir.

 

Çözüm polisiye yetkilerin artırılması ile umumi bir baskı ortamı oluşturmak olmamalıdır. Her fırsatta demokrasi, hürriyet, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi üzerinde durulmalı. Mevcut ve yeterli mevzuat çerçevesinde ise suç ve suçlularla “sıfır tolerans” esasına göre mücadele edilmelidir.

 

Hak’kın hatırı âlidir demiştik.

Hiçbir hatıra feda edilmeyen HAK hatırı için samimi eleştiri ve önerilere kulak verilmelidir

Vesselam…

 

 

 

 

Bu yazı toplam 5138 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.