1. YAZARLAR

  2. Ercan Şen

  3. Güven Arayışı ve Hz. Peygamber
Ercan Şen

Ercan Şen

Yazarın Tüm Yazıları >

Güven Arayışı ve Hz. Peygamber

A+A-

Güven duygusu insanoğlunun en önemli psikolojik ihtiyaçlarından biridir. Çünkü insanın ana rahmine misafir olmasından ölümüne kadar geçen sürede en çok ihtiyaç duyduğu his, güvendir. Bu duygu doyurulduğu takdirde insan kendini rahat hisseder ve ardından diğer ruhi ve fiziki ihtiyaçlarını gidermeye yoğunlaşır. Buna göre güven duygusunu içselleştirmiş bireylerin, kendisiyle, çevresiyle ve kendini Yaratanla sıhhatli ilişkiler kurabileceğini söylemek imkân dâhilindedir. Aksi bir durumda, yani güven sorunu yaşayan kişi, dünya ve âhiret işlerinde bazı problemler yaşayabilir hatta güven ihtiyacını gidermede yanlış yönlere savrulabilir.   

Güven sorununun neredeyse had safhaya ulaştığı modern dönemde, insanların ve toplumların güven arayışı hiç olmadığı kadar artmıştır. Zira savaşlar, artan terör vakaları, husumetler,  birbirine egemen olma duygusu geçmişte olmadığı kadar çağdaş dönemde revaç bulmuş, netice itibariyle bu durum doğal olarak güven bunalımına ortam hazırlamıştır. 

Öte yandan artan iletişim imkânlarıyla birlikte günümüzde küçük bir köy haline gelen dünyamızda, önem taşıyan hemen her olay dakikalar içerisinde her coğrafyada duyulabilmekte ve görülebilmektedir. Bu durumun müspet bazı tarafları olsa da çoğu zaman menfî yönleri de olabilmektedir. Nitekim dünyanın sıradan bir yerinde yaşanan kimi olumsuz durumlar, bir anda gündemin ilk sıralarına yerleşerek milyonları tedirgin edebilmektedir. Bu vaziyet, kendi halinde sıradan bir insanı bile telaşa sevk edebilmektedir. Bu da göstermektedir ki aslında güven sorunu bir yönüyle temelde varoluşsal şahsî bir mesele iken, diğer yönüyle de evrensel bir vakıadır. Bundan dolayı güven kaygısını gidermek için hem bireyi hem de bütün insanları içine alan, düzen ve istikrarın bulunduğu ortamları var etmek, onların sayılarını artırmak son derece önemlidir.  

Dünyaya gelişinden bu yana sığınacağı güvenli bir liman arayan insanoğluna, bu arayışında en doyurucu cevabı dinler sunmuştur. Bu noktada bir adı da barış ve selamet olan İslam, insanlığın güven ihtiyacına cevap verme hususiyetini bünyesinde taşıyan en son ve en mütekâmil yolu işaret etmektedir. Üstelik bu yolun yegâne rehberi olan Hz. Peygamber (s.a.v), taşıdığı “emin” sıfatıyla, insanlığa ve Müslümanlara güvene dair mühim bir mesaj sunmaktadır. Zira güven ahlâkının zirvesini teşkil eden Allah Rasûlü’nün, bu meyanda, muhaliflerinin bile teslim ettiği “Muhammedü’l-emîn” sıfatına layık olması, yaşadığımız toplumun dinamikleri açısından yeniden değerlendirilmesi icap eden bir durum arzetmektedir.  

Hz. Peygamberin, ashabıyla olan güven ilişkisine bakıldığında, her şeyden önce kaliteli bir güven ahlâkının mevcudiyeti hemen göze çarpmaktadır. Nitekim Kur’ân’da, Allah Rasûlü’nün, ashabına karşı olan tutum ve tavrı; “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir” (Tevbe, 9/128) şeklinde gözler önüne serilirken, ashabın da Efendimize yönelik bağlılığının en somut ifadesi, “Anam-babam sana feda olsun yâ Rasûlüllâh” sözünde kendini bulmaktadır ki bu üslup, güven duygusunun kalbe dokunan çok tesirli bir göstergesidir. Yine bu noktada, güven bağının en üst ve kusursuz boyutunun resmedildiği başka bir tablo ise, Hudeybiye’de 1400 kişiden oluşan ashabın, Hz. Peygamberle bir an bile tereddüt etmeden canları üzerine yapmış olduğu biattir. 

Mü’minler topluluğu demek, aynı zamanda birbirine güvenen insanlar topluluğu demektir. Bu da, başta insanın kendisi ve yakınlarıyla, çevresiyle iyi geçinmesine bağlıdır. Hz. Peygamber  “Mü’min kendisiyle iyi geçinilen kimsedir. İyi geçinmeyen ve kendisiyle iyi geçinilemeyen kimsede hayır yoktur”  derken, insan hayatında güven duygusunun son derece önemli konumuna işaret etmiştir. Hakeza Hz. Peygamber, sosyal hayatın her alanında sevgi ve güven ortamını baltalayan kötü ahlâka da dikkatlerimizi çekerek: “Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuş, Müslüman kimseyi tarif ederken de elinden ve dilinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimse olarak tanımlamıştır.  

“Andolsun, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır.”(Ahzab, 33/21) ilâhi hitabı, “emin” sıfatının sahibi ve güven kaynağı olan bir peygamberin izleyicilerinin de çevresine güven verebilen, dünyayı daha yaşanabilir bir mekân kılma çabalarına katkı sunabilen bir konumda bulunmalarını salık vermektedir.  
       
 

Bu yazı toplam 781 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar