1. YAZARLAR

  2. M.Mustafa Başyiğit

  3. Eyvah, Hepiniz Birer Engelli Adayısınız !
M.Mustafa Başyiğit

M.Mustafa Başyiğit

Türkçe Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Eyvah, Hepiniz Birer Engelli Adayısınız !

A+A-

   Değerli okur;

Geçtiğimiz iki hafta boyunca ele aldığımız yazı dizisini, engellilikle ilgili birtakım hususlardan dolayı ileri bir tarihe erteliyorum.

İyiden mi başlamak gerekir, yoksa kötüden mi? Neyse, biz kötü olandan başlayalım bakalım.

Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) ortaokul ve lise öğrencileri arasında “Hepimiz birer engelli adayıyız” Konulu bir resim ve kompozisyon yarışması düzenlenmiş. Yarışmada dereceye giren öğrencilere tablet bilgisayar verilirken, birinci olan öğrencilerin okullarının Okul Aile Birliği hesaplarına da bin (1000) lira nakdi yardımda bulunulmuş. 

Şöyle bir bakınca Çerkezköy ilçesi iyi iş çıkarmış diyor insan. Baksanıza kardeşim, adamlar engellileri düşünmüşler, oturup bir de yarışma organize etmişler. Çocuklardan “Hepimiz birer engelli adayıyız” Konusuna kafa yorarak ortaya bir ürün koymalarını istemişler. Sonra da koca koca adamlar toplanıp dereceye giren öğrencilere ödül vermişler.

Engellilerin haklarını “hepimiz birer engelli adayıyız.” Şeklinde savunmak ne denli akılcıdır? Yani eğer ki siz kendinizi bir engelli adayı olarak görmezseniz bu engellilerin yüzüne bile bakmayacak, hiçbir sorununa kafa yormayacak, bu insanlara yüz mü çevireceksiniz? Bütün derdiniz “Ben de bir gün bu hale düşersem.” Korkusu mudur? Bir şekilde, bir gün kesinlikle engelli olmayacağınıza kanaat getirirseniz vay haline bu engellilerin…

Hayvan haklarını korumak kollamak için hayvan olmaya, kadın haklarını savunmak için kadın olmaya gerek olmadığı gibi; engelli haklarını savunmak ve bu konuda farkındalık oluşturmak için de engelli olmaya gerek yoktur. Engelsiz olarak ve engelsiz kalarak da engellilikle ilgili yarışmalar düzenleyebilir, farkındalık oluşturabilir ve sorunlara çözümler arayabilirsiniz.

Bu yarışmayı düzenleyen ya da bu fikri benimseyen herkes, sokakta bir engelliyle karşılaştığında değişik bir moda giriyor ve kendisi olmaktan çıkıp bambaşka bir insan oluveriyor. Kafasında “Ben bu engelliye yardım edersem, bir işini halledersem Allah da beni korur kollar.” Düşüncesi hâkim oluyor, yani bir menfaat timsali kesiliveriyor. Konu engellilik olunca bunu bir ajitasyon, duygusal bir terapi haline getirmeyi ne zaman bırakacağız acaba? Karşıdan karşıya geçirdiğimiz bir engellinin bir sevap kapısı olmadığını, derdini anlatamayan bir işitme engelliye tercümanlık yapınca cennetin kapısını aralamadığımızı ne zaman fark edeceğiz?

Engelli ve engelli olmayan bireyler arasındaki ilişki, eğer ki “Ben de bir gün engelli olursam” temeline dayandırılırsa bu, ne denli sağlıklı bir ilişki olabilir ki? Engelli ve engelli olmayan bireyler arasında farklı bir ilişki türüne ihtiyaç da yoktur zaten. Engelli olmayı yalnızca “yardıma muhtaç” olmakla eş değer tuttuğumuzda bu ilişki hiçbir zaman normal bir boyut kazanamaz.

Yarışmanın ödül törenine Kaymakam katılmış, İlçe Milli Eğitim Müdürü katılmış, ÇOSB yönetim kurulundan bir sürü yönetici katılmış, halk katılmış, en acısı da Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı da katılmış. Siz düşünün artık. Türkiye Sakatlar Derneğinin başkanı bile katılmış.

Hazır konu engelli adayı olmaktan açılınca iyi ki “Hadi arkadaşlar şimdi gözlerimizi kapatarak salondan çıkıyoruz.” Diyerek görme engelli, “şimdi de ayaklarımız yokmuş gibi yapalım.” Diyerek yürüme engelli, “Ya hu engelli olmak çok zevkliymiş, gelin bir de kulaklarımızı tıkayalım.” Diyerek işitme engelli taklidi falan yapmaya kalkmamışlar Allah’tan.

Haberde dikkatimi çeken başka bir ayrıntıda dereceye giren öğrencilere tablet bilgisayar verilmesiydi. Zaten Millî Eğitim Bakanlığı öğrencilere tablet bilgisayar vermiyor mu? Bu çocuklar ne yapacaklar iki üç tane tableti Allah aşkına?

Şimdi gelelim iyi habere: 
Siz, güzelim ülkem Türkiye’de görme engelli bireylerin Elektronik Yabancı Dil Sınavına (E-YDS) giremediğini biliyor muydunuz?

E-YDS, ÖSYM tarafından yılda 12 defa, bilgisayar ortamında düzenlenen bir yabancı dil sınavıdır. Ancak yaklaşık üç yıldır yapılan bu sınavlara, gerekli düzenlemeler yapılamadığı gerekçesiyle görme engelliler alınmamaktaydı. 

Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED), bu durumun mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay’a dava açmış, ancak dava reddedilmişti. Hatta 1800 lira olan mahkeme masrafını da protesto amacıyla 1’er TL olarak ödemişti.

Bu aşamadan sonra da EGED bilişim ekibi görevlileri, ÖSYM ile bilgi paylaşımında bulunmaya devam ettiler ve sonunda ÖSYM gerekli düzenlemeleri yaparak, görme engellileri sınava almayı kabul etti. Görme engelliler, ekran okuyucu ya da ekran büyüteci kullanarak bu sınava girebilecekler.

Bu, görme engellilerin ekran okuyucu kullanarak girdiği ilk sınav oldu. İşin başka bir güzel tarafı da sınava giren öğrencilerden alınan geri bildirimler doğrultusunda iyileştirmeler devam edecek.

Görüyorsunuz, herkesin elini kolunu sallaya sallaya girdiği bir sınava girebilmek için dahi aylarca emek harcamak gerekiyor. Oysa bu düzenlemelerin kendiliğinden yapılması gerekmez mi? Bir engelli, niçin bu sınava girebilmek için bunca mücadeleyi vermek zorunda kalıyor?

Gerekli düzenlemeler yapılamadığı gerekçesi nasıl bir gerekçedir? Bu, devletin gerekli düzenlemeleri yapamadığı gerekçesiyle engellilerin sokağa çıkmasını yasaklaması gibi bir şey olsa gerek.

Sonuç itibarıyla kendi çabalarımızla da olsa bir hak gaspının daha önüne geçmiş ve görme engelli camiası adına güzel bir kazanım elde etmiş olduk. EGED görevlilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Darısı diğerlerinin başına.
 

Bu yazı toplam 815 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.