1. HABERLER

  2. AFYON HABER

  3. Evet Ülkemiz İçin Sözdür Yemindir !
Evet Ülkemiz İçin Sözdür Yemindir !

Evet Ülkemiz İçin Sözdür Yemindir !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 16 Nisan’da Türkiye’ye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin geleceğini belirterek, “Rejim değişikliği diyorlar, yalan.

A+A-

Tek adamlık gelecek diyorlar, iftira. Devletteki çift başlılık son buluyor. Onun için Evet ülkemize sözdür, yemindir, vazgeçilmeyecektir. Evet, Türkiye Cumhuriyeti’dir, Evet milli birliğin simgesidir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, referandum öncesi dün Afyonkarahisar’da miting düzenledi. 

Anıtpark önünde binlerce Afyonkarahisarlı’ya seslenen Bahçeli, 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasında halktan destek istedi.

Bahçeli, Afyonkarahisar’ın güzel, görkemli, tarihin gür sesi ve milli ahlakın güçlü nefesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Her taşı yakut olan bu cennet vatanın istiklal karargâhı Afyonkarahisar’dır. Ne zaman Türkiye zordaysa devreye girdiniz. Ne zaman millet dardaysa buradayım dediniz. Sorumluluktan kaçmadınız, suçlulardan, sabıkalı bölücülerden korkmadınız.”

“Kerkük’te kaosa davetiye çıkarılıyor”

Kerkük’te zorla, baskıyla, tehditle, cebirle asılan kirli bez parçası üzerinden açıklamalarda bulunan Bahçeli, Barzani ve Talabani unsurlarının Kerkük’te ne haltlar karıştırdığını sordu.

‘Kerkük’ün sinir uçlarıyla oynanıyor, görüyoruz’ diyen Bahçeli, “Türkmenlerin hak ve tarihsel miraslarına kast ediliyor, sıkılı yumruklarımızla izliyoruz. Önce Kerkük’teki kamu binalarına sözde Kürdistan bayrağı asmak için karar aldılar. Ardından Irak Meclisi 1 Nisan’da, Kerkük’te tek bayrak asılmasına onay vererek, Bölgesel Yönetimin hesaplarını tümden boşa çıkardı. Ne var ki mütecaviz komplo durmadı, duraklamadı. Kerkük Vilayet Meclisi 4 Nisan günü, Türkmen ve Arap üyelerin boykot ettiği oturumda, Kerkük’ün Barzani yönetimine ilhakı maksadıyla referanduma gidilmesi kararı aldı. Küresel güçlerin taşeronu olan Barzani ve Talabani çetesi; sözde Kürdistan bayrağının indirilmeyeceğini alçakça söylüyor ve de açıkça kaosa davetiye çıkarıyor.” dedi.

“ Kerkük’ün statüsü ile oynamak yanan ateşe benzin dökmektir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zonguldak’ta Kerkük’te milli bayrağın dışında ikinci bir bayrağın asılmasına kesin bir dille karşı çıkmış, bunun bölücülük olduğunu haykırdığını hatırlatan Bahçeli, Erdoğan’ın açıklamalarının milli yüreklere su serptiğini  ve Türkiye’nin ortak iradesini seslendirdiğini kaydetti.

‘Sayın Başbakan’ın “Kerkük Türkmen şehridir” demesi de oldukça anlamlı ve değerlidir’ diyen Bahçeli, “Elbette Kerkük Türk’tür, Türkmen’dir, Afyonkarahisar neyse Kerkük odur. Bunu yok sayan kirli ve karanlık mihraklar yine kaybedecek, yine püskürtülecektir. Kerkük’ün statüsü ile oynamak yanan ateşe benzin dökmektir. Türk milleti tek yürek Kerkük’teki gelişmeleri takip etmektedir. Türkmenlere kan kusturanlara tahammül yoktur. Bez paçavralarını asmakla, referanduma gitmekle Kerkük’te fiili durum yaratmak isteyenlerin oyunları mutlaka bozulacaktır. Barzani dikkat etsin, aklını başına alsın, gayri meşru dayatmalarından vazgeçsin. Şayet Türk milletinin ayranı kabarırsa, milli ruhta mahfuz halde duran taarruz ruhu açığa çıkarsa hayat ona zindan olacaktır.”

“Menbiç aklımızda, Rakka stratejik hedef kümesindedir”

Bahçeli, Türk askerinin 216 günlük kahramanca mücadelesinden sonra Fırat Kalkanı Hareketi’nın ilk etabının tamamlandığını vurguladı.

Türkiye’nin doğru politika, isabetli strateji, yerinde harekâtla önemli bir eşiği aştığını aktaran Bahçeli, 
“Kim ne söylerse söylesin, Fırat Kalkanı Harekatı başarılı olmuştur. Bu kapsamda emperyalizmin tekerine çomak sokulmuştur. İnşa edilmek istenen terör koridoru perdelenmiş, kesilmiştir. Sınırlarımız güvenliğe alınmıştır. Terör örgütleri geniş bir alandan sökülüp atılmıştır. Cerablus’tan El Bab’a kadar Türkiye bölgeye mühür vurmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kutluyorum, Mehmetçiğin alnından öpüyorum. Verdiğimiz 71 şehit Türk milletinin şeref ve varlık haklarını müdafaa etmiştir. Vatan topraklarına sınır ötesinden ve mücavir alanlardan kaynaklanan saldırgan ve düşmanca müdahaleler engellenmiştir. Şüphesiz tehdit sönmemiştir. Tehlikeler geçmemiştir. Riskler gerilememiştir. Küresel güçlerin maşaları halen kan dökmektedir.  4 Nisan günü Gabar Dağı’nda 3 Mehmedimizi şehit eden, 5’ni de yaralayan hainler himaye altındadır. Nitekim IŞİD, PYD-YPG, PKK hala faaldir. PKK-YPG’nin Suriye’de 100 bin kişilik ordu kurmak için mücadele verdiği dillerde, medyanın manşetlerindedir. Menbiç aklımızda, Rakka stratejik hedef kümesindedir ve böyle olmalıdır. Terörizmi kullanan şer güçler Musul’da, Sincar’da devriye gezmektedir. Türkiye’nin milli bekasına yönelik emellerde azalma yoktur. Tam tersine artış ve yükseliş söz konusudur.” ifadelerini kullandı.

“Esad, katil ve insanlık düşmanıdır”

Bahçeli, geçen Esad’a ait savaş uçakları sınırlarımıza 65 km uzaklıkta bulunan İdlib’in Han Şeyhun ilçesine kimyasal silahla saldırdığına dikkat çekerek, “Aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu çok sayıda sivil katledilmiş, yüzlerce masum yaralanmıştır. Bu insanlık dışı cinayeti Afyonkarahisar’dan lanetliyorum. Peki mazlumlar kimyasal bombalarla öldürülürken insanlık ne yapmaktadır? Birleşmiş Milletler neyle oyalanmaktadır? 16 Nisan’da yapacağımız Referandumu bulandırmaya, baltalamaya, tercihleri etkilemeye, algıları yönetmeye kalkışan Avrupa ülkeleri neyle meşguldür? Hani nerede insan hakları? Hani nerede uluslararası hukukun ilke ve kuralları? Esad katil ve insanlık düşmanıdır. Bebeklere kıyan diktatördür, adi bir suçludur. Cani Esad’ın meşruiyet ve ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır. Çünkü Esad kana bulanmış, acımasız ve vahşi suçluya dönmüştür.”

“Esad, Suriye’ni geleceğinden sökülüp atılmalıdır”

‘Bu sabaha karşı Doğu Akdeniz’den atılan 59 füzeyle Suriye’nin Şayrat Hava Üssü vurulmuştur’ diyen Bahçeli, masumlara alçakça saldıran, bebeklere zehirli gaz fırlatan Esad yönetiminin layığını bulmuş, cevabını aldığın vurguladı.

İdlib’in Han Şeyhun ilçesine atılan kimyasal bombaları taşıyan uçak ve konuşlandıkları üs imha edildiğini belirterek, “Esad’ın insanlık dışı saldırı ve katliamlarına verilen füzeli karşılık olumlu ve yerindedir. Ve de Esad Suriye’nin geleceğinden sökülüp atılmalıdır. Türkiye adaletin yanında yer almalıdır. Türkiye sivil ve masum canlara kast eden katillerin tam karşı cephesinde durmalıdır. Zulümle adalet bir arada olmayacaktır. Zulmün olduğu yerde insanlık da bulunamayacaktır” dedi.

“15 Temmuz’da vatanımızı kaybedebilirdik”

Türkiye her taraftan sarıldığını, çevrenin vahşetin ambargosu altında olduğuna dikkat çeken Bahçeli,  böyle bir durumda devleti sahipsiz bırakmadıklarını ifade etti. 

‘Böylesi sıkıntılı ve ağır sorunlu dönemde hükümet etme sistemindeki kilitlenme ve tartışmalara katlanamazdık, katlanmadık’ diyen Bahçeli, “Türk düşmanları karşımızdaydı. Haçlı emelleri avımızdaydı. Teslimiyetçiler pusudaydı. Hıyanete ortak olanlar sinsi bir şekilde fırsat kolluyordu. Manda ve himaye özlemi çekenler yeniden ayaklanmıştı. Türkiye’nin işgal planları yapılıyordu. 15 Temmuz’da bunu bizzat yaşadık ve gördük. Pes edeceğimiz düşünülmüştü. Tamam diyeceğimiz sanılmıştı. Geri çekileceğimiz kurgulanmıştı.  Kiralık tuttukları teröristlerle üzerimize geldiler. Yeri geldi PKK’ya, yeri geldi IŞİD’e, yeri geldi YPG’ye, yeri geldi FETÖ’ye cinayet ve yıkım emri verdiler. Kimler? Elbette Türkiye’ye düşman kesilen ülke ve güçler. Bunlara karşı Türkiye’nin eli güçlü olmalıydı. Bunlara karşı milli birlik ve dayanışma ruhu harekete geçmeliydi. Özellikle 2007’den beri tartışmaların odağında bulunan hükümet etme sistemindeki düğüm çözülmeli, Türkiye fiili prangadan kurtulmalıydı. Çünkü bu, 15 Temmuz’dan sonra mecburi hal almıştı. Devlet elimizden gidebilirdi. Vatan kaybedebilirdik. Türkiye iç savaş ve parçalanmanın kayalıklarına çok sert çarpabilirdi. 15 Temmuz’da projelendirilen buydu. 248 evladımız şehit oldu. 2 bin 193 evladımız ise yaralandı. Türkiye çok vahim bir suikasta uğradı. FETÖ, millete bomba attı. Zalimler kudurmuş gibi Türkiye’yi kurşunladı. TSK içine yuvalanmış bir avuç terörist; uçaklarla, helikopterlerle, tanklarla milli kurum ve kuruluşları ateş altına aldı. Ancak zor oyunu bozdu, Türk milleti hainleri, ederi bir dolar olan şerefsizleri hak ettikleri şekilde cezalandırdı. Okunan her sela milli birliğin sedasıydı.” dedi.

“Bir yemin ettik mi geriye bakmayız”

Bahçeli, Tankın karşısına dikilen, silahların karşısına gözünü kırpmadan geçen her kardeşimiz Türkiye’nin korkusuz, mağlubiyeti imkansız neferi olduklarını vurgulayarak, “15 Temmuz’dan sonra sistem anlaşmazlıkları doğru olamayacaktı. Devletin toplum sözleşmesinin yörüngesine çekilmesi şarttı. Anayasayı hakim kılmak hepimizin göreviydi. Bu itibarla 11 Ekim 2016 tarihinde tarihi bir çağrıda bulundum. Yeni darbe, kriz, darboğaz, kaos ihtimallerine karşı bir olmayı, diri olmayı, sistemsel açmazları düzeltmeyi önerdim. Adalet ve Kalkınma Partisi bu seslenişimize kulak verdi. Buluşup konuştuk. Oturup anlaştık, 18 maddelik anayasa değişikliği paketinde mutabakata vardık. Biz dağılan umutları toplamak için evet diyoruz. Kuşatılmış bekamızı güçlendirmek için evet diyoruz. Kırılan hayalleri canlandırmak için evet diyoruz. Yıkılan adaleti ayağa kaldırmak için evet diyoruz. Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmez. Kardeşlik bağlarımızı güçlendirmeye yeminliyiz. Tahrip edilen güvenliğimizi korumaya yeminliyiz. Zulümden hesap sormaya yeminliyiz. Türkiye’yi yüzüstü bırakmamaya yeminliyiz. Biz yemin ettik mi dönmeyiz. Bir yemin ettik mi geriye bakmayız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin tercihi Türkiye’dir. Türklüğün bekasını muhafaza için evet kararındayız.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu CHP, düştüğü denizde çoktan HDP, PKK, FETÖ yılanına sarılmıştır”

“Fakat anlayamadığımız, bu CHP’nin milletimizden ne istediğidir” diyen Bahçeli,  Terör örgütlerinin kuyruğuna takılan, Türkiye muhaliflerinin dizlerine kapanan CHP, şimdi kalkmış evet tercihinde bulunan vatandaşlarımızı tehdit ettiğini kaydetti.

CHP’ye herhalde HDP’nin aşısının tuttuğunu dile getiren Bahçeli, Herhalde PYD-YPG, DHKPC’nin markaj ve presi sonuç vermiştir. Bu CHP milletvekilinin önüne katıp kovaladıkları sanıyorum halen kaçıyor, şimdiye kadar denize döktükleri de muhtemelen yüzüyordur. Bunlar ne zamandan beri kaçmaktan kovalamaya vakit bulmuşlardır? Türk milleti öyle asildir ki, kaçanı kovalamaz, yıkılanı vurmaz. Ancak CHP, Afyonkarahisar’a yabancı olduğu için bunu bilmez. Demokratik tercihlere saldırmak yüzsüzlük değil midir? Utanmazlık değil midir? Bu CHP denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapacak kadar fütursuzdur. Bu CHP, denizden geçeyim derken çayda boğulacak kadar fikirsiz ve kabiliyetsizdir. Bu CHP, düştüğü denizde çoktan HDP, PKK, FETÖ yılanına sarılmıştır. Deniz dalgasız, gemi dümensiz, CHP yalansız olmaz, olamaz. Göğe direk, denize kapak, CHP ve hayırsız ortaklarında da ahlak bulunamaz. Bu kirli ağız, bu kinli bakış bozguncudur, fesat yuvasıdır. Kılıçdaroğlu ve çevresinin eli ayaklarına dolaştıkça çeneleri düşmektedir. Anlaşılan bunlar kafalarını denizle bozmuştur. CHP’nin eski genel başkanı da hezeyan denizine yelken açayım derken rotadan sapmıştır.Yazık ki, CHP terör örgütleriyle düşe kalka kötürüm kalmış, milli gerçeklerden tamamen kopmuştur. CHP HDP’yle fiskos yapa yapa, PKK’ya çiçek demetleri göndere göndere, FETÖ’yü aklamaya çalıştıkça direkt çöplüğe gittiğinin farkında değildir. Niye, çünkü şuur kapalı, öldürücü zehir siyasi bedene nüfuz etmiştir. CHP’nin, HDP’nin, FETÖ’nün, evet çıkması halinde bittik diyen PKK’nın, DHKP-C’nin, Türk düşmanlarının 16 Nisan’da milli iradenin kazanında kaynayıp buharlaşacaklarını görüyorum.”

“16 Nisan’da Afyonkarahisar için Evet diyoruz”

Bahçeli, 16 Nisan’da hükümet sisteminin değişip,  Yeni adıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geleceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ Rejim değişikliği diyorlar, yalan. Tek adamlık gelecek diyorlar, iftira. Devletteki çift başlılık son buluyor, yürütme ve yasama esasen ve işlevsel yönden ayrılıyor. Kuvvetler ayrılığı etkin ve güçlü hale geliyor. Yasama yürütmeyi denetleyecek, kontrol mekanizmaları faal çalışacaktır. Yasama yetkisi münhasıran TBMM’de olacaktır. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kanunla düzenlenen konularda çıkarılamayacak, TBMM’nin aynı konuda kanun yapması halinde hükümsüz kalacaktır. Cumhurbaşkanı’nın filli ve hukuki sorumsuzluğu sona erecektir. İlk kez Cumhurbaşkanına cezai ve siyasi sorumluluk getirilecektir. Milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkarıyor, TBMM’nin temsil gücüne güç katıyoruz. Seçilme yaşını 25’ten 18’e indiriyor, gençlerimizin önünü açıyor, onlara yanında olduğumuzu gösteriyoruz. Yürütmeyi bizzat Afyonkarahisar seçecek, güvenoyunu da Afyonkarahisar verecek. Yargının bağımsızlığının yanında tarafsız olması da sağlanacak. Meclis’in feshi asla mümkün olmayacak. Sizin seçtiğiniz milletvekilleri aynı zamanda Cumhurbaşkanı ve bakanları denetleyecek. Cumhurbaşkanı ve bakanların Yüce Divan’a sevkleri kolaylaşacak. Hakimler Savcılar Kurulu’nun çoğunluğunu TBMM atayacaktır. Cumhurbaşkanı’nca seçilen Anayasa Mahkemesi üye sayısı azalacaktır. Diyorum ki alayına birden evet; devlet için evet, millet için evet, cumhuriyet için evet, 16 Nisan’da Afyonkarahisar için Evet. Evet ülkemiz için sözdür, yemindir, vazgeçilmeyecektir. Evet Türkiye Cumhuriyeti’dir, evet milli birliğin simgesidir.” diye konuştu.

Bu haber toplam 1111 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.