1. YAZARLAR

  2. Talha Demirkaya

  3. En Büyük Güven Sözü; Selâm
Talha Demirkaya

Talha Demirkaya

İscehisar İlçe Müftüsü
Yazarın Tüm Yazıları >

En Büyük Güven Sözü; Selâm

A+A-

İslam’da “Selâm”, barışın ve güvenin sembolü, iyi niyetin bir göstergesidir.  Sözlükte, “kusursuz olmak, kurtulmak, rahatlamak” anlamındaki selam, Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde, “emân, kurtuluş, esenlik, barış” manaları yanında, “selamlama” anlamında da kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de bazen “tahiyye” kelimesi ve müştaklarıyla (türevleri) ifade edilen selâm  (en-Nisa 4/86), karşılaşan iki kişiden birinin diğerine “Selamün aleyküm” (Selâm sizin üzerinize olsun.

Allah sizi her türlü kaza ve beladan korusun) demesi, diğerinin de “Aleyküm selâm” diye mukabelede bulunmasıdır.

İslam öncesi Arap toplumunda da selamlaşma vardı. “Allah sana uzun ömürler versin, sabahınız hoş, güzel olsun” gibi ifadeler kullanılmakta idi. Müslümanlar arasında selamlaşmanın bilinen şekliyle hicretten sonraki yıllarda başladığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Cenâb-ı Hakkın isimlerinden biri olan “Selâm”, Kur’an-ı Kerimde kırk kadar ayette geçer. Bir ayette, “Bir selam ile selamlandığınız zaman sizde ondan daha güzeli ile selamlayın yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyi hesaba çekmektedir.” (en-Nisa 4/86)  buyurulmaktadır. Ayette selamlanan kişinin aynı ifade ile karşılık vermesi veya daha güzel bir ifade kullanarak muhatabına hayır duada bulunması emredilmektedir. Bir Hadiste de yapılan ziyadelere ayrıca sevap verileceği müjdelenmektedir.(Tirmizi, “isti’zan” 2)  

İnsanlar arasında dostluk, sevgi ve barışın yaygınlaştırılmasında önemli fonksiyonu olan selâm, maalesef günümüzde terk edilmeye başlanmıştır. Abdullah b. Amr’ dan (ra) rivayet edildiğine göre, bir adam Rasülullah’a  “İslam’da hangi davranış daha hayırlıdır?” diye sorunca Hz Peygamber şöyle cevap vermiştir:  “Başkalarına yemek yedirmen, tanıdığına tanımadığına selâm vermendir.” (Buhari, Îmân,6) Günümüzde tanıdığına ve tanımadığına selâm verme azalmıştır.  Hatta tanımadığı kişiye selam vermesi garip karşılanmaktadır. Bu da maalesef toplum olarak sünnetten yavaş yavaş, adım adım uzaklaştığımızın bir göstergesidir.

Selam vermede bir takım kurallar (Âdâb) vardır.

Selâm verirken aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir.

1-    Genç, Yaşlıya

2-    Binitli, yaya olana 

3-    Arkadan gelen, önden gidene

4-    Sayısı az olan, çok olan topluluğa

5-    İster küçük olsun ister büyük olsun, ister az ister çok olsun, bir yerden gelen oturana selam verir.

Bir topluluğa selâm verince topluluğun içinden birinin selâmı alması yeterlidir. Hiç birisi almazsa hepsi sorumludur. Çünkü selam vermek sünnet almak ise farzdır.

Selâm veren bir topluluk ise onlardan birisinin selâm vermesi halinde sünnet yerine gelmiş olur. Diğerlerinin tek tek selâm vermesi gerekmez.

Aşağıdaki hallerde Selam verilmez.

1-    Namaz Kılana

2-    Uyuyana

3-    Tuvalette olana (abdestini bozana)

4-    Ezan Okuyana

5-    Kur’an Okuyana

6-    Okunan Kur’anı dinleyene

7-    Hutbe dinleyene

8-    Yemek yiyene lokma ağzında iken

Selâm, ezân gibi İslâm’ın en önemli hususlarındandır. Bütün Müslümanlar  “Selâmün Aleyküm” veya “es-Selâmü aleyküm” diyerek, birlik ve beraberliklerini göstermiş olurlar. Selâm, müslümanlar arasındaki ortak bir dili sembolize eder. Bütün dünyadaki Müslümanlar birbirlerinin dilini anlamasalar da, selâm vererek kardeş olduklarını gösterirler. Müslümanlar bir araya geldiklerinde muhabbetlerine mutlaka önce “Kardeşim, benden sana zarar gelmez anlamını ifade eden selâmla başlamalı ve bu suretle dostluklarını ortaya koymalıdır. Ayrıca selâm veren kişi Müslüman olduğunu da göstermiş olur.  Zira ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde, “selâm veren kimselere, sen Mü’min değilsingibi ifadelerin söylenmemesi” gerektiği bildirilmiştir. (Müslim, Tefsir, 22; Tirmizi, Tefsirul Kur’an 4; Nisa 4/94)

Ancak, Müslüman olmayan kimselere “Selâmün aleyküm” ifadesiyle selam vermekte doğru bulunmamıştır. (Müslim ‘‘Selâm”13) Günümüzde selâmın azaldığı bir dönemde, tanıdığımız tanımadığımız her Müslümana selâm vererek bu sünneti ihya etmeliyiz. Selâm verirken maliyetsiz bir sadaka olan tebessümü de unutmamalıyız. Abdullah bin Ömer’in (ra) bir uygulamasından bahsederek yazımızı bitirmek istiyorum.  Abdullah bin Ömer’in (r.a),  alış verişi sevmediği halde, yalnızca gördüğü kişilere selâm vermek için çarşıya çıktığı hadis kitaplarında nakledilir. (Muvatta, Selâm, 4) Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve Sahabe efendilerimizin selâma bu derece önem verdiklerini göz önünde bulundurarak, bizlerde mutlaka selama önem verelim, onu hayatımıza taşıyalım ve aramızda yaygınlaştıralım.

Bütün dünya Müslümanları olarak birlik-beraberlik ve kardeşliğe daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde mutlaka selam sünnetine sarılalım. Çocuklarımıza, gençlerimize selâm vererek güzel örnek olalım.
 

Bu yazı toplam 157 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.