1. YAZARLAR

  2. Eyüp Kurt

  3. Elveda Ya Şehr-i Ramazan !
Eyüp Kurt

Eyüp Kurt

Yazarın Tüm Yazıları >

Elveda Ya Şehr-i Ramazan !

A+A-

Milletimiz mübarek Ramazan ayını bir misafir gibi karşılayıp yine bir misafir gibi uğurladığı için, gelişinin ilk on beş gününde "Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan" cümlesiyle karşılarken; ikinci on beş gününde "Elveda Ya Şehr-i Ramazan"cümlesiyle O'nu yolcu etmiştir. Bu cümlelerin ilkinde O'nun gelişiyle hissedilen memnuniyet, mutluluk, sevinç gibi duygular söz konusu iken, ikincisiyle de gidişiyle yaşanacak üzüntü, hasret, keder gibi duygular değişik şekillerde ifade edilir.

Yaşanan bu tür duyguların arkasında hiç kuşkusuz Ramazan ayına yüklenen anlam yatmaktadır. Çünkü Yüce Rabbimiz bizden önceki ümmetleri bu misafirle nasıl ağırladıysa bizleri de ağırlayacağını müjde buyurmuştur. Bu ibadetin getirisini de bir kul olarak Yaratıcımıza karşı nasıl pozisyon almamız gerektiği bilincini/şuurunu elde etmek olarak ifade buyurmuştur. Efendimiz de bu ayda karşılığını sadece ve sadece Rabbimizden bekleyerek tutulan oruçların bütün günahlarımızın affına vesile olacağı muştusuyla bizleri sevindirmiştir. 

Bundan dolayı O sadece bir misafir değil aynı zamanda on bir ayın da sultanıdır. Bu misafir öyle bir misafirdir ki, kapıda karşılanıp ayaküstü bir iki muhabbet ettikten sonra geçirilen lalettayin/rastgele bir misafir asla değildir. Bu misafir evimizde bir ay ağırlanan, çocuğundan yaşlısına evdeki herkese bir şekilde dokunan ve o sihirli dokunuşuyla içindekilerle birlikte topyekün evin havasını değiştiren alışageldiğimiz konuklardan çok farklı bir misafirdir. Hatta evin asıl sahibi bu misafirmiş gibi bir aylık süreçte evin programı tamamen O'na göre belirlenir.

Bu misafirin evimizde olduğu süreçte sair günlerde olduğundan farklı yiyip içtiğimiz gibi, uyku saatlerimiz de tamamen değişkenlik gösterir. Artık evimiz mukabelelerin okunduğu, televizyonlarımızda dini programların izlendiği, misafirlerin ağırlandığı, dua ve istiğfarların yapıldığı adeta kutsi bir yuvaya dönüşür. 

Bu misafir evlerimizin yanında şehrimizi de içinde barındırdığı güzelliklerle şenlendirir. Camilerimizde okunan mukabeleler, kılınan teravihler, yapılan vaazlar vesair O'nun şanına yakışan etkinliklerden yeteri kadar istifade etmeye çalışan insanımız, kadınıyla erkeğiyle şehirlerimizde tatlı bir koşuşturmaca içine girer. Artık dükkanını açan esnaf komşusuna "hayırlı işler" temennisinin yanında "hayırlı Ramazanlar, Allah kabul eylesin" türü karşılıklı dualar ile mukabelede bulunmaktadır. Şehrin herhangi bir yerinde bir araya gelenlerin sohbet konusu da ulvi misafirle ilgilidir artık. Sözün özü bu misafir artık yere göğe her tarafa mührünü basmıştır desek yine de O'nun köyde, kasabada, şehirde topyekun ülkede gündem oluşunu tam olarak anlatabildiğimizi söyleyemeyiz.

Kıymetli Okuyucu!

Yukardaki satırlarda anlatmaya çalıştığım Ramazan'a veda etmeye hazırlandığımız şu günler oldukça önemlidir.

Her şeyden önce bu ulvî misafir henüz bizden ayrılmamış olduğu için hiç olmazsa kalan bir kaç günü dolu dolu geçirme imkanı hala elimizdedir. Peygamberimizin son on gününde uyguladığı itikaf sünnetini imkanımız varsa ihya edebiliriz. Rabbimizin hayat rehberimiz Kur'an-ı Mübîn'inde "bin aydan hayırlı" olarak nitelendirdiği Kadir gecesinin içinde bulunduğu günlerdeyiz. Her ne kadar yirmi yedinci gecesi olarak işaret buyrulmuş ise de son on günde aranması gerektiği tavsiye edilmiş olduğundan, her gecenin sanki kadir gecesiymiş gibi değerlendirilmesi akl-ı selimin gereği olsa gerektir.

Yüce Yaradanımızın rahmetinin bir tecellisi olan Ramazan, şu dünya yolculuğunda bizlerin cennette yaşamaya elverişli özelliklere ulaşma mücadelesinde işimizi kolaylaştıran bir çeşit ilahi takviye mesabesindedir. Sair günlerde nefsimize belki de mağlup olurken bu ulvî destek sayesinde onu teslim almayı başarabiliriz. Yüce Rabbimiz bu hayat yolculuğunda gerekli mücadeleyi yapacak özellikte bizleri yarattıysa da bununla yetinmeyip ilave tedbirleri de devreye sokması bizi ne kadar sevdiğinin ve olunması istenilen düzeye gelmemizi ne kadar istediğinin bir göstergesi değil de nedir? Diğer bir ifadeyle bir hadis-i kutside ifadesini bulan "Bana yürüyerek geleni, koşarak karşılarım" hakikatinin bir başka tezahürü değil de nedir? Hal böyleyken bize düşenin ne olduğu izahtan varestedir. 

Kıymetli misafire "Elveda Ya Şehr-i Ramazan derken Ğufran ayı Ramazan'a yeniden eriştirmesini, O'nun sayesinde kazandığımız güzelliklerin bizlerde kalıcı davranışa dönüştürmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.
 

Bu yazı toplam 1382 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar