1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Eğitimcilerin Ahval-ı Şeraiti - I
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitimcilerin Ahval-ı Şeraiti - I

A+A-

Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız geçen hafta perşembe günü konuşmalarının birinde; son 14 yıllık dönemde Türkiye'nin her alanda gerçekleştirdiği dönüşüm ve değişimin iki alanda, eğitim ve kültür alanında, gerçekleşmemiş olmasından dolayı yaşadıkları üzüntülerini dile getirdiler. Her zamanki gibi samimi bir dille.

Kültür biraz geniş bir konu, ama mensubu olduğum eğitim camiası için söyleyeceğim tek cümle şu: Yerden göğe kadar haklısınız Sayın Cumhurbaşkanım!

Ben eğitim zincirinde naçizane aşamaların hepsinin önemli olduğuna inanmakla birlikte eğitim sisteminde üniversite eğitimi aşamasının en önemli basamak olduğuna, hatta ilkokul döneminden daha önemli olduğuna, inanan birisiyim. Şöyle ki; ilkokul öğrencisine şekil veren aktör, yani öğretmenin, körpe hamura şekil veren sanatçıdır ve üniversiteden gelmektedir.  İyi yetiştiyse eğer, eser mutlaka güzel olacaktır. İşte mesele bu öğretmeni, mühendisi, doktoru, avukatı yetiştiren öğretim üyesinin bulunduğu ahval. Nasıl yetişiyor veya nasıl yetişmiyor?

Bilerek veya bilmeyerek adım attığınız, sevdiğiniz veya zamanla seveceğiniz bir fakülteye tabiri caizse kapak atıp üniversiteli oldunuz. Lisedeki tabirinizle "ergen" bir bireyden "adult" olduğunuz yerdesiniz ve adım attığınız bu fakülte bunun en büyük kanıtı şimdi. Farklı bir gezegene gelmediğinizi anladığınızda 2 yıl geçmiş oluyor ya olsun. Sizin en azından artık geleceğe dönük planlarınız var. Ne olacağınıza karar verdiniz ya, çok mutlusunuz. Okulda kalacak, önce asistan daha sonra yükseleceksiniz. Sevdiğiniz ve idolünüz hocalarınız gibi. Heyecanlısınız, hem de çok. İdealistsiniz, parası önemli değil sizin için. Derken büyük bir hevesle çalıştınız ve bir şekilde asistan oldunuz. İçinizde patlamaya hazır bir volkan var. Bir an önce bilimin derinliklerine inip yeni keşifler yapmak istiyorsunuz. Civa gibisiniz. Genç ve isteklisiniz.  Araştırma yapmak istiyorsunuz ama paranız yok tabi ki, daha yolun başındasınız.  Sponsor bulmaya çalışıyorsunuz herkes gibi. En basit yolun proje yapmaktan geçtiğini öğreniyorsunuz. Tam işe koyulmuş, TUBİTAK, DPT, BAPK vs. proje vermeye karar vermişken, "dur" sen proje veremezsin. Çünkü sen asistansın. Ne yapmam lazım peki? Bir hocan proje yürütücüsü olursa, sen o zaman proje verebilirsin. Hocan oldu mu yönetici, artık o projede tüm sorumluluk onundur.  Aman hocam canım hocam bir proje yapalım ne dersiniz? Hoca kabul eder ve proje başlar. Yok, kabul etmezse unut projeyi.

Üniversite eğitim sistemi 12 Eylül sonrası birbirini kontrol mekanizması üzerine kurulduğu için, bilimsel bir kimlikten ziyade hiyerarşik düzen ile herkesi kontrol altında tutan bir sistemdir. "Bir sağdan, bir soldan idam ettik de yatıştırdık" denilen olayı hatırlayın. Amaç yatıştırmak ve itaat ettirmek. Yani bilimsel bir proje yapmak bir şeyler üretmektense, hocanın lafını dinlemek ve hiç bir şey yapmamak veya sadece denilenleri yapmak daha evladır. Nitekim hoca da bir üstün sözünü dinlemekte (yoksa zor hoca olurdu), zincir ta tepeye kadar bu şekilde işlemektedir.  Dolayısıyla çalışmak ve üretmek gibi bir mesele yoktur. Ya bilim? Önemli değil, diğer ülkelerin yaptıkları çalışmaları kopyalayın, onları 20 yıl geriden takip edin önemli değil, ancak yoklamada yerinizde değilseniz, itaatkâr değilseniz bu büyük bir problemdir. Böylece asistanlığınızın ilk yılında idealizminizi bir kenara bırakmanız ve hocanızın verdiği görevi yerine getirmenizin sizin için en iyisi olacağını öğrenmiş oluyorsunuz. Bu görevlerin en başında; hocanın yoklamalarını almak, ona yardım etmek, otur derse oturmak, demezse önünde cemaat önderlerine yapıldığı gibi iki büklüm durmak, çanta taşımak gibi. Hemen söyleyeyim ki, hocalara/atalara saygısızlığı elbette ki tasvip etmem mümkün değildir. Burada vurgu yapmak istediğim olay, iradenin teslimiyetidir. Gencecik beyinlerin artık düşünemez, üretemez hale getirilmesiyle ilgilidir.

Haftaya görüşmek dileğiyle...

Bu yazı toplam 1031 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.