1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. Eğitim, Değişim, Teog
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitim, Değişim, Teog

A+A-

Ülkemizde dün ve bugün üzerinde en çok kafa yorulan, bu yönüyle de üzerinde en çok değişiklik yapılan mevzumuz. Bu konuda yapılan art niyetli değişimleri de gördük, yaşadık; iyi niyetli ve işi rayına oturtmak niyetli değişimleri de gördük, yaşıyoruz. 

“Ameller niyetlere göredir.” düsturunu hatırlayarak devam edelim mevzumuza. Çok gerilere gitmeden yakın tarihte yapılan bir kısım değişiklerin art niyetli kategoride olduğunu, farklı da olsa hemen tüm çevrelerce kabul edilebilir olduğunu düşündüğüm meslek liselerini baltalayan katsayı engellemesi, kesintisiz eğitim vs… Localar MGK’ya, onlarda hükümetlere dikte ederlerdi.

Kimse bu değişimlerin iyi, doğru ve güzel olduğunu günün şartları içinde savunamaz. Hele ki bu değişimlerin kimler tarafından zorlandığını, uygulamaya konulduğunu ve sonuçlarını idrak edenler için. Geçmişte yapılan olumsuz değişikliklerin insanımızın zihninde oluşturduğu travma bugün halen unutulmuş değil. Bu sebeple, yapılan her türlü değişim refleks tepkilere neden oluyor kanaatindeyim. 

Antidemokratik uygulamaların ciddi bir kısmının ülkemiz ve insanımız adına tarihimizin çöplüğünde kaldığı, normalleşen Türkiye’de değişime verilen tepki ve tedirginliklerin kaynağını bu süreçlerde de aramaya, üzerinde düşünmeye ihtiyacımız var. 

Elbette verilen tepkiler sadece bu çerçevede değil. Anne-babalar, en değerli varlıkları olan evlatlarının geleceğinin; eğitimciler, akıttıkları alın terinin sonuçlarını en güzel şekilde görmenin; eğitim sistemimize yön verenler de anti demokratik süreçlerde “Bir delinin kuyuya attığı taş”ı çıkarmanın derdinde. Bu yönüyle son dönemde yapılan değişimleri iyi niyetli buluyor ancak istişareye muhtaç olduğunu düşünüyorum.

Kolay değil elbet.. Antidemokratik süreçlerde üzerinde yıllarca yaz-boz tahtasına dönmüş bir sistemi rayına oturtmak. Kolay değil elbet.. Planlı bir şekilde katledilen sistemi normale döndürmek. Ülkemizde sular kendi yatağını bulmaya, kendi mecraında akmaya başlıyor. Sancılı olacak elbet, sıkıntılı olacak. Lakin bu değişimlerin kaygıları en aza indirerek ve istişare ile yapılması, tali sorunlar üzerinde lokal değişimler yerine sorunlarının kökenine inilmesinin doğru olacağı kanaatindeyim. 

Öğrencilerimizin, eğitim sistemimiz içinde karşılaştıkları ilk ciddi sınav ortaöğretime geçiş.. Geçmişteki adıyla TEOG.. Son değişikler, gelişmeler şöyle: 5 Kasım 2017 tarihinde, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yeni ortaöğretime geçiş sistemi açıklandı. Yapılan açıklamalara göre, öğrencilerin yaklaşık yüzde 8-10’unun merkezi sınavla öğrenci kabul edilen liselere, geriye kalanların ise sınava tabi tutulmadan adreslerine dayalı olacak şekilde belirlenecek liselere yerleştirilecektir. Sınavsız yerleştirme sürecinde, ikametgâha göre eğitim bölgeleri belirlenecek, öğrenciler bu eğitim bölgeleri içinde beş (5) okul tercih edecekler ve bu tercihleri doğrultusunda bir okula yerleştirilecekler; her bir okulun belirli bir kapasitesi tanımlanacak ve okulların kapasitesi aşıldığı takdirde ortaokul başarısı dikkate alınarak bu eğitim bölgeleri içerisinde yerleştirme işlemi gerçekleştirilecektir. Merkezi sınavla öğrenci alacak okullar mayıs ayı içerisinde ilan edilecek, sınav sözel ve sayısal olarak iki alana ayrışacak ve toplam 60 sorudan oluşacaktır. Haziran ayının ilk haftasında yapılacak sınavın süresi 90 dakika olacak, sınavın içeriği 6, 7 ve 8. sınıf ders müfredatıyla uyumlu olacaktır.  

Konuyla ilgili kurumsal manada önerilerimiz bir kısmını da burada sizlerle paylaşmak isterim:
Merkezi sınavla öğrenci alacak okulların belirlenmesinde özellikle nüfus ve kentin büyüklüğü gibi nesnel kriterler mutlaka dikkate alınmalıdır. Fen liseleri ile sosyal bilimler liselerine ek olarak bazı Anadolu liseleri, meslek liseleri ve imam hatip liseleri de merkezi sınavla öğrenci almalıdır.
 
Merkezi sınav için öngörülen 60 sorunun kapsam geçerliliği düşük olacaktır. Bundan dolayı soru sayısı artırılmalıdır. Sınavın 6 ve 7. sınıfların konularını da kapsaması, halen 8. sınıfta bulunan öğrencileri okul dışı kaynaklara yönlendirme riski taşımaktadır. Dolayısıyla merkezi sınavın kapsamı 8. Sınıf konularıyla sınırlandırılmalıdır.
 
Sınavsız yerleşecek öğrencileri yerleştirmede katı bir merkezi yerleştirme anlayışı yerine daha esnek bir yaklaşım benimsenmelidir. 
 
Sınavsız yerleştirme işlemi yapılacak okullara katı bir kontenjan/kapasite sınırlaması konulmamalıdır. olmalıdır.
 
Merkezi sınavla öğrenci alacak okullar için “nitelikli okul” yerine “seçici okul” tanımlaması yapılmalıdır. 
Yeni sistemin hayırlar getirmesini temenni ederim.

Esen kalın.
 

Bu yazı toplam 597 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.