Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitim

A+A-

“Eğitim, doğrudan nasıl bir toplum ve insan yetiştirmek istediğimizle ilişkilidir. Çocukların hangi bilgi ve değerler ekseninde yetişmesi gerektiğine verilen cevaplar, doğrudan nasıl bir gelecek ve toplum istendiği ile yakından ilişkilidir. Bundan dolayı, eğitim yolu ile hangi bilginin aktarıldığı, çocuğun hangi değer ve bilgi çerçevesinde eğitildiği önemli bir siyasal mücadele ve tartışma alanı olarak ortaya çıkmaktadır.” der Yrd. Doç. Dr. Zafer ÇELİK.

Ülkemizin mazisinde on yılda bir yapılması olağanlaştırılan darbeler de eğitime açık müdahalelerin bariz görüldüğü, vesayetin koyu karanlığının eğitimin üzerine karabasan misali çöktüğü acı süreçlerdir. Etkileri yıllar sonrasında dahi devam eden bu müdahaleler ciddi bir mağdur kitle de üretmiştir. Milli Güvenlik Kurulu’nda localardan aldıkları emirlerle seçilmiş iktidarları baskılayan zihniyetin, ülkemizin yakın tarihinde 28 Şubat’ta yaptıkları hafızamızdaki tazeliğini hala koruyor.

İmam Hatiplere duyulan kinle tüm meslek liselerinin önüne koyulan katsayı engelinden, Milli Güvenlik derslerinin fişleme aygıtına dönüştürülerek eğitimin üzerinde vesayetin sopası olarak baskıcı, haksız, hukuksuz uygulamalar eğitimin hemen tüm paydaşlarını öğrencisinden öğretmenine, diğer eğitim çalışanlarından velilere kadar, tamiri imkânsız bir hasar bırakmıştır. Bir nesil vesayetin kin dolu uygulamalarına kurban edilmiştir. 28 Şubat’ın “Bin yıl sürecek!” naralarının izleri kısmen silinirken, 12 Eylül’ün kılık kıyafet yönetmeliği sorunu, kamu çalışanı erkekler adına hala çözülebilmiş değildir. Evren öldü lakin “Beyaz Saray’ın çocukları” nın yaptığı yönetmelik hala yürürlükte. Ve sivil iktidarın atadığı bazı yöneticiler de vesayetçi bir zihniyetle hala bu yönetmeliği siper ederek kamu çalışanlarına parmak sallamaya devam edebiliyorsa, daha yapacağımız çok iş var demektir.

“Bi bitmediniz …!” demeyin sakın ha! Bitmeyecekler. Sadece seslerini kısacaklar, belki uygun iklimi bulana kadar. Buldukları her fırsatta da darbe ürünü uygulamalara can verebilmek için hayat öpücüğü olacak dayatmalara devam edecekler. Ama sinsice, farklı kisvelerle yapacaklar bunu. Bazen memur, bazen amir, bazen siyasetçi, bazen sivil toplum, bazen yargı mensubu olarak çıkacaklar milletin karşısına.

Sonra darbe dönemlerinin sivil ayağı beşli çetelerin girişimleriyle çıkacaklar… Beş yıl önce attıkları pas, beş yıl sonra ağlara gönderilecek vesayetin uyuyan hücrelerince. Darbe dönemlerinde yapılan eklemelerle okutulan metinler piyasaya sürülecek. Bir taşla kaç kuş? Vesayetin savunucularını alkışlarından tanıyabilirsiniz demeyeceğiz, bariz ortadalar zaten mazeretleri ve savunmaları ne olursa olsun.

Hülasa bitmeyecekler. Biz de öyle..

Bu bir mücadele Dünya var oldukça devam edecek! İnancımızdan, iddiamızdan, özgürlüğümüzden, yurdumuzdan vaz geçmediğimiz müddetçe!

Vesayetin bariz ortada duran savunucularından, uyuyan hücrelerine cevabımız olabilecek üstadın mısralarıyla nihayetlendirelim sözlerimizi:

“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;

Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..”

(Necip Fazıl Kısakürek)

Esen kalın.

Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.