Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Diriliş

A+A-

1946 yılında Cumhuriyet tarihinde ilk defa iki parti halk önüne seçime çıktı.

Bu seçim ile çok partili hayata geçilmişti ama seçimler açık rey kapalı tasnif ile yapıldığı için oyları sayanlar mecliste çoğunluğu sağlamıştı.

1950 seçimlerinde kapalı rey açık tasnif yapıldı ve halk dedi ki, “durun artık!”

Ve bu tarihten itibaren CHP ve zihniyeti bir daha iktidar yüzü göremedi.

İŞGAL

Düşmanlarımız uzun yıllar edindikleri tecrübelerle anladılar ki bizi cenk meydanında yenemeyecekler. Bu yüzden farklı bir yöntem geliştirdiler. Bizi biz yapan bizi güçlü yapan etkeni yok etmeliydiler. Yani medeniyetimizi yok etmeliydiler.

1846 ile ilk işgal girişimim başladı. İşgal dediysem toprak işgali değil!

Medeniyet işgali…

1846’dan 1950’ye kadar Osmanlı medeniyeti yavaş yavaş eritilmeye yok edilmeye başlandı. En son Allah demenin bile yasak olduğu, dinin temeli olan ezanın yasaklanmasına kadar gidildi.1950’den sonra işler değişmeye başladı. Artık su tersine akıyordu. Durdurmak için birçok çabalara girişildi. Darbeler yapıldı, muhtıralar verildi ama suyun yönünü bir türlü değiştiremiyorlardı. Her müdahale sonunda başardıklarını sanıyorlar ama aksine daha da güçlenerek akmaya devam ediyorduk.

20 Ağustos 1974’te Türkiye Cumhuriyeti ilk defa başını kaldırıp dışarıya baktı. Türkiye’nin böyle bir harekat yapacağını hiçbir ülke tahmin etmiyordu. Türkiye Kıbrıs’a harekat düzenlemişti. O an dünya endişelendi, bir korkuya kapıldı.

Ve dediler ki, “Osmanlı gerimi geliyor.”

Bu harekat Türkiye’ye özünü hatırlamasına vesile oldu.

Yeniden Osmanlı gelecek diye öyle korkuyorlardı ki, Türkiye’nin başından derdi hiç eksik etmiyorlardı. Hükümetler, asker ve medya diktasından iş yapamaz olmuş, halk ise ideolojiler ile bölünmüştü.

1980 yılında bir darbe daha oldu. Bu darbe cumhuriyet tarihinin en büyük askeri darbesiydi. 650 bin kişi gözaltına alınmış, 171 kişi işkencede can vermiş,  49 kişi idam edilmişti. 1.6 milyon kişi fişlenerek tüm devlet kademeleri yeniden şekillendirilmişti.

Dediler ki, “suyun önünü kestik bundan sonra akamaz”.

Ama yine yanılmışlardı.

6 Kasım 1983’de genel seçimlere gidildi.

Darbeciler aday çıkarmasına rağmen halk onların adayını değil Turgut Özal’ı seçti. Çünkü halk Özal’ı ilk görüşünde anlamıştı. O halktan birisiydi. Özüyle sözüyle bu millettendi. Yok edilmek istenilen medeniyete sahip çıkıp, onu yüceltmek istiyordu. Milet bunu gördü ve arkasında durdu. Özal iktidar koltuğuna oturur oturmaz başladı çalışmalara…

DİRİLİŞ

Özal’ın seçilmesi ilk etapta Evren’i endişelendirmedi. Çünkü Özal’ı da Özal’ın niyetini de bilmiyordu. Bir andan ortaya çıkmış ve birkaç yıl sonrada başbakan olmuştu.

Kenan evren darbe yapma nedenini şöyle ifade ediyor, “ Bıraksaydık da Türkiye İslam devletimi olsaydı”. Yaptığı darbe ile suyun önünü kestiğini sanıyordu Evren.

Kaderin cilvesine bakın…

Sonraları Kenan Evren şöyle diyor, “ Özal gizli gizli namaz kılıyormuş, bunu bilmiyordum eğer namaz kıldığını bilseydim onu başbakan yapmazdım”.

 Artık Özal arkasına halkın desteğini almıştı, kimse bir şey yapamıyordu.

Özal ilk olarak yok edilmek istenilen medeniyeti diriltme çalışmasına başladı. Türkiye dünyaya açıldı. Komşularıyla bile ilişki kurmayan Türkiye artık dünyanın birçok ülkesiyle işbirlikleri yapmaya başladı.

Altını çizerek söylüyorum, Özal büyük ülkeler ile manda olarak değil ortak olarak iş yapıyordu.

O güne kadar Türkiye hep baş sallarken karşılarında söz söyleyen Türkiye’yi görünce rahatsız oldular.

Özal Türkiye’nin tarihi, kültürel, jeopolitik gücünün farkındaydı. “21. Yüzyıl Türk asrı olacak”, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası” sözleri politik sözler değildi.  

Böyle büyük bir sözü o güne kadar hiçbir lider ağzını almayı bırakın düşünmeye bile cesaret edememiştir.

Sovyetlerin dağılmasının ardından Türki Cumhuriyetler kuruldu. Yakın ilişkiler kuruldu, Türkiye hemen sahip çıktı ve Türki Devletlerin Abisi oldu.

Osmanlı mirası topraklar cüzzamlı kabul edilirken artık kardeş ülkelerdi.

Dönemin Pakistan Devlet Başkanı Ziya ül Hak, “Pakistan, Türkiye’nin doğusunda bir vilayettir. Bende bu vilayetin Cumhurbaşkanı emrindeki valisiyim” demiştir.

Ziya ül Hak’ın bu sözleri “siz hayalperestsiniz” diyenlere çok iyi bir cevaptır!

Özal tüm hazırlıkları yapmıştı. Osmanlıyı yeniden diriltecekti. 1400 yıllık ortak medeniyete sahip milletler yine Türklerin sancaktarlığıyla birleşecekti. İngilizlerin kurmuş olduğu Commonwealth Neation’u şimdi Özal kuracaktı. Üstelik bizim harcımız onlarınki gibi zayıf değil tam 1400 yıllık büyük İslam medeniyetiydi.

Dünya’nın patronları dediler ki, “bu birlik kurulmamalı, bunun için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı şayet kurulursa bu bizim sonumuz olur”.

Ve patronlar cennet mekan Turgut Özal’ı 17 Nisan 1993 de zehirleterek şehit ettiler.

Yine kazandıklarını sandılar ama yine başaramadılar.

Devamı haftaya

Haftaya görüşmek üzere Allah’a emanet olun.

Bu yazı toplam 1077 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.