1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Dert Olmadan Derman Olmaz!
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Dert Olmadan Derman Olmaz!

A+A-

Fatih olmak…
21(?) yaşında İstanbul’u almak…
Onca imparatorun, onca kralın alamadığı şehri almak…

Fatih nasıl olunur?
21(?) yaşında İstanbul nasıl fethedilir?
Bunun sırrı nedir?

Yalnızlık…
Bir şehzadenin hiç arkadaşı olamaz.
Şehzade, çocukta olamaz.
Hele de tek erkek evlatsa.
Üstünde dünyanın yükü, yükümlüğü…
Yaş, dünyada geçirilen vakitle mi alakalıdır?
Olgunluk, yaş ile alakalı mıdır? 

Kıymetli okur!
Yalnızlık, insandan çok şeyler götürürken, insana çok şeylerde katıyor.
Mesela, en büyük kaybı erken yaşlarda olgunlaşmakken, en büyük faydası ise yine erken yaşlarda olgunlaşmak…
Olgunluk nasıl oluyor da hem en büyük fayda hem de en büyük kayıp…
Olgunlukla beraber insan yaş icabı gerek duyduğu eğlence ve oyunlardan uzak kalıyor. Yaşıtları oyunda, eğlencedeyken o bunlara vakit ayıramıyor, ayırmıyor!
Çocukken çocukluğunu yaşayamıyor, gençken gençliğini yaşayamıyor.
Ama bu sıkıntıların, bu cefaların sonunda da ortaya bir Fatih çıkıyor.

Kıymetli okur!
Olgunluk tıpkı tuzlu bir suyu içmek gibi… Bir kere içtin mi daha da susuyorsun. Su içtikçe daha da susuyorsun. Bir yandan da tuzlu suyu içtikçe şişiyor, ağırlaşıyorsun.
Olgunlukta işte böyle…
Bir kere adım attın mı artarak, hızlanarak devam ediyor. Olgunluk arttıkça üzerindeki yüklerde git gide ağırlaşıyor. Yükümlülük duygusu git gide artıyor.
Yükümlülük peşinden derdi getiriyor. Dert ise kişiyi pişirip olgunlaştırıyor.
Olgunluk böyle böyle birbirine devrederek katlanan bir silsile misali artarak devam ediyor.
Olgunluğa adım attığında geri dönüşü olmayan, artarak ve hızlanarak devam eden bir yola girmiş oluyorsun.

Dert?
Dert olmadan derman olur mu?
Dermanın olabilmesi için önce dert olması lazım gelmez mi?
Tarihte de her bir başarının, her bir şeref verici hadisenin arkasında bir dert yatmamakta mıdır?
Kaderi bir perspektiften bakacak olursak, Allah önce bir kuluna, onun gönlüne yaptıracağı işi dert ettirmemekte midir?
O dert ile onu gece gündüz pişirmemekte midir?
En sonunda ona derman vermemekte midir?
O derman ki, hem onun gönlüne hem de cem-i cümleye ferahlık vermemekte midir?
Fatihin gönlüne İstanbul dert olmasa onu fethedebilir miydi ki?
Allah önce dert veriyor sonra derman… 
Tabi derman öyle bir anda gelmiyor.
Derman için dert ile pişmek gerek.
Pişmek gerek ki olgunlaşmak gerek.
Olgunlaşmak gerek ki; hadisatı, hayatı, kaderi, zihinleri, gönülleri, kainatı daha iyi görebilmek gerek.
Daha iyi görebilsin ki dermana ulaşabilsin.
Zira dermana ulaşamadıkça o içindeki ateş onu pişire pişire yakar.

Nasip?
Dermana ulaşabilmek aslında bir nasip işi değil midir?
Kimler dert etmediler ki İstanbul’u… ama Mehmet’e derman oldu. 
Acaba İstanbul onların gönüllerinde ne kadar dertti?
Murad-ı sani’de İstanbul’u dert etmedi mi? O da İstanbul’u kuşatmadı mı? Geceleri İstanbul için uykusuz geçmedi mi? O dert ile yanmadı mı? 
Ama Hacı Bayram Veli Hazretleri ne dedi?
Fetih sana değil şu kundaktaki bebekle, bizim köseye nasip olacak!
Nasip, nasip, nasip…
Dert, olgunlaşma, matlub, çaba ve nasip…
İşte bunlar dermana kavuşturan mefhumlar.
Derman mefhumunu ihata edebilmek ne kadar zor ne kadar karmaşık öyle değil mi?
Allah’a dua edelim, bizlere güzel dertler versin.
Dertlerle birlikte gayretler versin.
Yine dua edelim, gayretimize karşılık bize derman nasip eylesin.
O derman ki gönüllerimize huzur versin. 

O yol çoğu kişi için çile iken, dert sahibi için o yol ona zevktir.
Başarmak için daimi bir ümit gereklidir.
 Dert sahibi için derdi zaten ümittir. Dert oldukça ümidi de olacaktır. 

Amaaa… 
Acaba fatihin derdi gerçekten de İstanbul muydu? 
Tuzlu sular arasında taşlarla çevrili o toprak parçası mıydı?
Geçilemez denilen surları geçmek miydi?
Yoksa…
Yoksa derd-i ekmel miydi?


 

Bu yazı toplam 1030 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.