1. YAZARLAR

  2. Aytekin Akçin

  3. Dayanışma, Paylaşma Ve Yardımlaşma
Aytekin Akçin

Aytekin Akçin

Yazarın Tüm Yazıları >

Dayanışma, Paylaşma Ve Yardımlaşma

A+A-

İnsanlar toplum halinde yaşadıkları için paylaşma ve yardımlaşmaya ihtiyaç duyarlar. Sosyal hayattan ayrı olarak tek başına yaşayan bir insan bile hayatını sürdürebilmek için tabiattaki diğer canlılara, bitkilere ve hayvanlara da muhtaçtır. 

Cenab-ı Hak Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde; “İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” (Maide, 2) buyuruyor. İyilik ve yardımda yarışmanın göstergelerinden olan paylaşma, dayanışma ve yardım anlayışının özünde fedâkârlık vardır. Maldan sevgiye kadar her şeyin bir başkasına verilmesi söz konusudur. Bu verme işi bazen, zekât ve fitrede olduğu gibi mecbûri olsa da, çoğu zaman tamamen isteğe bağlıdır. Yine zekât belli bir miktarda alındığı halde, sadakanın sınırı yoktur; dileyen dilediği kadar verir. Böylece müslümanlar arasında en geniş mânâda yardımlaşma yapılır. Zekât vermekten, tatlı söz ve güler yüzle davranmaya kadar her şeyin iyilik kapsamına alındığını düşünürsek, dinimizin yardımlaşma sınırını ne kadar geniş tuttuğunu daha iyi kavrayabiliriz.

İnfak, Allah’ın (cc) hoşnutluğunu kazanma niyeti ile harcamada, yardımlarda (maddi, manevi) bulunma anlamına gelir. İnfak etmek zengin-fakir her müslümanın sorumlu olduğu bir durumdur. Cenâb-ı Hak, bir âyet-i kerîmede:“…(Rasûlüm!) Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. «İhtiyaç fazlasını.» de…” (Bakara, 219) buyuruyor. Bir gün Peygamberimiz (sav) “–Bir dirhem, yüz bin dirhemi geçmiştir.” buyurmuşlardı. Ashâb-ı Kirâm: “–Bu nasıl olur, Ey Allâh’ın Rasûlü?” diye sorduklarında, Efendimiz (sav) şu cevâbı verdi.“–Bir adamın iki dirhemi vardı. Bunlardan en iyisini tasadduk etti. (Yani malının yarısını sadaka olarak vermiş oldu.) Diğeri (ise hayli zengin biriydi) o da malının yanına varıp, malından yüz bin dirhem çıkardı ve onu tasadduk etti.” (Nesâî, Zekât, 49) Bu hadis bizlere Allah katında değerli olanın; infâk edilen malın miktarından ziyâde, infâk edenin fedakârlık derecesinin önemini göstermektedir.

İslam dini öncelikle; anne ve babamıza, akrabalarımıza, yetim ve öksüzlere, yakın ve uzak komşularımıza, yakınımızdaki arkadaşlarımıza, felaketlere maruz kalmış tüm insanlara iyilik ve yardım etmemizi ister. Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (sav)  buyurdular: "Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder." [Tirmizî, Birr 75]

Paylaşma ve yardımlaşmanın pek çok ferdi ve toplumsal faydaları vardır. Bu sayede yoksullar korunmuş olur. Yardımla topluma kazandırılan insanda ise cimrilik, bencillik, kıskançlık kin, nefret, düşmanlık gibi olumsuz duygu ve düşünceler gelişmez. Aksine onlar da ellerine imkân geçince yardım yapmaya teşvik edilmiş olurlar. Bir toplumda yardımlaşmak geniş düzeyde olursa, sevgi, dayanışma ve sorumluluk gibi güzel duygu ve davranışların gelişmesine katkı sağlar. Arkadaşlık, iyilik, hayır duyguları güçlenir, insanın kişiliğinin ve ahlakının gelişimine yardımcı olur. Bu da o toplumu daha güçlü kılar. Yardımlaşma zenginle fakir, tokla aç arasındaki uçurumu kapatır ve aralarında dostluklar meydana gelir. Böylece toplumda güven ortamı oluşur, barış ve huzur sağlanır.

Paylaşma ve yardımlaşmanın maddi tarafı olduğu gibi manevi tarafı da vardır. Çünkü insanlar sevinçlerini paylaşarak artırır, üzüntülerini ise paylaşarak azaltırlar. İyi ve kötü günlerinde sevdikleri, değer verdikleri insanların yanlarında olmalarını beklerler. Bu maddî yardımın dışında, Müslümanlar başkalarına söz ve davranışları ile de iyilik yapmak, onlara sevgi ile davranmak zorundadırlar. Bu da onların görevidir. Zira Rabbimiz Yüce Kitabında; “Takva sahipleri, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar (infak ederler). Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Âl-i İmran, 134) buyurmaktadır. Bir hadiste ise Peygamberimiz (sav) “Vücudun herhangi bir organı hastalandığında bütün vücut bundan rahatsız olur. Aynı şekilde bir mümin de sıkıntı içinde bulunduğunda, diğer müminler onun sıkıntısını, derdini ve üzüntüsünü paylaşırlar.” (Buharî, Edeb, 78) diyerek bizleri uyarmaktadır.

Görüldüğü gibi İslam dini,  insanların yardımlaşma ve dayanışma içinde yaşamalarını ister. Bu nedenle Medineli Müslümanlara  “yardım edenler” anlamına gelen “ensar” ismi verilmiştir. Bizlerde muhacirlere, yetimlere, kimsesizlere, fakirlere ve her türlü ihtiyaç sahiplerine birer ensar olabilmeliyiz. Her canın üzerimizde hakkı olduğunu unutmamalıyız.

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.