1. YAZARLAR

  2. Turgay Şahin

  3. Çocukluk ve Gençlik Yıllarım Konya’da Geçti
Turgay Şahin

Turgay Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Çocukluk ve Gençlik Yıllarım Konya’da Geçti

A+A-

[reklam1]

İlkokul,ortaokul,lise ve üniversiteyi bu şehirde okudum.

 

1970’li yıllarda bile şehrin canlı bir sosyal hayatı, ben buradayım diyen bir şehir kültürü vardı.

 

Her yıl bir ay oldukça canlı ve ilgi çeken bir fuar organizasyonu yapılır, fuara sanayici ve işadamlarının yanı sıra geniş bir halk katılımı da olurdu.

 

Yine her yıl şeb-i arus törenleri ve ihtifaller düzenlenir hem ülkemizden hem de dünyanın dört bir yanından gelenlerle şehir dolar taşardı.

 

Aşıklar şöleni de ilgi çeken kalabalıklara hitab eden düzenlemeler arasında yar alıyordu.

 

Şehrin merkezinde bir yeşil ada hüviyetinde olan Alaaddin Tepesi, yine geniş bir park olarak düzenlenmiş bulunan fuar alanı gibi merkezi dinlenme yerleri şehre renk katmakta ve şehirde yaşayanların ilgisini çekmekteydi.

 

Beş dakikada bir kalkan belediye otobüsleri ile gidilebilen Meram, Hatıp, Dutlukır gibi piknik alanları da havalar ısınır ısınmaz Konyalıların kendilerini attıkları birer cazibe merkeziydi…

 

Sonra Konya’nın bir sanayi kenti olma özelliği öne çıktı, şehir daha da gelişti, göç aldı, büyüdü ancak başka şehirlerde olduğu gibi çarpık ve düzensiz kentleşme olgusunu yaşamadı.

 

İlkokula başladığım yıllarda Konya’nın nüfusu şimdiki Afyonumuzun nüfusu kadar vardı.

 

Demek oluyor ki Konya’nın başladığı yerde bu gün Afyonkarahisar bulunmakta.

 

Üstelik sosyal ve kültürel dokusu birbirine çok benzer; insan yapısı ve özellikleri çok farklı olmayan iki kent Afyon ve Konya.

 

Her ikisi de tipik birer Selçuklu şehri.

 

Mevlevilik her iki şehrin de mayasında oldukça etkili.

 

Geleneklerine bağlı muhafazakar yaşam formu, tasarruf ve buna bağlı olarak yatırım sonucunu doğruyor; Weber’in tezini adeta bir kez daha gözler önüne seriyor.

 

Son yıllarda ilimizde de Mevlevilik, Sema, İhtifaller dikkat çekici biçimde gündeme geldiler. Belediyemizin güzel bir hizmeti olan Mevlevihane Müzesi ile şehrimizin bu özelliği öne çıkartılmış oldu.

 

Yeterli mi? Tabi ki değil ama bir başlangıç. Düşünün ki 1950’ler öncesinde Konya’da hiçbir şey yoktu. Bir kişinin gayreti ile (Feyzi HALICI) Afyon’dan getirilen Mevlevi/semazenlere sema törenleri ihya edildi ve bugüne gelindi. Çocukluğumun geçtiği yıllarda senede bir gün yapılan ihtifaller yoğun bir haftaya yayıldı. Yanı sıra, her cumartesi günü Konya’da sema töreni izleyebilirsiniz.Aralık ayını beklemeniz gerekmiyor yani! Bu arada çok güzel bir Mevlana Kültür Merkezi inşa etti Konyalılar, tavanı gökyüzündeki  yıldızları andıran dairesel büyük bir semahane.

 

Afyonkarahisar’da turizm giderek öne çıkmakta. İlimizdeki birçok otel yılın her mevsimi gelen misafirlerce dolup boşalmakta ancak bunlar ilimizin güzelliklerini fark edemeden evlerine dönmekte.

 

Termal Turizm müşterilerini düzenli olarak götürebileceğimiz bir etkinlik yok. Şehrimizin tanıtımı yapılamıyor. İhmalin bir ayağına oteller bulunuyorsa diğer yanında da tüm unsurları ile Afyon yani bizler yer almaktayız.

 

Öncelikle bizim de her hafta sema töreni icra edilecek bir merkeze ihtiyacımız var. Türbe/Mevlevi Camii yakınında bir merkez aynı zamanda bu mahallelerin bir ilgi merkezi haline gelmesine katkı sağlayabilir.

 

Otellerden şehrimizin otantik mekanlarına düzenlenecek turlar ve bu turlarda misafirlerin ilgisini çekecek donanımlı rehberler de şart.

 

Yine şehir merkezinde, Afyon’a has bir yemeği ticari sunumla öne çıkarmamız gerekiyor. (Herkes ekmek kadayıfını biliyor yani tatlı işi tamam ama bunu hangi yemeğin üzerine yiyecek bu husus belirsiz.) Keşke Aşçı Bacaksız’ın kebabı bir marka ve şehre has yemek olarak tanıtılsa ve şehrimizin alışveriş merkezlerinden başlayarak her mekanda sunulsa….

 

İlimize gelenlerin  “Mevlevihane ziyaret edilmeden, eski evler gezilmeden, …..yemeği yenilmeden ve ………….hatıra eşyası alınmadan buradan gidilmez”  demelerini sağlamamız zorunlu. Bir çok şehir bunu  başarmış.Öyle ki meşhur bir yemekleri yoksa icat etmişler. Tarihi mekan yoksa ya ihya veya yeniden inşa etmişler.Biz de bunlara gerek yok! Zaten fazlası ile mevcut. Sadece sunumunu yapmak yeterli.

 

Konya’yı takip etmek, yakalamak ve ileride geçmek mümkün. Ancak bu çalışmak, kafa yormak ve şehrimizi önemsemekle mümkün. Daha doğrusu bu toprakların zaten önemli olduklarını önce bizim kavramamız gerekiyor. İnanmadan, inandırmak mümkün değil.

Bu yazı toplam 4971 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.