1. YAZARLAR

  2. Mehmet Özuğur

  3. Cami ve Namazla Arınma
Mehmet Özuğur

Mehmet Özuğur

Afyonkarahisar İl Müftülüğü Vaiz
Yazarın Tüm Yazıları >

Cami ve Namazla Arınma

A+A-

Rahmân’ın evleri olan Camiler, İslamın sembolü, Müslümanların birlik ve beraberliklerinin göstergesi, onların bir bölgedeki varlık ve hakimiyetlerinin işareti, islam yurdunun tapularıdır.

Peygamberimiz (sas) Medineye hicret edince ilk işi, bu yeni müslüman yurdunda “Mescid-i Nebevî” olarak bilinen mescidi inşa etmek olmuştur. Çünkü müslümanlar için cami hayatın merkezindedir ve çok önemlidir. Allahın evleri olan Camilerimiz, bulunduğu köyün, beldenin, şehrin; âdeta kalbinin attığı yerdir, can damarlarıdır. Allah Resûlü (sav) müslümanların mâbedi olan mescidlerin “Allah katında en makbul mekanlar” olduğunu haber vermiştir.

“Allahın mescitlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.” İslâm mabetlerini ancak inanmış gönüllerin imar edebileceğini bildiren bu âyet, aynı zamanda mescitleri mânevî anlamda imar etmek şeklinde de anlaşılmıştır. Nitekim Hz. Peygamber, “Bir kimsenin mescitlere gidip gelmeyi alışkanlık haline getirdiğini görürseniz onun imanına şahit olunuz.” sözünü bu ayetle açıklamış, mescitlere devam etmenin gereği üzerinde önemle durmuştur.

 Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyrmuştur: “Müslüman bir kimse mescitleri namaz ve zikir için kendine yer-yurt edindiğinde, Allah onun bu durumuna, gurbetten dönen kişiye ailesinin sevindiği gibi sevinir.” (İbn Mâce, Mesâcid, 19)

Müslümanların kutsal mekânlar olan mescitlere girerken Allahın evine giriyoruz bilinciyle hareket etmeleri ve mescit içinde bulundukları müddetçe mescit âdâbına uygun davranmaları gerekir. Hz. Âişe şöyle demiştir: “Allah Resûlü (sav) mahallelerde mescitler inşa edilmesini, buraların temiz tutulmasını ve güzel kokularla kokulandırılmasını emretti.” (Ebû Dâvûd, Salât, 13; Tirmizi, Cum’a, 64)

Kulun Rabbiyle buluşması olan Namaz, bütün peygamberlerin Allah’a yönelişinin en somut göstergesidir. Dinimizin direği olan namaz, cennetin de anahtarıdır. Çünkü dosdoğru kılınan bir namaz; müslümanları arındıran ve cennete girme vesilesi olan bir ibadettir. Nitekim Hz. Peygamber’e vahiy katipliği yapan Hanzala b. Rebî’ şöyle anlatıyor: “Rükûları, secdeleri, abdestleri ve vakitlerine riayet ederek beş vakit namazı kılmaya devam eden ve bu beş vakit namazın Allah katından gelen bir emr-i hak olduğunu kabul eden kimse cennete girer.” (Ahmed b. Hanbel, IV, 266)

Namaz, sadece Allah ile kul arsındaki ilişki biçimi olmakla kalmaz, aynı zamanda insanı olumsuz davranışlardan ve her türlü kötülükten de uzaklaştırır. Nitekim Kur’an’da Yüce Allah, “Gerçekten namaz, kişiyi hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 29/45) buyurarak bunu ifade etmektedir. Ayrıca kulun, günün belli vakitlerinde Allh’ın huzruna çıktığını düşünmesi, kulu O’nun rızasına uygun davaranışlar sergilemeye sevketmekte, böylece namaz bu yönüyle kötülüklere engel olmaktadır. Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: “Büyük günah işlemedikçe beş vakit namaz ve iki cuma, aralarındaki günahlara keffarettir. (Müslim, Tahâret, 14) Namazı ikâme etmek suretiyle günahlarından arınan bir kul, Allah’a karşı görevini yerine getirmenin vermiş olduğu mutluluk içerisinde huzurlu bir hayat yaşayacaktır.

Peygamberimiz (sav) “Farz namazını bilerek geçiren kimse, ailesini ve malını kaybetmiş gibidir” hadisiyle, namaz kılmamanın kaybettirdiklerine dikkat çekmektedir. Hz. Ömer’in valilerine yazdığı tavsiyesinde, “Bana göre en önemli vazifeniz namazdır. Onu vaktinde kılan, dinini korumuş olur. Namazlarını ihmal eden, diğer vazifelerini de ihmal eder.” demesi, namazın hem koruyucu hem de disipline edici özelliğini ifade eder.

Namaz ibadeti, ruhu arındırır. Hidayete adım atarken insanlara, namaz kılmanın gerekliliğinden bahsedilmesi ve Müslüman olmanın işaretleri olarak görülmesi de namaz ibadetinin önemini göstermektedir.

Namazın nasıl kılınacağını Cebrail vasıtasıyla öğrenen Hz. Peygamber, namazı ümmetine bütün detaylarıyla öğretmiş ve “Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz siz de öyle namaz kılın.” buyurarak bizzat kendisini örnek göstermiştir. Müslümanlara düşen, Resûl-i Ekrem’in teşvik ve tavsiyelerine uyarak bu önemli ibadeti öğretildiği gibi yerine getirmek, namaz konusunda gerekli hassasiyeti göstermektir. Böylece insan, günlük hayatın yoğun meşguliyetleri arasında Yüce Yaratıcı’yı hatırlayacak, Allah’a duyduğu şükran duygularını dile geticektir. Namazında bütün varlığıyla Rabbine yönelen kul, maddî ve mânevî kirlerden arınacak, kötlüklerden uzaklaşacak ve ebedi âlemde de mutluluğa erecektir.

Yüce Rabbim hepimize, bütün Ümmet-i Muhammede namazla arınmayı ihsan eylesin. İkâme ettiiğimiz namazlarımızı arınmamıza vesile kılsın. Âmin... 

Bu yazı toplam 2678 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.