1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Biz Buralarla Uğraşırken
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Biz Buralarla Uğraşırken

A+A-

[reklam1]

Elin oğlu uzayı vatan yapmış.

 

Bayrağını dikti bile belki Mars’a, Satürn'e veya dikmek üzere yolda bayraklar!

 

İlk bayrağı diken oranın sahibidir. Hak iddia etmek istiyorsan savaşıp almalısın ondan sonrasında. Bak Kuzey Kutbuna, Güney Kutbuna. Robert Edwin Peary 1920'de dünyanın en kuzeyine Amerikan bayrağını dikti. Eskimolar için geçmiş ola! Tıpkı Kızılderililer gibi oldu akıbetleri. Kutbun kaderi de Amerika Kıtası gibi.

 

Kim önce ayak basarsa... Köşe kapmaca oyunu gibi...

 

Sahi diyalektik nedir bilir misin? Olayı tüm yönleri ile düşünmek ve ele almaktır özetle. Komünizmde önemli bir terim olmasına rağmen teorikte kalmış, ancak kapitalizmde dile getirilmemesine rağmen oldukça önemli bir yer tutmuş diyalektik ve düşüncesi. Hani diyoruz ya "adamlar 50 yıl sonrasını planlıyorlar" diye. Ha! işte diyalektik o işte, ne olacağını tüm yönleri ile ele almak, planlamak!. Diyalektik biraz elektriği de çağrıştırıyor bende doğrusu. Öyle ya çağımız enerji çağı herkesin malumu. Elektrik demişken ilginç bir istatistikten de bahsetmek istiyorum yeri gelmişken. Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen elektrik tüketimi yılda 12.000 kW'dan fazla iken, Türkiye'de bu oran 3.000 kW, Bangladeş gibi geri kalmış ülkelerde ise 1.000 kW civarında. Bu elektriğin yaklaşık 3'te 1'i kömür gibi katı yakıtların kullanıldığı termik santrallerden, ona yakını hidroelektrik santrallerinden ve geriye kalanı ise nükleer enerji santrallerinden elde ediliyor. Elbette geri kalan ülkelerde nükleer santral yok, dolayısıyla termik santraller en önemli kaynak durumunda elektrik için. Kömür, en fazla karbondioksit salınımına yol açarak, atmosferi bozan ve dünyamızın ısınmasına neden olan en önemli etkenlerin başında geliyor. Aslında önlemler alındığında ve teknoloji takip edildiğinde çevreye en az zararlı olanı nükleer santral denilebilir. Gelişmiş ülkelerde elektriğin önemli bir kısmı da kömürden değil, nükleer enerjiden sağlanıyor.

 

Ama biz de "istemezük" diyen bir kesim var ya, onlara gülüyorum. Neden mi?  işte bunlar bu "istemezük" zihniyetindeki insanlar veya kesimler kim bilir kaç yıl sonra uzayda vereceğimiz şehitlerin tek sebebi olacaklardır şimdiden söylüyorum. Şimdi siz gülüyorsunuzdur belki de. Aman hoca uzay nire, şehit nire diye! Yapma Allasen!  Oysa ben ciddiyim. Hem de çok. Hatırlayın 15 Temmuz'da FETÖ terör örgütü üyeleri TÜRKSAT'ı ele geçirmeye çalıştılar ya. Neden? Bütün iletişime yön vermek için. Peki ne için? Bu milleti zapt-ı rapt altına almak için. Millet geçit vermedi şükür, vermeyecek de. Ancak, bu ülkeyi en az 20 yıl daha konservatif bir hale çevirmeye neden olabilirdi.  Yirmi yıl ise teknolojik saha da çok uzun bir süre. Hem de çok. Biz kendimize gelen kadar el uzayda kolonilere insan taşımaya başlayacak.  Herif zaten 20 yıl ilerde, 20 daha gelse 40 yıl geriden takip ne demek biliyor musun? Sen artık kölesin demek! Bu aziz millet elbet köle edilemez. Hamdolsun. Ama yine de 20 yıl var aramızda ve bu açığı da kapamalıyız.  Bu şart. Bu bakış açısıyla baktığımızda bilimsel perspektifle olaylara bakmak, sebep sonuç ilişkisini irdelemek ve hata payımızı en aza indirmek gerek. İşte o zaman "ilim Çin'de dahi olsa gidip öğreniniz" hadisi ve daha doğrusu "aklı kullanma" gerçekleştirilmiş olur. Şimdi yukarıdaki elektrik işine dönecek olursak, demek ki bizim nükleer enerji santraline sahip olmamızı çevre kirliliği ile bağdaştıranlar bilimsel yanıltma peşindeler diyebiliriz kanımca. Nitekim kömür daha fazla çevre kirliliğine sebep oluyor dememiz de mümkündür ayrıca. Diğer bir yolu ise dünyamız için karanlığa razı olacağız. Bilim insanları kişi başı elektrik tüketimi yılda 2.000 kW'ye düşürülürse, o zaman dünyamız kendi kendini temizleyebiliyor diyorlar. Ee, Bangladeşlinin zaten böyle bir sorunu yok. Ben de 1.000 kW daha düşürebilirim kendimi azcık sıkarsam. Yani 3.000'den 2.000’e düşebilirim. Şimdi asıl düşürmesi gereken gelişmiş ülkeler olduğu açıkken, siz istemezükçüler şimdi protestolarınızı nerelerde yapmanız gerektiğini anlayabildiniz mi acaba? İşte bilim bu. İstatistik bu. İngiltere ve Fransa kömür kullanarak sanayileşmediler mi? Almanya bunu geç fark edince savaş çıkmadı mı? Ben de tam bunu söylemek istiyorum. Bizi geç bıraktıran her ne ise, her kim ise vatan hainidir, insanlığın düşmanıdır. Gelecekteki şehitlerimizin de sorumlusudur. İnsanlığın diyorum çünkü azalan kaynaklara veya tekelleşen kaynaklara ilaveler ile muhtaçları memnun edebilmeyi de engellemektedirler bunlar. Dedim ya, geniş düşünmek, diyalektik düşünmek. Ola ki, 2023 yılında kendi milli uzay gemimizi aya indirdik (inşallah), sizce Amerika, Rusya veya kim orda ise onların orada zapt etikleri bahçelerine inmemize izin verecekler midir? Elbette hayır. Hey Mr. Turk! This land belong to USA for 40 years yani "Bay Türk! bu alan 40 yıldır bize ait" diyeceklerdir. Belki de bir kaç yıl içinde Uzay Birleşmiş Milletleri kurulacak. Tıpkı dünyamızda olduğu gibi 5 kişi uzayı da parselleyecek ve biz yine haksızlığa gelemeyeceğiz ve yine savaşmak zorunda kalacağız. Sizce bunlar mantıktan uzak şeyler mi? Hayır elbette. Ama şunu duyar gibiyim " aman kim öle, kim kala". Bu tevekkül değil! Ey sevgili öğretmenlerimiz, ey milli eğitim, ey ebevynler lütfen çocuklarımıza tevekkülün ne olduğunu öğretelim. Önce gayret, sonra sabret.

 

Kanımca ülkemizde geleceğimizle ilgili düzeltilmesi gereken en önemli noktalardan iki tanesi; kendi çıkarı için genel ahlaki zaafiyeti üst düzeyde yaşayan ahlak ve etik ilkelerine çelme atan tilkilerden bahsediyorum. Bunlar için gerekli nem, sıcaklık, ışık gibi her tür vasat mevcut ne yazık ki. Sistem sürekli bu bakterilerin çoğalmasını destekliyor. Tıp diliyle antibiyotik ile ortamın bu bakterilerden ari hale getirilmesi ve temizlenmesi şart!

 

İste sırf bu nedenle bile olsa,  Cumhurbaşkanlığı sistemi mutlak suretle gelmelidir. Eski sistemin yarattığı pek çok problemin çözümünün bu yeni sistem ve yeni anayasada yer alacağına inanıyorum. İstemezükçülerin maskelerinin her gün daha da düşeceği, milletimizle mutlu yarınlara inşallah!

 

Kalın sağlıcakla…

 

Doç. Dr. Bülent Elitok

Bu yazı toplam 1385 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.