1. YAZARLAR

  2. Müzeyyen Kabukçu

  3. Birlik Ve Beraberlik Üzerine
Müzeyyen Kabukçu

Müzeyyen Kabukçu

Yazarın Tüm Yazıları >

Birlik Ve Beraberlik Üzerine

A+A-

İnsan yaratılışı gereği tek başına yaşayamaz. Bu sebeple bir aile içinde dünyaya gelen insan, bulunduğu mahalle, köy veya şehirde iş bölümü yaparak hayatını sürdürmeye devam eder. Toplu yaşamanın elbette fertlere yüklediği sorumluluklar vardır. Müslüman kişi, hayatını devam ettirirken imanı gereği hayatta vaz geçemeyeceği değerleri vardır. Doğrular ve yanlışlar vardır. Davranışlarında keyfiliğe geçit vermez, vermemeye gayret gösterir. 

Bizi tarif eden ve bizi bir yapan, imanımızdır. 

Yaratılış gayemiz dünyayı imar etmektir ve kulluktur. ”O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı…“(Hûd, 11/61) İnsan nasıl bir varlıktır? Biz imana göre bunlara bakmak zorundayız.  İlk insan, Hz. Adem’dir. Ve biz hepimiz Adem’in çocuklarıyız. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “… İnsanlar Âdem’in çocuklarıdır. Ve Allah Âdem’i topraktan yaratmıştır.“ (Tirmizi , Tefsiru’l-Kur’an, 49; Ebu Davud , Edeb, 110-111) “Ey İnsanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur…” (İbn Hanbel, 5/ 411)

Birliğimizin temini ve devamı için;

1. Davranışlar, iman ölçüsünde olmalıdır.

2. Yanlışlar karşısında da nefsi davranış değil, imani duruş olmalıdır.  

3. Üstünlük ancak takva iledir düsturu toplumsal birliğimizin temelini oluşrutur: “… Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır… “(Hucurat, 49/13)

4. Yabancı unsurların bize katmaya çalıştığı değerlendirmelere dikkat, (ırkçılık, bölgecilik, kabilecilik vs.)

5. Birlikte yaşama alanlarına iyi sahip çıkmalıyız ki bunlar: Aile, akrabalar, komşular, çalıştığımız yer ve diğer insanlardır.

6. Birlikte yaşamak için, 
Önce insan olduğumuzu unutmamalıyız. Savaşta ve barışta biz insana insan gibi davranmakla mükellefiz. Çünkü insanoğlu mükerrem kılındı. “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık…“(İsra, 17/ 70) Bu ayette müslim /gayr-i müslim ayırmıyor. Bu önemlidir. Çünkü Müslüman olmayan her insan aynı zamanda Müslümanlığa adaydır. Her çocuk islam fıtratı üzere doğar.

 Cana yakın olmalıyız ve aynı zamanda acziyetimizi bilmeliyiz:

“Mümin cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimse de hayır yoktur.“ (İbn Hanbel, 2/40)

Ötekini önemsemek: Öteki, yani diğer insanlar bizim için önemlidir. Hayatın normal akışı içinde komşuluk ve diğer konularda bizim için insanların hukuku muazzezdir. Bu itibarla, Yaratılan her şeyi önemsemek, insan kıymeti bilmek, zulmü önlemek, zulümden uzak durmak ve affedici olmak gibi erdemler birlik ve beraberlik açısından son derece önemlidir. 

 Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki:

“Bir kimse, bir mü’minden dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde o mü’minin sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve âhirette kolaylık gösterir. Bir kimse, bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve âhiretteki ayıplarını örter. Mü’min kul, din kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımındadır. Bir kimse ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah da ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Bir topluluk, Allah-u Teâlâ’nın evlerinden bir evde toplanıp Allah’ın kitabını okur ve onu aralarında müzakere eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa, üzerlerine sekinet iner ve kendilerini rahmet kaplar. Melekler onları kuşatırlar, Allah-u Teâlâ da onları kendi nezdinde bulunanların arasında anar. Amelinin kendisini geride bıraktığı kişiyi, nesebi öne geçirmez. ” (Müslim, Zikr 38. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 17 )
 
Yine ayrıca doğru olmak, aldatmamak, dayanışma içinde olmak, yardımcı olmak ve ihtiyaç sahiplerini gözetmek, tahammül etmek, sabırlı olmak, merhamet sahibi olmak, aciz bir insan olduğumuzu bilmek, dilimize sahip çıkmak ve ahlaklı olmak gibi hasletleri birlik ve beraberliğimiz için yaşatmaya gayret göstermeliyiz. 

Birlik ve beraberliğe engel olan hususlara da ferdi ve toplumsal hayatımızda yer vermemeli, bu konuda son derece dikkatli olmalıyız. Bu itibarla beraber yaşamaya engel olan bazı hususları da şöyle sıralamak mümkündür: Hayata bakışta değişiklik / İman gözlüğü, Dünyevileşme / Dünyaya aldanma, Enaniyet, Kin ve nefret, Bencillik / Nefsini önceleme, Hırs / Kıskançlık, Hasislik, Kavmiyetçilik / Kabilecilik, Bölgecilik, Günaha müsamaha ve Yalan. 

Sadece bunlar mı? Elbette değil. Toplumda fitne çıkaracak kardeşlik hukukunu zedeleyecek her türlü davranış birliğimize zarar verir. Bu sebeple özellikle çocuklarımızı yetiştirirken, toplumsal konuda gerekli olan bu duyarlılığı göstererek yetiştirmek hepimizin ortak görevidir. Bu konuda bizim millet olarak engin tarihi tecrübemiz vardır. Farklı inanç grupları ve farklı etnik kökene sahip insanlar ile bir arada asırlar boyunca yaşamış olan bir ecdadın çocuklarıyız. Bu tarihi tecrübe bizim için elbette en önemli referans kaynaklarımızdan birisidir. Bu itibarla birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde fitne ve ayrımcılıktan uzak durmalıyız. Ve bu konuda her birimiz üzerimize düşen gayreti göstermeliyiz. Rabbim, bizi ve bütün Müslümanları birlik ve beraberliğimizi bozacak her türlü yanlıştan muhafaza buyursun. 
 

Bu yazı toplam 204 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar