1. YAZARLAR

  2. Mehmet Aksoy

  3. Başarılı Olmada Sabrın Rölü
Mehmet Aksoy

Mehmet Aksoy

Sosyolog - Eğitimci
Yazarın Tüm Yazıları >

Başarılı Olmada Sabrın Rölü

A+A-

Sevinç ve mutluluk kapısının anahtarı sabırdır.

Sabır kelimesinin kökeni Arapça’dır ve ‘birini bir şeyden alı koymak, hapsetmek, tutmak’ gibi anlamlara gelir. Sabrın karşıtı; acelecilik, telaş, sızlanmak, şikâyet etmek gibi kavramlardır. “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır”, “Sabırla; koruk, helva; dut yaprağı, atlas olur”, “Sabreden derviş, muradına ermiş”, “Sabreyle işine, hayır gelsin başına”, “Sabrın sonu selamettir” gibi atasözlerimiz, sabrın kültürümüzdeki yerini ve önemini ortaya koyar.Sabır, her insanın sahip olması gereken önemli bir erdemdir ve bu erdem insana her fırsatta nasihat edilmiştir.

Başarılı bir insanın en önemli özelliklerinden birisi de sabırlı olmasıdır. Sabır, koşulların zorlaştığı zamanlarda özgüven ve cesareti kaybetmeme duygusudur.  Peki Sabırlı olmak nasıl öğrenilir?

Sabırlı olmak çoğu zaman zordur; ama gerçekten büyük işler başarmış herkes için başarıya ulaşmanın en önemli yollarından birisi sabretmektir. Sabır, ani ve düşüncesizlikle atılmış adımların önüne geçer ve seçenekleri sakince değerlendirebilmek için bize zaman sağlar. Planlarımızı verimli bir şekilde uygulayabilmemize imkan verir.

Canlılar içinde ‘zamanla’ ilgili zihinsel bilgi bir tek insanda mevcuttur.Geçmiş ve gelecekten haberdar olma özelliği genetik yapısı itibari ile insana mahsustur.Yeryüzünde ‘vakti’ fark eden, soran ve planlarını buna göre hazırlayan tek canlı varlık insandır.

Zaman kavramı bize sabırlı olmayı hatırlatır.Sabır sayesi ile insan vakti yönetir.

Sabır, insana bir taraftan beklemeyi, diğer taraftan zevklerini, isteklerini ertelemeyi nihayetinde acılara katlanmayı öğretir.

Sabırlı kişiler; sosyal faaliyetleri yüksek, kişiler arası ilişkileri güçlü ve akademik alanda başarılıdırlar. Sabır kişinin kendi benliğini (egosunu) eğitmesi sonucunda ortaya çıkar.Kişi bir olay ve konu karşısında tahammüllü olmayı öğrenemezse , kişinin yaşadıkları ona sabırlı olmayı öğretir. Örneğin;kişiler arası diyaloglarda karşısındakinin konuşmasının bitmesine tahammül edemeyenler, sözünü kesenler, kendileri konuşurken karşısındakiler tarafından sözleri kesilirse bunun ne kadar nahoş bir durum olduğunu anlarlar. Sabırlı olmak olumsuz hareketlerin ortaya çıkmasını engeller.

Derslerinde başarılı öğrenciler dersleri başında azimle sıkılmadan çalışan öğrencilerdir. Yaratılış olarak her bireyin zeka düzeyi bir değildir. Ama her birey azim ve sabırla derslerine çalışarak başarıyı yakalayabilir. Çalışmak , sabrı gerektirir.

Sabır, diğer erdemlerin üzerinde geliştiği  temel değerdir. Hayatta zorluklara  tahammül edenler mükafatlarını mutlaka alırlar. Duygu ve düşüncelerine disiplin altına alanlar yaşamda en az hata yapanlar.Duygu ve düşüncelerini disiplin altına almak sabırlı olmayı gerektirir.

Çocuklara küçük yaştan itibaren sabır etmek öğretilmelidir.Anne baba eve misafir geldiğinde misafir sofraya oturmadan oturulmayacağını , misafir sofradan kalkmadan  kalkılmayacağını öğretilmelidir. Çocuğun sofra adabını öğrenmesi sabır yoluyla gerçekleşir.

    Bir Azim ve Sabır Hikayesi…

Japonya’da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir hayali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak… Sol kolunu kaybetmesiyle bu hayali yıkılan çocuğun babası onu Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına götürerek yardım istemiş.

Usta ertesi günden itibaren tam on yıl boyunca çocuğa tek bir hareket öğretmiş ve her gün bu hareketi çalışmasını istemiş.

Çocuk zaman, zaman hocasının yanına gitmiş.

“Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?” diye sormuş. 

Hocanın cevabı: “Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz” olmuş.

Çocuk judodaki 10’uncu yılını doldurduğunda hocası yanına gelip “Hazır ol” demiş “Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın.” Delikanlı şaşırmış. Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. Delikanlı ilk müsabakasına çıkmış.

Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. İkinci, üçüncü maç, çeyrek final, yarı final derken final maçına çıkmış. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış. Rakibini yenmiş ve şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş ve;

“Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım” diye sormuş.

Hocası da:

“Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir, İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir” demiş.

“Bazen farkına varmasak da eksik gördüğümüz taraflarımız aynı zamanda en güçlü taraflarımız olabilir.”

Allah’a emanet olun, esen kalın


 

Bu yazı toplam 841 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.