1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. Bana ne Amerika'dan !
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Bana ne Amerika'dan !

A+A-

Bir baharı daha geride bırakıyoruz. Bahar denilince çiçekler, çiçek denilince “o” her mevsimin bir çiçekle başlayacağını ifade eden Savunan Adam gelir aklımıza.  Yapraklar dökülür, mevsim bahardan kışa döner. Yine “o” söyler biz hatırlarız, 90’lı yılların Türkiye’sinde –memleketin kışında- meclis kürsüsünden “Bana ne Amerika’dan bana ne!” deyişini. Bu ifade bugün mazlumların safında, inan yüreklerde karşılık bulan “Dünya beşten büyüktür!” meydan okumasının, 90’lı yıllardaki ifadesi, karşılığı, versiyonu; bir anlamda temeli, nüvesi, Türkiye’de ilk ifade edilmiş hali, Er-bakan’casıdır. Ve tabi ifadeler meydan okuyunca; memleketin kışından, soğuğundan nasibini alır, bu ifadeler. 28 Şubat olur, zulüm olur ama zulm ile âbâd olunmaz, zulüm sonsuza dek olmaz. “Bin yıl sürecek!” diyenlerin defteri dürülür, hesabı görülür. Görülür de oyun biter mi? Devreye yeni oyunlar sokulur, yeni piyonlar piyasaya sürülür. Kurulan cümlelerde kelimeler farklı, söyleyen başka isimler olsa da hedef aynı olunca, oyun da aynı yerden kurulur yine, piyonda aynı efendilerin(!) köpeğidir. Onlar da isim değiştirir, versiyon değiştirir. 28 Şubat’ta “laik” olur piyonlar, 15 Temmuz’da dindar(!) . Görüntü farklı olsa da it yine o ittir. Biz tanırız onu hem milletçe; paçamızdan tuttuğu yerden, dişlerinin izinden, sahibinden, salyasından, havlayışından,.. 

Menderes’i asıp, ipin parasını eşinden isteyenler Amerika’da eğitim görüp gelmiştir ki biz biliriz milletçe neyin eğitimini aldıklarını. 12 Eylül’de Beyaz Saray’dan “Bizim çocuklar başardı.” sesi duyulur ki biz biliriz, onların kimin çocuğu olduğunu. 15 Temmuz’un elebaşı Pensilvanya’daki ininde durur ki biz biliriz, milletçe kimin iti olduğunu.
Ve gün olur.. İşe yaramaz olurlar. Kimi cezasını bulur milletten, kimi sahibinin yanında alır soluğu, ardına bakmadan kaçar sahibinin yanına/yamacına/inine. 

Planlar tutmamış, piyonlar işe yaramamıştır. Bu defa elinde kemiğiyle “sahip” çıkar piyasaya, piyonlarına umut olur. “Hah!” derler “Şimdi tamam, bitirdik sizi!” Gaza gelir uslanmaz itin biri sosyal medyadan “Anam avradım olsun.” diye twit atar. “Bizce problem yok.” deriz biz de “Olsun gözüm, olsun.” 

17 ve 25 Aralık’ın Amerikan versiyonu vizyonda. O kadar tükendiler ki oyuncu “piyon” değişikliği bile yapamadılar. Aynı beceriksiz oyuncularla saha dışından şut çekecekler. Gol olur mu? Göreceğiz. Ama tecrübe ettiğimiz kadarıyla; ceza sahasından çektikleri şutlarla gol atamayanlar, saha dışından ne kadar kaleyi tutturabilir? 

Tabi ki kolay olmayacak bu süreç. Bize bir olmak, birlik olmak düşer. Şut Amerika’dan çekiliyorsa, Anadolu tribünde kalır mı? Eğer gerekirse, aynı inancı taşıyanlar fert fert her yerde birlik ruhuyla sahaya iner mi? Göreceğiz.

Yakın zamanda parti kapatma davasından, 367 krizine; 17/25 Aralık yargı darbesi girişiminden, 15 Temmuz kalkışmasına Türkiye’ye şah çekenlerin mat olduğunu gördük. Elhamdülillah.. Yeniden, bir şah daha çekiliyor. Kim mat olur? Göreceğiz. Bize; ideolojileri, farklılıkları bir yana bırakıp, meselenin “memleket” olduğunun idrakiyle omuz omuza olmak düşer. Tabi birileri de mal bulmuş mağribi edasıyla bu çekilen şahtan medet umacak, ülkesinin, milletinin yanında saf tutmak yerine, Amerika’dan yana saf tutacak. “Bugün bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye bile razıdır.” diyen üstat Necip Fazıl’ı haklı çıkartacaktır tabi. Maalesef, böyle. “Batılılardan nefret ediyorum, Amerika’dan nefret ediyorum; ama daha çok Amerika’nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum.” Şehid Seyyid Kutub’a da Üstat Necip Fazıl’a da rahmet olsun. Allah yardımcımız olsun.

Esen kalın..


 

Bu yazı toplam 1067 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.